Sars'tan korunma şekilleri
Sars bulaşıcı bir hastalıktır. Sars'a karşı insanın en hassas bölgesi solunum sistemidir. Bununla beraber Sars mikrobu başka yollarla da bulaşabilmektedir.
Sarstan korunmanın bütün yolları henüz tam olarak bilinmemesine rağmen yapılan araştırmalarda, bu virüsün en çok bulaştığı şekil, öksürük, hapşırık ve direk temas şeklidir. Solunum yolları en kestirme şekli olmaktadır. Bunun yanında virüsün dışarıda da bir hayli dirençli olduğu anlaşılmaktadır. Mesela kapı kollarına bulaşan bu virüsler en az 4-5 gün hayatiyet gösterebilmektedir. Sars virüsü dışkılarla da kolayca bulaşmaktadır. Dışkıda da 4-5 gün hayatta kalabilmektedir.
Onun için el yıkamaları, maske taşıma, etrafın dezenfeksiyonu ve sterilizasyonu bu hastalıkta elzem görülmektedir. En önemlisi de hastayla direk temastan kaçınmaktır. Onun için hastanın derhal tecrit edilmesi ve tamamen ayrı tutulması gerekmektedir.
Not: Devamlı el, ağız, burun ve yüz yıkamaları, Sars mikrobunun bulaşmaması için en önemli tedbirlerden biridir! Hatta en başındadır! Bu sebeple namazdan önce el yıkamaların ve abdest almaları İslam mensuplarına büyük bir avantaj sağlamaktadır. Zaten genellikle, namaz kılınan bölgelerde bu tür enfeksiyonların daha az görülmeleri de ayrı bir şekilde dikkat çekmektedir. İnancın ve bu temizlik uygulamalarının sağlığımız üzerinde, büyük avantajları mevcuttur.
Sars virüsünün direnci AIDS'ten daha fazladır. Mesela AIDS virüsü dışarıdaki ortamda fazla kalamamaktadır. Sars virüsü ise sadece 4-5 gün dayanmakla kalmamakta, 56 derece sıcaklığa da kolayca dayanabilmektedir. İnsan vücudu ise ancak 41-42 dereceye kadar tahammül edebilmektedir. Bunun üstündeki sıcaklık insan için ölüm sebebi olabilmektedir.
AB'deki durum
6.5.2003 tarihine kadar AB'deki Sars hastalığı durumunu şöyle özetleyebiliriz:
1- AB üyesi 25 ülkenin sağlık bakanları durumu görüşmek üzere birkaç gün evvel Brüksel'de olağanüstü toplandı. Hastalığın nerelerde görüldüğü müzakere edildi.
İtalya, Fransa, İngiltere, Almanya, İrlanda, İsveç, Polonya'dan sonra Sars hastalığı Yunanistan'da da görüldüğü rapor edilmiştir.
2- Dünya Sağlık Örgütü Başkanı, Gro Harlem Brundtland Sars hastalığının Çin'de bile henüz önü alınamadığını ve dünya için büyük tehlike oluşturduğunu dile getirmiş oldu. Bunun yanında "Kanada ve Vietnam çabuk hareket edip aldıkları tedbirlerle, hastalığı sınırlamayı başarmış durumdalar" dedi.
3- Dünyanın ortaklaşa tedbir alması şart olduğunu vurguladı. Ayrıca Avrupa ülkelerindeki şimdilik, Sars hastası sayısının yaklaşık olarak 33-35 civarında olduğunu olduğunu vurgulamış oldu. "Son olarak Yunanistan'da görülen bir Filipinli yolcudaki durum şüpheli bulunarak karantinaya alınmıştır" dedi.
4- Bunun yanında Rusya'da da 4 Sars vakasına rastlandığını söyledi.
5- Türkiye'de 20 Termal Kamera (Yolcuların ateşlerini kontrol etmek üzere) alınmış durumdadır. Ayrıca sağlık birimlerine dağıtılmak üzere tek kullanımlı (Disposible) özel kağıttan yapılı giysileri de almış durumdadır.
6- Bugünün son rakamlarına göre, dünyadaki Sars görülme vakası: 6523, ölüm sayısı ise: 650 civarındadır. Tabii ki, bu rakamlar devamlı değişmektedir.
