Efendim! Sendikalar işçinin, memurun, emeklinin hakkını arıyormuş, savunuyormuş, emek, alın teri mücadelesi veriyormuş…
Hadi canım sende…
Eskiden, 'kadın hakkı yoktu. Çünkü Hakkı erkek ismidir' diye bir espri vardı. Bu mealde kapitalist sistemde hele hele ihtiyat akçesini bile hazineye devretmiş bir hükümet döneminde hak aramak, kadın Hakkı'yı aramaya benzer.
Biraz gevşediysek! Konuya dönelim. Türk-İş başkanı gündemde. İstifası isteniyor. Neden? Açık kalan mikrofon kazasından ötürü… Peki, o mikrofon açık kalmasaydı böyle bir talep olur muydu? Hayır.
Sonra mikrofon kazasını geç! Ne koltuk sahiplerinin alenen milletin gözünün içine baka baka neler söylediklerini, neler yaptıklarını hepimiz duyduk.
İstifa eden var mı? Yok. Eee! Türk-İş Başkanı neden istifa etsin?
Sendikalar ne iş yapar?
Başta Türk-İş olmak üzere bazı sendikalar ülkemizdeki ekonomik verileri, alım gücü ve yaşam standartları adı altında yaptıkları araştırmaları açıklar ve hükümete, 'insanca yaşamak için ücretlerin şu kadar arttırılması' çağrısı yaparlar.
Bu konuda en aktif sendika Türk-İş'tir. Her altı ayda bir açlık ve yoksulluk verileri açıklar. Kulağa hoş gelen, muhalefet partilerinin bile kuramadığı cümleleri kurarlar. Sonra? Sonrasını son bölümde yazacağım.
Memur-Sen herhalde memur-kravat eşleşmesinden olsa gerek polemiklere girmez. Hükümetlerin paralelinde varlığını sürdürür.
KESK ve DİSK gibi sendikaları, büyük takımların tribün liderlerine benzetiyorum. Müthiş hararetli konuşmalar, çıkışlar hatta gözdağları verirler. Ama düdük hakemin elindedir ve hakem ne çalarsa ıh, mıh etse de razı olur, susarlar.
Bir de Hak-İş diye bir sendika varmış. Bu yerel seçimler sonrası ismi gündeme geldi. El değiştiren eski AKP'li belediyelerden, 'işçi attırmam' diye fedailik yaparken gördüm.
* * *
Bakın! Her yıl asgari ücret tespit komisyonu, memur-işçi emekli ücretleri için sendika temsilcileri ile hükümet yetkilileri bir araya gelir.
Ha! Bir araya gelmeden önce sendika başkanları bildik hararetli cümlelerini kurar, şu kadar artış istiyoruz yoksa (!) diyerek hükümete gözdağı verirler.
Sonra bir araya gelirler. Kapılar kapanır. Sonra açılır. İlk görüşmede taraflar uzlaşamamıştır. Sendika başkanları yine hak, emek, alın teri vurgusu yapar ve ikinci görüşme için hükümetin gerekli adımları atmasını isterler.
Hükümet yetkilileri ise sakindir. İkinci görüşme için buluşurlar ve kapılar kapanır. Hükümet bildik üzere ilk masaya koyduğu rakama bir, iki puan ekler. Kapılar açılır; Anlaştık. Hayırlı, uğurlu olsun.
Sendikalar neden kapatılmalıdır?
Sıcak bir örnek vereyim; 5 milyondan fazla memur ve memur emeklisini ilgilendiren maaş zamları için Memur-Sen masaya taban aylığa seyyanen 200 lira, ilk yıl yüzde 8+7, ikinci yıl yüzde 6+6 zam ve birinci yıl yüzde 3, ikinci yıl yüzde 2 refah payı talebini koymuştu.
Türkiye Kamu-Sen'in elinde ise taban aylığa seyyanen 600 lira, ilk yıl yüzde 10+10, ikinci yıl yüzde 8+8 zam ve her iki yıl için yüzde 3 refah payının yanında memurlara da bayram ikramiyesi ödenmesini talebi vardı.
Hükümet ise yılın ilk 6 ayı için yüzde 3.5, ikinci 6 ay için yüzde 3, 2021'de ise ilk 6 ayda yüzde 3, ikinci 6 ayda ise 2.5 zam ve enflasyon farkı teklif etti.
Sendikalar, 'bu teklifi yok sayıyoruz, kabul edilemez' dediler. Birkaç gün içinde tekrar buluşacaklar. Hükümet 3.5'i, 5.5 filan yapacak, üçte birini bile vermeyecek. Sonuç; Hayırlı olsun.
Türk-İş Başkanı masaya nasıl oturmuştu?
En düşük ücret 3 bin 500 liraya yükseltilmeli, tüm kamu işçilerine seyyanen brüt 300 lira zam, ilk 6 ay yüzde 15, ikinci, üçüncü ve dördüncü 6 aylarda enflasyon artı 3 puan refah talep etmişti.
Ne aldı? Üçte biri bile değil. Bir de mikrofon.
Net olarak görüldüğü gibi sendikalar kanunlarda belirtilen özelliklerini kaybetmiştirler, yaptırım güçleri yoktur, gereksizdirler, kapatılmalıdırlar!
Aynen katılıyorum...
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025