Öğretmenlik Peygamber mesleğidir. Öyle ise eğitime ve öğretmene devletçe önem vermek zorundayız. Çünkü öğretmenler, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yeni nesiller yetiştirmek duygusuyla eğitilmişlerdir. Atatürk'ün başardığı eşsiz atılımla göğüs kabartıcı bir öğretmen ordusuna ulaşmak için dev adımlarla ilerlemişiz. Ne yazık ki bugün öğretmenlik mesleğini yıpratmak için iktidarın akıl almaz davranışlarını hayretle izlemekteyiz."Öğretmen kıyımı" demokrasi tarihimizin en utanç verici tanımlarından biriyle karşı karşıyayız. Düşmanca yaklaşımlar gerçekten iç yakıcı bir durum yaratmıştır. Yeni yasa ile zamanı gelince koskoca Milli Eğitim Teşkilatı'nın bir saat içinde yok olması ve yerine iktidarın istediği kişilerin atanması üzücü bir olaydır. İllerde valiler müdürleri, yardımcılarını atama yetkisine sahip olacaklar. Bunu gelin de kulağıma anlatınız. Bu atamalar iktidar partisinin il yönetimlerince yapılacak usulen valinin onayına sunulacaktır. Yasa gereği memurlar siyasetle uğraşamaz; ama siyasetçiler kapı arkasında kendi görüşlerine uygun siyası kadrolaşmayı oluşturmada sakınca görmezler ve görmeyeceklerdir? Demokrasiyi ters anlamanın daha doğrusu çıkar çevrelerinin çıkarı için şu ana kadar oturmuş ve eğitime hizmet eden deneyimli kadroyu bir anda yok sayarak kendi ideolojik görüşünde bir eğitim sistemi oluşturmak ülke çıkarları açısından yanlıştır. Biliyoruz ki Atatürk, toplumun gelenek-göreneklerine saygılı ve İslam dinini din olarak benimsemiş bir toplum yaratmak için çaba göstermiştir. Bunun mimarları da öğretmenlerin olacağını işaret etmiştir. Onlarla çağdaş, uygarlık yolunda hedefe ulaşacağımıza işaret etmiştir. Onun için Atatürk'e başöğretmen unvanı verilmiştir. Biliyoruz ki o, hep başöğretmenlik unvanıyla övündü.Türkiye'de okuma çağındaki çocuklarımızdan azımsanmayacak kadarı 21. asırda okulsuz ve öğretmensizdir. Hele taşımalı eğitime geçtikten sonra devleti temsil eden öğretmen o köyden uzaklaştırılmıştır. Öğretmeni yalnız kara tahta başında eğitim veren insan olarak görmenin acısını taşımalı eğitime geçerek yaşamaktayız. Çünkü öğretmen sınıfta öğrencilerini eğiten, kahvehanelerde, camilerde o köyün insanına hayatı öğreten kişidir.Köylerimizde devletin paraları ile yapılan o güzelim okullar terk edilmiştir. Gazetelerden okuyoruz. Geçmişte ilim irfan yuvası olan okullar şimdi Muhtar'ın samanlığı hatta ahırı durumuna düşürüldü. Karanlığa karşı aydınlığı tercih eden öğretmenler köylerden uzaklaştırılarak, köyler, iktidarın istediği gibi at koşturduğu alanlar oldu. Bu olumsuzluklara sağduyu yanıt vermelidir. Yarasalar gibi aydınlıktan korkan yönetim, bunun yanıtını kendisi bulmalıdır. Öğrencileri köylerden toplayarak merkezi okullara getirene kadar öğretmenleri köylere götürmek; hatta onların orada kalmalarını sağlamak insani görevdir.İktidar, benim öğretmenim, onun öğretmeni diye bakmamalıdır. Onun bilgisine, vatanseverliğine güvenerek geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımızı, gençlerimizi emin olduğumuz ellere teslim etmelidir. Unutulmamalıdır ki söz daima gerçeğin, bilimselin elinde olursa güzel sonuçlara gider. Bu tarihin yasasıdır. Bu yasa doğru, güzel hatta kutsal bir kanundur.Sosyal Devlet ve Ulusal Devlet anlayışında ekonomik paylaşım nasıl adilse geleceğin eğitimi de adil olacaktır. Bu da öğrenciler için eşit eğitim koşulları yaratmakla mümkündür.Ne dersiniz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ekrem Yazar / diğer yazıları
- Atatürk Gençlik ve Spor Bayramı / 20.05.2023
- Ulusal günümüz ve çocuklarımız / 24.04.2023
- Neden köy enstitüleri? / 19.04.2023
- Lider olmak kolay mı? / 06.04.2023
- Doğru paylaşmak / 27.03.2023
- Bir ulusun direnişi (18 Mart) / 20.03.2023
- Okullarımız / 13.03.2023
- Önemli olan sistemdir / 01.03.2023
- İnsan olmak / 20.02.2023
- Dağ başını duman aldı / 12.02.2023
- Ulusal günümüz ve çocuklarımız / 24.04.2023
- Neden köy enstitüleri? / 19.04.2023
- Lider olmak kolay mı? / 06.04.2023
- Doğru paylaşmak / 27.03.2023
- Bir ulusun direnişi (18 Mart) / 20.03.2023
- Okullarımız / 13.03.2023
- Önemli olan sistemdir / 01.03.2023
- İnsan olmak / 20.02.2023
- Dağ başını duman aldı / 12.02.2023