Türkiye, açık seçik bir savaşa sürükleniyor. Hem de maksadı meşru olmayan bir savaşa. Halbuki yıllar önce, Mustafa Kemal Atatürk şöyle demişti: "Maksadı ne olursa olsun vatan tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir."
Vatanınız tehlikede mi? Savaşa girersek tehlikede, girmezsek bir şey yok. Hal böyle iken, bazıları Mustafa Kemal Atatürk'ün deyimiyle Türkiye'nin bir cinayete, yani Irak savaşına mutlaka katılması gerektiğini savunuyorlar.
Peki ama ne için, kim adına, kime karşı savaşacağız? Öne sürülen gerekçelerin hepsi yalan, hepsi uyduruk.
ABD'nin Irak'a savaş açmasının gerçekte iki sebebi var: Petrol ve İsrail'in tarihi, dini emelleri. Neden İsrail'in emelleri ? Çünkü; Yahudiler ABD'yi içten kuşatmış ve teslim almışlardır. Mesela ABD üniversitelerinde ki her 5 akademisyenden biri Yahudi. Senato üyelerinden yüzde 10'u, Kongre'nin yüzde 6'sı Yahudi. ABD Merkez Bankası Başkanı, New York belediye başkanı Yahudi.
Yahudiler, ABD içerisinde o kadar etkin ki, eski başkan Clinton, Mossad ajanı olarak bilinen birisini CIA başkanlığına atamak zorunda kalmıştır. Noam Chomsky, ABD'nin dış politikası ve politikanın oluşmasını sağlayan ABD eski Dışişleri Bakanı Yahudi Kissinger için şöyle der: "O, Amerikan dış politikasını 'Büyük İsrail' hedefine bağlamış kişidir."
ABD'nin içindeki ve dışındaki bütün Yahudiler, ABD'nin Irak'ı vurması ve Kürt Devletinin kurulması için seferber oldular. ABD'yi bu yönde teşvik ve tahrik ediyorlar. New York Times'te, ABD'nin eski başkanlarından Nixon ile Yahudilerin kilit adamlarından Safire'nin hayali röportajını hatırlayalım. Hayali röportajda Nixon şöyle diyordu: "Biz komünist bloğu Sovyetler'e karşı Çin kartını oynayarak böldük. Sizin kuşağın kullanacağı kart Türkiye'dir. Ben olsam Ankara ile pazarlığa oturur, Irak'a girmelerini teklif ederdim". Bir başka Yahudi olan Soros da Türkiye'ye şöyle öğüt veriyordu. "Sizin en iyi ihraç ürününüz ordunuzdur". Nitekim bütün bu tekliflerin hepsi, yine Yahudi asıllı ABD'li yetkililer tarafından Türkiye'ye yapılmıştır. Maaselef Türkiye'yi idare edenler de bu tekliflere sıcak bakıyorlar. Türk milletinin yüreğini yakan da işin bu tarafıdır.
Şunu çok iyi bilelim. Türkiye, bu savaşa destek vermezse ABD, Irak'ı vuramaz, vursa bile istediği sonucu alamaz. ABD eski Dışişleri Bakanı Kissinger, son çıkan kitabında bakınız ne diyor: "Türkiye savaşa karşı çıkarsa ve Suudi Arabistan ile Mısır en azından tarafsız olmazsa, bu savaş Hıristiyan dünyasının İslam'la savaşı olarak algılanır. Onun için Irak'ın bölünmesine karşıymış gibi duralım ve Türkiye'yi kaybetmeyelim. Şimdilik federal Irak teziyle yetinelim". Tabiri caizse, Türkiye'yi idare edenleri, çocuk gibi kandırmak istiyorlar. Kandırabilirler mi? Bunu zaman gösterecek.
Sözün özü, Kürt Devleti, Kürtler için değil, Yahudiler için isteniyor. Yahudilerin Kürtlere ilgisi bundandır. Yahudiler, kendilerinden başka herhangi bir ırka yakınlık duymaları gerekirse, bu ırk Araplardan başkası olmamalı. Zira Araplar, Yahudilerin amcaoğullarıdır. Buna rağmen Arapları öldürmekten zerre kadar gözünü kırpmayan Yahudiler, Kürtlere müsamaha eder mi ?
Yahudiler, güya bilimsel çalışmalar yapmışlar ve birbirlerine en yakın genetik yapıya sahip ırkların Yahudiler ile Kürtler olduğunu bulmuşlar. Tam bir kuyruklu yalan. Buna ancak aklını yitirmişler inanabilir. Tekrar başa dönerek ifade edelim. Irak savaşı ve Kürt Devleti projesinin sahibi Yahudilerdir. Osmanlı'yı parçaladığı gibi Türkiye'yi de parçalamanın peşindeler.
Necip Fazıl Kısakürek'in şu tespitlerini kulaklarımıza küpe yapalım: "Birinci Dünya Savaşı, Yahudinin dünyasını hakim kılmak hamlesi. İkinci Dünya Savaşı da ona karşı uyanan ırki kini boğdurma hareketi. Eğer Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaksa, o da Yahudi yüzünden çıkacaktır". Türk milletini bu cinayete ortak etmek isteyenlere son olarak şunu söylemek istiyoruz. Türk milleti savaştan değil, cinayetten korkar. Gelin, bu cinayete engel olalım, olamıyorsak, hiç olmazsa bulaşmayalım. Türk milletine yakışan budur.