Sars hastalarında
ölüm oranı
Genellikle genç ve dinç insanlar Sars hastalığını daha kolay atlatabilmektedir. Genç ve sağlıklı insanlarda bu hastalıktan ölüm oranı yaklaşık olarak % 7-10 civarındadır.
İngiliz tanınmış virologlarından Mr. Jangu Bathala'nın verdiği bilgilerde, ölüm oranları zannedilenden çok daha yüksek olmaktadır. Bunun dışında ölümlerin değişik diğer etkilere de bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu tanınmış Virologun (Virüs hastalıkları uzmanı) söylediğine göre; Orta yaşlılarda ve küçük çocuklardaki ölüm oranı ise değişmektedir. Bebeklerde bu oran çok daha yüksek olmaktadır. Çünkü onların imuniteleri henüz tam gelişmişlikten uzak kalmaktadır.
Sars'ı en zor geçiren ve ölüm oranları çok yüksek olan kesim ise 60 yaşın üzerinde olanlardır. Bu kimselerdeki ölüm oranları yükselmekte ve % 20-40 arasında değişmektedir.
Sars'ın geçirilmesinde ve atlatılmasında sadece yaşlılık rol oynamamaktadır. Hastalığın şiddeti, hastalığa yakalanmadaki kişinin sağlık durumuna da bağlı olmaktadır. Mesela karaciğer hastası, böbrek, kalp veya akciğer hastalarında bu ölüm oranları çok daha yüksek olmaktadır.
Bunun yanında eğer kişi sigara içiyorsa ölüm oranı korkunç artmaktadır. Zaten sigara dumanının zehirli etkisinden zayıflamış olan akciğer dokusu Sars virüsünden çok daha şiddetli zarar görmektedir. Hastanın nefes zorluğu ve zatürree gelişmesi çok daha şiddetli zarar görmektedir. Bu hastalar eğer 65-70 yaşından da yukarıysa ve yine de sigara içiyorsa veya uyuşturucu kullanıyorsa, o zaman ölüm hemen hemen kaçınılmaz sayılmaktadır. Bu tür insanların ölüm oranları % 50-60'dan da fazla olmaktadır. Kısacası bu hastalıktan kurtulması çok zor olmaktadır.
Sars bulaşıcı bir hastalıktır. Sars'a karşı insanın en hassas bölgesi solunum sistemidir. Bununla beraber Sars mikrobu başka yollarla da bulaşabilmektedir.
Sarstan korunmanın bütün yolları henüz tam olarak bilinmemesine rağmen yapılan araştırmalarda, bu virüsün en çok bulaştığı şekil, öksürük, hapşırık ve direk temas şeklidir. Solunum yolları en kestirme şekli olmaktadır. Bunun yanında virüsün dışarıda da bir hayli dirençli olduğu anlaşılmaktadır. Mesela kapı kollarına bulaşan bu virüsler en az 4-5 gün hayatiyet gösterebilmektedir. Sars virüsü dışkılarla da kolayca bulaşmaktadır. Dışkıda da 4-5 gün hayatta kalabilmektedir.
Onun için el yıkamaları, maske taşıma, etrafın dezenfeksiyonu ve sterilizasyonu bu hastalıkta elzem görülmektedir. En önemlisi de hastayla direk temastan kaçınmaktır. Onun için hastanın derhal tecrit edilmesi ve tamamen ayrı tutulması gerekmektedir.
Not: Devamlı el, ağız, burun ve yüz yıkamaları, Sars mikrobunun bulaşmaması için en önemli tedbirlerden biridir! Hatta en başındadır! Bu sebeple namazdan önce el yıkamaların ve abdest almaları İslam mensuplarına büyük bir avantaj sağlamaktadır. Zaten genellikle, namaz kılınan bölgelerde bu tür enfeksiyonların daha az görülmeleri de ayrı bir şekilde dikkat çekmektedir. İnancın ve bu temizlik uygulamalarının sağlığımız üzerinde, büyük avantajları mevcuttur.
Sars virüsünün direnci AIDS'ten daha fazladır. Mesela AIDS virüsü dışarıdaki ortamda fazla kalamamaktadır. Sars virüsü ise sadece 4-5 gün dayanmakla kalmamakta, 56 derece sıcaklığa da kolayca dayanabilmektedir. İnsan vücudu ise ancak 41-42 dereceye kadar tahammül edebilmektedir. Bunun üstündeki sıcaklık insan için ölüm sebebi olabilmektedir.
