Geçmişten bugüne kadar ülkenizdeki herkesin simsiyah camları olan bir çift güneş gözlüğüyle doğduğunu hayal edin. Sürekli güneş gözlükleri takmanın garip olduğu kimsenin aklına gelmemiş. Bu hep böyleymiş ve gözlükler bedenin bir parçası gibiymiş. Herkesin bireysel olarak kendi algı dünyasıyla gördüğü, düşündüğü ve deneyimlediği her şey beyne siyah camlardan geçerek girdiğini düşünün. Gözlüklere rengini veren ülkenizdeki insanların paylaştıkları veya onlara dayatılan değerler, tutum ve fikirlerdir.Herkes malum gözlükleri takarken birisi geldi ve gözlüklerinizi çıkardı. Gözlüklerinizi çıkardınız ve dünyaya baktınız. Ne acayip bir tablo oluşur, değil mi? Meğer o güne kadar doğru bildikleriniz yanlışmış. Yani renkler, olaylar tüm dünyanız tamamen değişti. Hayretler içinde kaldınız. Şimdi etrafınızdaki diğer insanlara güneş gözlükleriniz olmadan gördüklerinizi göstermek, anlatmak onları da bu olaya ortak etmek için çabalamaya başladınız. Tabii, onlar hâlâ o gözlüklerden bakıyor olacaklar; size ve anlattıklarınıza.Ne yapmak gerek? Doğduğu günden beri taktıkları o gözlükleri çıkarttırmak gerek. Bunu yaparken de zaman zaman o gözlükten bakıp karşımızdaki bizi nasıl algılıyor diye de bakmak gerek. Doğduğundan beri kapitalizmin simsiyah gözlüğünden bakan millete güneşi yani Milli Ekonomi Modeli'ni gösterince senin gördüğünü direkt göremeyebilir. Ama gözlükleri atınca gördükleri gözleri kamaştırıyor. İşte o zaman doğru diye bildikleri kapitalist anlayışı kökten değiştiriyor, insanlara tekerleme gibi ezberletilmiş cümleleri yerle bir ediyoruz.Demem o ki, kaynakların sınırlı olduğu algı zeminde ülkemizin açlık sınırı rakamları gerçeğine rağmen 5000 TL asgari ücret 'olmaz' gibi geliyor. Peki, bu durumda ne mi yapıyoruz? Önce "kaynaklar sınırsızdır" temelini atıp, ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını bir bir ifade ederek üstüne bir de tüketimin kaynak olduğunu bina ediyoruz. Bu muhteşem ilim karşısında hem hayret, hem hayranlık uyanıyor bu arada. Bir de üstüne dünyada hali hazırda yaşanan örnekleri görünce, yabancı vekillerin hayranlıkla "Ne mutlu Türküm diyene" dediğini izleyince gurur duyuyor insanlar, haklı olarak.Tüm bu anlattıklarımız o gözlükleri atabildiğimiz, attırabildiğimiz zaman gerçekleşiyor, elbette. Milli Ekonomi Modeli, Sosyal Devlet/Milli Devlet projelerine kapitalist gözlüklerden bakanlar, kapitalizmi tek gerçek, ABD'yi ve AB'yi olmazsa olmaz kabul edenler karanlıkta kalmaya mahkûm.Bu mahkûmiyeti sona erdirecek kişi de belli. Ne mutlu bize... Milleti bu karanlıktan aydınlığa çıkartmak, fakirliğe teslim olmuşluktan zenginliğe kavuşturmak, gerek batıdan korkup gerekse batı hayranlığıyla kendi milli duruşundan vazgeçmişleri; ecdadı gibi işgale ve sömürü sistemine yeniden meydan okumak için yola çıkmış Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu aramızda.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İlay Sultan / diğer yazıları
- Ehl-i Sünnet İmamları'nın Ehl-i Beyt sevdası / 19.06.2017
- Atatürk ve 19 Mayıs üzerine / 21.05.2017
- Gadir-i Hum'un önemi / 03.05.2017
- Gadir-i Hum / 28.04.2017
- Yalan dehlizinde sürüklenen millet / 19.04.2016
- Bu kaçıncı kara sabah? / 08.02.2016
- Uzaylı taşlama / 23.06.2015
- Milli Mücadelede Akif'in safı / 29.05.2015
- Sokağın nabzı / 28.04.2015
- O gözlükleri çıkarın / 21.04.2015
- Atatürk ve 19 Mayıs üzerine / 21.05.2017
- Gadir-i Hum'un önemi / 03.05.2017
- Gadir-i Hum / 28.04.2017
- Yalan dehlizinde sürüklenen millet / 19.04.2016
- Bu kaçıncı kara sabah? / 08.02.2016
- Uzaylı taşlama / 23.06.2015
- Milli Mücadelede Akif'in safı / 29.05.2015
- Sokağın nabzı / 28.04.2015
- O gözlükleri çıkarın / 21.04.2015