Senelerden beri bu ülkede emek inkâr edildi, alın teri inkâr edildi. Yer altı ve yerüstü zenginliklerimiz, doğal kaynaklarımız vs. inkâr edildi.
Bu gerçekleri dile getiren, milli para, diyen, faiz bir hastalıktır, diyen, faizsiz bir ekonomi modeli ortaya koyan Prof. Dr. Haydar Baş'ta inkâr edildi.
Diğer taraftan faiz dünya gerçeğidir, denilerek kabullenildi. Yabancı sermaye, denildi. Borçlanarak büyüme denildi. Özelleştirme denilerek, devlet kurumları satıldı. Üretim değil ithalat teşvik edildi. Bankalar mantar gibi çoğaldı.
Sonuçta devlette, millette küresel tefecilere, bankalara, finans kurumlarına borçlandı. Öyle ki borcun faizini bile ödeyemeyecek duruma gelindi.
Son yaşanılanlar malum. Yıllardır inşaat sektörü ile ekonomiyi ayakta tutma gayretinde olan iktidar, bu sektördeki daralmanın önüne geçmek için Diyanet'i devreye koydu.
Diyanet, TOKİ ve devlet bankaları arasında bir bağ kurdu ve faiz değildir, dedi.
Hem bu konunun mahiyetini anlamak için, hem devlet ve milletimizin nasıl bu hale geldiğini idrak etmek, hem de maddi ve manevi kurtuluşun yolunu bulmak, anlamak için parayı tanımamız, mahiyetini bilmemiz gerekir.
Bizler paranın mahiyetini anladığımız zaman nasıl sömürüldüğümüzü ve bu sömürüden nasıl kurtulacağımızı da anlamış oluruz.
Şimdi bir öğrenci edasıyla Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modelinde anlattığı şekliyle, 'para nedir, özellikleri nelerdir' sorularının cevaplarını hep birlikte öğrenelim.
Para nedir?
Para hakkında günümüz iktisat modelleri yanlış ve eksik tarifler yapmışlardır. Kapitalist anlayışa göre para sadece mübadele ve tasarruf aracıdır.
Bu anlayışta, paranın tahrik unsuru olma özelliği ve emeğin devreye konması sonucu elde edilen üretimin karşılığı olma özelliği yok sayılmıştır.
Para hakkında bilgi sahibi olmak için, paranın hangi fonksiyonları yerine getirdiğini incelemek gerekir.
Para, bir mübadele (değişim) ve tasarruf (değer saklama) aracıdır.
Ekonomideki unsurları harekete geçiren bir tahrik unsurudur.
Ayrıca emeğin devreye girmesi sonucu elde edilen üretim ve hizmetin karşılığıdır.
Kısaca paranın tanımı; mübadele, tahrik unsuru olma, tasarruf ve üretilen mal ve hizmetlerin karşılığı olması özelliklerinden hareketle yapılabilir.
Emeği devreye koyan, atıl duran yeraltı ve yerüstü kaynaklarını harekete geçirerek ekonomik değer üreten, tüketicinin ihtiyaçlarını talebe dönüştüren, piyasalarda oluşan talebe cevap verecek üretimi devreye koyan, üretim faktörlerini tetikleyen, üretimde ve tüketimde tahrik unsuru olan, mal ve hizmetin karşılığı olan maliyetsiz para, ekonomide her şeydir. Bu gerçekler ışığı altında paranın dört temel özelliğini ele alarak inceleyelim.
1. Tahrik Unsuru Olması
2. Emeğin ve Üretimin Karşılığı Olması
3. Mübadele Aracı Olması
4. Paranın Tasarruf Özelliği
Tahrik Unsuru Olması
Milli Ekonomi Modeli'nde para, emeği tahrik ederek mal ve hizmet üretimini sağlayan bir araçtır.
Başka bir ifadeyle "işlemci" olan para, üretim ve tüketimle ilgili niyetlerin ortaya çıkmasına vesiledir.
Bugüne kadar hiçbir ekonomi görüşü, paranın niyetin zuhuruna vesile olması özelliğine değinmemiştir. Paranın tahrik edici bir unsur (işlemci) olduğu Milli Ekonomi Modeli'nde paraya yüklenen bir fonksiyondur.
Tahrik unsuru olan para, insanla buluşturulduğunda, ekonomik bir niyetin zuhuruna neden olduğu gibi var olan niyetin de açığa çıkmasına sebep olur.
Para bu yönüyle iktisat ekollerinin iddia ettiği gibi ekonomiyi örten bir peçe değildir. Yani nötr (etkisiz) değildir. Bilakis üretim ve tüketimi tetiklediği için aktif bir rol oynamaktadır.
Paranın tahrik unsuru olma özelliği kullanıldığında, sınırsız kaynaklar insanların istifadesine sunulur ve bu şekilde sonu gelmeyen bir hazinenin de sahibi olunabilir.
Emeğin ve Üretimin Karşılığı Olması
Pratikte para olmadığında gıda, giyim, barınma, güvenlik, sağlık gibi temel ihtiyaçlar karşılanamayacağı gibi, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ortaya çıkaracak emeği de devreye koymak mümkün olmaz. Dolaysıyla üretim ve tüketim faaliyetleri yapılamaz.
Para, harekete geçirdiği emeğin ürettiği mal ve hizmetlerin karşılığıdır.
Üretimi devreye koyacak paranın başlangıçta karşılığı olmayabilir. Para, üretimle birlikte kendi karşılığını ve hatta daha fazlasını oluşturma kabiliyetine sahiptir.
Zati değeri olmayan paranın maliyeti, üretim faktörlerini devreye koyarak elde edilecek mal ve hizmetin değerinden çok daha az olacaktır. Paranın bu özelliği de tıpkı paranın tahrik unsuru olması özelliği gibi tamamen Milli Ekonomi Modeli'nin ortaya çıkardığı bir gerçektir.
Milli Ekonomi'de piyasalarda dolaşan para, maliyetsiz olduğu gibi emeği tahrik edecek üretim faktörlerini devreye koyacak para da maliyetsiz paradır.
Başlangıçta zati değeri olmayan para, tahrik özelliği ile beraber mal ve hizmet üretimini sağlayarak kendine karşılık bulur.
Emeğin ve üretimin karşılığı olarak devreye girecek olan para, atıl duran insanların emeğini harekete geçirir.
Örneğin; yol yapımı için gerekli malzemeler dağlardan temin edilerek, insanların ihtiyacı olan yollar hizmete sunulabilir. Bu sayede hem insanların emeği değerlendirilecek, hem de yol yapılarak ekonomik bir değer oluşturulacaktır.
Paranın bu özelliğini farklı bir örnekle şöyle de açıklayabiliriz: 1 çuval mısırı toprağa attığımızı ve hasat zamanı 10 çuval mısır elde ettiğimizi varsayalım.
Bu takdirde 9 çuval mısır, paranın emek ve üretimin karşılığı olma özelliğinin kullanılmaması durumunda piyasalarda talep daralmasına sebep olur. Piyasada olması gereken para, 10 çuval mısırın karşılığı olmalıdır."
(yarın devam edelim)
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025