AB'deki durum
6.5.2003 tarihine kadar AB'deki Sars hastalığı durumunu şöyle özetleyebiliriz:
1- AB üyesi 25 ülkenin sağlık bakanları durumu görüşmek üzere birkaç gün evvel Brüksel'de olağanüstü toplandı. Hastalığın nerelerde görüldüğü müzakere edildi.
İtalya, Fransa, İngiltere, Almanya, İrlanda, İsveç, Polonya'dan sonra Sars hastalığı Yunanistan'da da görüldüğü rapor edilmiştir.
2- Dünya Sağlık Örgütü Başkanı, Gro Harlem Brundtland Sars hastalığının Çin'de bile henüz önü alınamadığını ve dünya için büyük tehlike oluşturduğunu dile getirmiş oldu. Bunun yanında "Kanada ve Vietnam çabuk hareket edip aldıkları tedbirlerle, hastalığı sınırlamayı başarmış durumdalar" dedi.
3- Dünyanın ortaklaşa tedbir alması şart olduğunu vurguladı. Ayrıca Avrupa ülkelerindeki şimdilik, Sars hastası sayısının yaklaşık olarak 33-35 civarında olduğunu olduğunu vurgulamış oldu. "Son olarak Yunanistan'da görülen bir Filipinli yolcudaki durum şüpheli bulunarak karantinaya alınmıştır" dedi.
4- Bunun yanında Rusya'da da 4 Sars vakasına rastlandığını söyledi.
5- Türkiye'de 20 Termal Kamera (Yolcuların ateşlerini kontrol etmek üzere) alınmış durumdadır. Ayrıca sağlık birimlerine dağıtılmak üzere tek kullanımlı (Disposible) özel kağıttan yapılı giysileri de almış durumdadır.
6- Bugünün son rakamlarına göre, dünyadaki Sars görülme vakası: 6523, ölüm sayısı ise: 650 civarındadır. Tabii ki, bu rakamlar devamlı değişmektedir.
Sars hastalarında
ölüm oranı
Genellikle genç ve dinç insanlar Sars hastalığını daha kolay atlatabilmektedir. Genç ve sağlıklı insanlarda bu hastalıktan ölüm oranı yaklaşık olarak % 7-10 civarındadır.
İngiliz tanınmış virologlarından Mr. Jangu Bathala'nın verdiği bilgilerde, ölüm oranları zannedilenden çok daha yüksek olmaktadır. Bunun dışında ölümlerin değişik diğer etkilere de bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu tanınmış Virologun (Virüs hastalıkları uzmanı) söylediğine göre; Orta yaşlılarda ve küçük çocuklardaki ölüm oranı ise değişmektedir. Bebeklerde bu oran çok daha yüksek olmaktadır. Çünkü onların imuniteleri henüz tam gelişmişlikten uzak kalmaktadır.
Sars'ı en zor geçiren ve ölüm oranları çok yüksek olan kesim ise 60 yaşın üzerinde olanlardır. Bu kimselerdeki ölüm oranları yükselmekte ve % 20-40 arasında değişmektedir.
Sars'ın geçirilmesinde ve atlatılmasında sadece yaşlılık rol oynamamaktadır. Hastalığın şiddeti, hastalığa yakalanmadaki kişinin sağlık durumuna da bağlı olmaktadır. Mesela karaciğer hastası, böbrek, kalp veya akciğer hastalarında bu ölüm oranları çok daha yüksek olmaktadır.
Bunun yanında eğer kişi sigara içiyorsa ölüm oranı korkunç artmaktadır. Zaten sigara dumanının zehirli etkisinden zayıflamış olan akciğer dokusu Sars virüsünden çok daha şiddetli zarar görmektedir. Hastanın nefes zorluğu ve zatürree gelişmesi çok daha şiddetli zarar görmektedir. Bu hastalar eğer 65-70 yaşından da yukarıysa ve yine de sigara içiyorsa veya uyuşturucu kullanıyorsa, o zaman ölüm hemen hemen kaçınılmaz sayılmaktadır. Bu tür insanların ölüm oranları % 50-60'dan da fazla olmaktadır. Kısacası bu hastalıktan kurtulması çok zor olmaktadır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Cahit Babuna / diğer yazıları
- Batı kültüründe toplumsal çöküş -2- / 22.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006