Geçtiğimiz pazar akşamı Prof. Haydar Baş'ın sosyal medya takipçileri ile buluşma yemeğindeydik. Programda öyle duygu yoğunluğu yaşadık ki anlatmak kelimelere sığmayabilir, ifade kabiliyetimiz yeterli gelmeyebilir. O yüzden biraz yardım almak istedim. Nereden mi? Şarkılardan, şiirlerden.
Hani Ahmet Kaya'nın çok güzel söylediği bir şarkı vardı. 'Öyle bir yerdeyim ki' diye başlayan. Gerçekten yemeğin düzenlendiği salon öyle bir yerdi ki; son zamanlarda ülkemizdeki en büyük sorunlardan biri olarak gördüğümüz ve endişe ettiğimiz kutuplaşma sorunu tamamen çözülmüştü. Hatta -ifade yanlış olmasın- bu sorunun belki de yapay olarak üretildiği, bilinçli olarak topluma zerk edildiğinin bir ispatıydı. Zira çok farklı yerlerden, çok farklı geçmişlerden, değişik meslek gruplarından, siyasi görüşlerden gelen insanlar aynı çatı altında toplanmışlardı ve çok mutluydular. Öyle bir yerdeydik ki sanki Hacı Bektaş Dergâhı. Aslanla geyik koyun koyunaydı.
Tarihçi Emre Polat darağacındaki üç fidan; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'dan bahsederken sanki herkesin kulaklarına Zülfü Livaneli 'Yiğidim aslanım burda yatıyor' şarkısını fısıldıyordu bir taraftan. Gözler yaşlanmıştı.
Ümit Zileli; 'Kendini muhafazakâr ilan edenlerin tümü buradaki bir kişinin Müslümanlığına yaklaşamaz' derken salondaki Alevi de, Sünni de hep beraber alkışlıyor ve sanki aşka gelmişler 'Yine cuş eyledi gönlüm' ilahisini mırıldanıyorlardı.
Nurcan Sabur; 'Milli Ekonomi Modeli bizim anayasamız olsun' derken herkesin içi umutla doluyor, artık yeni bir dönemin çok yaklaştığına emin oldukları gözlerinden okunuyordu ve sanki;
'Ne kadar söz varsa düne ait,
Dünle beraber gitti cancağızım,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım' diyorlardı.
Ezberler bozuluyordu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Selim Kotil projelerinden bahsederken vatanına milletine hizmet aşkıyla yananların da var olduğunu, çözüm ürettiklerini herkes görüyor, endişeler dağılıyor ve ülkede beka sorunu falan olmadığını bir kez daha herkes görüyordu. Yapılması gereken tek şeyin işi liyakat sahibine bırakmak olduğunda fikir birliğine varıyorlardı. Onlar oylarını Selim Kotil'e verme kararına varırken, aynı anda Ozan Arif sanki uzaklardan sesleniyor ve;
'Senin tek önceliğin, bence senin koltuğun,
Ne önce ülkesi be, önce senin koltuğun!' şiiriyle ülkede beka sorunu olduğunu söyleyenlerin koltuklarının bekasını kast ettiğini tasdik ediyordu.
Ve finalde Prof. Haydar Baş sahneye geldiğinde Atatürk'ü öyle aşkla anlatıyordu ki sanki onun şahsında bütün salon Ata'sını yeniden tanıyor ve 'Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa' diye alkış tutarak karşılıyordu. Atatürk'ün Ehl-i Beyt soyundan geldiğini, İmam Ali'nin velayetin başı olduğunu anlatırken sanki fonda bağlama ile
'Ali'dir imamlar başı
Evvel Allah ahir Allah
Dönemem estağfirullah
İmanım amentü billah' melodisi çalınıyor ve bizler hep birlikte semah ediyorduk.
'Sakın ha umutsuz olmayın, sizin Haydar Hoca'nız var' diyerek gülümsediğinde hissettiğimiz güven duygusu her şeye bedeldi. Salondan çıkarken 'Ben ateistim ama Haydar Hoca imam olsun arkasında namaz kılarım' diyen beyefendiyi duyunca, şu şartlarda bu milleti yeniden bir ve beraber edecek, dertlerine derman olacak tek kişinin Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu bir kez daha görüyor ve rahmetlik Müzeyyen Senar'dan 'Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım' şarkısını dinleyerek evlerimize dönüyorduk. Tabii sabırsızlıkla bir sonraki buluşmayı bekleyerek...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Asude Havuzlu / diğer yazıları
- Mutluluk… / 22.11.2020
- Üniversite sınavındaki sorunları değil sistemi tartışalım / 02.07.2020
- Kaynakların sınırsızlığı üzerine / 23.04.2020
- Artık kimse... / 18.04.2020
- Yetim kalmak / 03.04.2020
- #HayatMEMleevesığar / 30.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın-II / 26.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın / 25.03.2020
- Başkalarının acısına bakmak / 05.03.2020
- Coğrafya kader midir? / 03.03.2020
- Üniversite sınavındaki sorunları değil sistemi tartışalım / 02.07.2020
- Kaynakların sınırsızlığı üzerine / 23.04.2020
- Artık kimse... / 18.04.2020
- Yetim kalmak / 03.04.2020
- #HayatMEMleevesığar / 30.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın-II / 26.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın / 25.03.2020
- Başkalarının acısına bakmak / 05.03.2020
- Coğrafya kader midir? / 03.03.2020