Vatanınız tehlikede mi? Savaşa girersek tehlikede, girmezsek bir şey yok. Hal böyle iken, bazıları Mustafa Kemal Atatürk'ün deyimiyle Türkiye'nin bir cinayete, yani Irak savaşına mutlaka katılması gerektiğini savunuyorlar.
Peki ama ne için, kim adına, kime karşı savaşacağız? Öne sürülen gerekçelerin hepsi yalan, hepsi uyduruk.
ABD'nin Irak'a savaş açmasının gerçekte iki sebebi var: Petrol ve İsrail'in tarihi, dini emelleri. Neden İsrail'in emelleri ? Çünkü; Yahudiler ABD'yi içten kuşatmış ve teslim almışlardır. Mesela ABD üniversitelerinde ki her 5 akademisyenden biri Yahudi. Senato üyelerinden yüzde 10'u, Kongre'nin yüzde 6'sı Yahudi. ABD Merkez Bankası Başkanı, New York belediye başkanı Yahudi.
Yahudiler, ABD içerisinde o kadar etkin ki, eski başkan Clinton, Mossad ajanı olarak bilinen birisini CIA başkanlığına atamak zorunda kalmıştır. Noam Chomsky, ABD'nin dış politikası ve politikanın oluşmasını sağlayan ABD eski Dışişleri Bakanı Yahudi Kissinger için şöyle der: "O, Amerikan dış politikasını 'Büyük İsrail' hedefine bağlamış kişidir."
ABD'nin içindeki ve dışındaki bütün Yahudiler, ABD'nin Irak'ı vurması ve Kürt Devletinin kurulması için seferber oldular. ABD'yi bu yönde teşvik ve tahrik ediyorlar. New York Times'te, ABD'nin eski başkanlarından Nixon ile Yahudilerin kilit adamlarından Safire'nin hayali röportajını hatırlayalım. Hayali röportajda Nixon şöyle diyordu: "Biz komünist bloğu Sovyetler'e karşı Çin kartını oynayarak böldük. Sizin kuşağın kullanacağı kart Türkiye'dir. Ben olsam Ankara ile pazarlığa oturur, Irak'a girmelerini teklif ederdim". Bir başka Yahudi olan Soros da Türkiye'ye şöyle öğüt veriyordu. "Sizin en iyi ihraç ürününüz ordunuzdur". Nitekim bütün bu tekliflerin hepsi, yine Yahudi asıllı ABD'li yetkililer tarafından Türkiye'ye yapılmıştır. Maaselef Türkiye'yi idare edenler de bu tekliflere sıcak bakıyorlar. Türk milletinin yüreğini yakan da işin bu tarafıdır.
Şunu çok iyi bilelim. Türkiye, bu savaşa destek vermezse ABD, Irak'ı vuramaz, vursa bile istediği sonucu alamaz. ABD eski Dışişleri Bakanı Kissinger, son çıkan kitabında bakınız ne diyor: "Türkiye savaşa karşı çıkarsa ve Suudi Arabistan ile Mısır en azından tarafsız olmazsa, bu savaş Hıristiyan dünyasının İslam'la savaşı olarak algılanır. Onun için Irak'ın bölünmesine karşıymış gibi duralım ve Türkiye'yi kaybetmeyelim. Şimdilik federal Irak teziyle yetinelim". Tabiri caizse, Türkiye'yi idare edenleri, çocuk gibi kandırmak istiyorlar. Kandırabilirler mi? Bunu zaman gösterecek.
Sözün özü, Kürt Devleti, Kürtler için değil, Yahudiler için isteniyor. Yahudilerin Kürtlere ilgisi bundandır. Yahudiler, kendilerinden başka herhangi bir ırka yakınlık duymaları gerekirse, bu ırk Araplardan başkası olmamalı. Zira Araplar, Yahudilerin amcaoğullarıdır. Buna rağmen Arapları öldürmekten zerre kadar gözünü kırpmayan Yahudiler, Kürtlere müsamaha eder mi ?
Yahudiler, güya bilimsel çalışmalar yapmışlar ve birbirlerine en yakın genetik yapıya sahip ırkların Yahudiler ile Kürtler olduğunu bulmuşlar. Tam bir kuyruklu yalan. Buna ancak aklını yitirmişler inanabilir. Tekrar başa dönerek ifade edelim. Irak savaşı ve Kürt Devleti projesinin sahibi Yahudilerdir. Osmanlı'yı parçaladığı gibi Türkiye'yi de parçalamanın peşindeler.
Necip Fazıl Kısakürek'in şu tespitlerini kulaklarımıza küpe yapalım: "Birinci Dünya Savaşı, Yahudinin dünyasını hakim kılmak hamlesi. İkinci Dünya Savaşı da ona karşı uyanan ırki kini boğdurma hareketi. Eğer Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaksa, o da Yahudi yüzünden çıkacaktır". Türk milletini bu cinayete ortak etmek isteyenlere son olarak şunu söylemek istiyoruz. Türk milleti savaştan değil, cinayetten korkar. Gelin, bu cinayete engel olalım, olamıyorsak, hiç olmazsa bulaşmayalım. Türk milletine yakışan budur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018