Kur'ân'ın ifadesiyle insan üzerinde Allah ve Resulünden sonra en çok hakkı olan anne ve babasıdır. Ve Peygamber Efendimiz kadar anne-babanın hakkını ve değerini bilen ve de öğreten yoktur
Peygamber Efendimiz henüz dünyaya gelmeden önce babasını, dört yaşında bir çocukken de annesini kaybetmişti. Hem yetim, hem de öksüz büyümüştü. Yüce Allah onu annesiz babasız bırakmıştı, ama kendi özel himayesine ve terbiyesi altına almıştı. "Beni Rabb'im yetiştirdi ve eğitti" diyordu. Onun kadar anne-babanın hakkını ve değerini öğreten bir başkası yoktur. Kur'ân'ın ifadesiyle insan üzerinde Allah ve Resulünden sonra en çok hakkı olan anne ve baba olduğu gibi, en çok sayılması ve sevilmesi gerekenler de onlardır. Rabb'imiz, Peygamberimize hitaben anne ve baba hakkının önemini şöyle bildiriyor: "Rabb'im şunu da emretti: O'ndan başkasına ibadet etmeyin. Anne ve babaya da iyilikte bulunun. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olurlarsa onlara sakın 'öf' bile deme. Onları azarlama, onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: 'Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, sen de onlara öylece merhamet buyur!" (İsrâ Sûresi, 23-24) Anne-babanın insan üzerindeki hakkı bu şekilde açıkça belli olmakla beraber daha geniş ve kapsamlı olarak Peygamberimizin ifadelerinde de buluyoruz. Bu konudaki hadisleri bir arada okuyunca meseleyi daha iyi kavramış oluyoruz. Adamın biri Peygamber Efendimize geldi, şöyle dedi: "Allah'tan sevap ve manevî karşılık beklemek niyetiyle cihat etmek ve hicret etmek üzerine sizinle biat etmeye geldim." Peygamber Efendimiz: "Anne-babandan birisi sağ mı?" adam, "Her ikisi de sağdır." Efendimiz (sav), "Allah'tan sevap ister misin?" deyince, "Evet, yâ Resulallah." Karşılığını verdi adam. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Öyle ise anne-babanın yanına dön, onlara hizmet et." buyurdu. Enes bin Mâlik anlatıyor: Abdullah bin Amr rivayet ediyor: Peygamber Efendimize bir adam geldi ve sordu: "Yâ Resulallah yurdumu terk ederek sizin emrinize girmeye geldim. Annemi-babamı da ağlayarak bıraktım." Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: "Öyle ise onlara dön, ağlattığın gibi onları güldür."
Abdullah bin Mes'ud anlatıyor: Peygamber Efendimize sordum: "Allah katında en iyi amel nedir?" "Vaktinde kılınan namazdır." "Sonra hangisidir?" "Anne-babaya iyilik ve itaat etmektir." "Sonra hangisi?" "Allah yolunda cihattır."
Peygamber Efendimiz henüz dünyaya gelmeden önce babasını, dört yaşında bir çocukken de annesini kaybetmişti. Hem yetim, hem de öksüz büyümüştü. Yüce Allah onu annesiz babasız bırakmıştı, ama kendi özel himayesine ve terbiyesi altına almıştı. "Beni Rabb'im yetiştirdi ve eğitti" diyordu. Onun kadar anne-babanın hakkını ve değerini öğreten bir başkası yoktur. Kur'ân'ın ifadesiyle insan üzerinde Allah ve Resulünden sonra en çok hakkı olan anne ve baba olduğu gibi, en çok sayılması ve sevilmesi gerekenler de onlardır. Rabb'imiz, Peygamberimize hitaben anne ve baba hakkının önemini şöyle bildiriyor: "Rabb'im şunu da emretti: O'ndan başkasına ibadet etmeyin. Anne ve babaya da iyilikte bulunun. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olurlarsa onlara sakın 'öf' bile deme. Onları azarlama, onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: 'Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, sen de onlara öylece merhamet buyur!" (İsrâ Sûresi, 23-24) Anne-babanın insan üzerindeki hakkı bu şekilde açıkça belli olmakla beraber daha geniş ve kapsamlı olarak Peygamberimizin ifadelerinde de buluyoruz. Bu konudaki hadisleri bir arada okuyunca meseleyi daha iyi kavramış oluyoruz. Adamın biri Peygamber Efendimize geldi, şöyle dedi: "Allah'tan sevap ve manevî karşılık beklemek niyetiyle cihat etmek ve hicret etmek üzerine sizinle biat etmeye geldim." Peygamber Efendimiz: "Anne-babandan birisi sağ mı?" adam, "Her ikisi de sağdır." Efendimiz (sav), "Allah'tan sevap ister misin?" deyince, "Evet, yâ Resulallah." Karşılığını verdi adam. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Öyle ise anne-babanın yanına dön, onlara hizmet et." buyurdu. Enes bin Mâlik anlatıyor: Abdullah bin Amr rivayet ediyor: Peygamber Efendimize bir adam geldi ve sordu: "Yâ Resulallah yurdumu terk ederek sizin emrinize girmeye geldim. Annemi-babamı da ağlayarak bıraktım." Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: "Öyle ise onlara dön, ağlattığın gibi onları güldür."
Abdullah bin Mes'ud anlatıyor: Peygamber Efendimize sordum: "Allah katında en iyi amel nedir?" "Vaktinde kılınan namazdır." "Sonra hangisidir?" "Anne-babaya iyilik ve itaat etmektir." "Sonra hangisi?" "Allah yolunda cihattır."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.