Allah Resulü'nün Gadir hutbesi, Allah'ın emri ile Hz. Ali'yi imam tayin ettiğini ümmetine bildirdiği hutbedir. Hac vazifesinden dönerken Zilhicce ayının on sekizi, Perşembe günü Gadir-i Hum denilen mevkide Peygamber Aleyhisselam 124 bin sahabesine Hz. Ali'yi müminlerin emiri olarak tanıtmıştır. Hadis ve tarih ehlinin hemen hepsinin ittifakıyla, Allah Resulü (s.a.v) Gadir-i Hum günü okuduğu hutbede şu cümleleri buyurmuştur: "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır."
Resûlullah, hac farizasını yerine getirip Medine'ye doğru yola çıktı. Cuhfe'ye varmadan, Gadir-i Hum denilen yere gelindiğinde Cebrail nazil olup, "Ey Muhammed, Allah (Azze ve Celle) sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: 'Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et (duyur). Eğer bunu yapmazsan, o takdirde O'nun risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş (duyurmamış) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur.' (Maide,67)."
Bu ayetin nazil olması ile Hz. Peygamber, sahabilerinin önde olanlarının geriye çağrılmasını, geridekilerin orada toplanmalarını emretti. Orada bulunanlara ağaçların altının temizlenmesi ve minber şeklinde taşların üst üste toplanmasını emir buyurdu. İnsanların iyi görebilmesi için üzerine çıktı. Allah'a hamd ü sena ederek başladığı hutbesinde şöyle buyurdu:
"Ey insanlar, Ben Allah'ın Bana nazil buyurduğu hiçbir şeyi ulaştırma konusunda kusur etmedim ve Ben bu ayetin nüzul sebebini sizlere beyan ediyorum:
Cebrail üç defa Bana nazil oldu ve selam sahibi olan ?ki O Selam'dır- Rabbim tarafından bu toplantı yerinde ayağa kalkarak, beyaz ve siyah (ırktan) herkese şunu ilan etmemi emretti: Ali b. Ebi Tâlib, Benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve Benden sonra imamdır. O'nun Bana nispeten makamı, Harun'un Musa'ya olan makamı gibidir; şu farkla ki Benden sonra peygamber gelmeyecektir. O, Allah ve Resulü'nden sonra sizlerin velisidir (velayet ve tasarruf sahibidir) diye ilan etmemi emretti. Allah, bu konuda Kitabından bir de ayet nazil buyurdu: 'Şüphesiz sizin veliniz, Allah, Resulü, iman edip namaz kılanlar ve rükû halinde zekât veren mü'minlerdir.' (Maide,55). Namaz kılıp rükû halinde zekât veren ve her halinde Aziz ve Celil olan Allah'a yönelen kimse Ali İbn-i Ebi Tâlib'dir.
Ey insanlar, Allah var olan her ilmi Bende bir araya toplamıştır. Ben de öğrendiğim her ilmi takva sahiplerinin İmamında (Ali'de bir araya) topladım. Var olan her ilmi mutlaka Ali'ye öğrettim. O'dur (Allah'ın Kur'an'da zikrettiği) İmam-ı Mübin (apaçık imam) (Yasin, 12).
Ey Rabbim, Sen, bu konuyu aydınlandıktan ve Ali'yi bugün tayin ettikten sonra şu ayeti Bana nazil buyurdun: 'Bugün, size dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim.'
(Maide, 3).
'Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir.' (Al-i İmran, 85).
Ey Rabbim, Seni de şahit tutuyorum ki Ben tebliğ ettim."
Hutbenin sonunda sahabeyi İmam Ali'ye biat etmeye şu sözlerle davet etti: "Biliniz ki Ben, hutbemin sonunda sizleri biat etmek ve O'na ikrarda bulunmak için elinizi uzatmaya davet ediyorum be Benden sonra sizleri kendisiyle biatleşmeye davet ediyorum. Biliniz ki ben Allah'a biat ettim, Ali de Bana biat etti ve Ben de Allah tarafından O'nun için sizlerden biat alıyorum. Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: 'Şüphesiz Sana baş eğerek ellerini verenler (biat edenler), Allah'a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu sözden dönem, ancak kendi aleyhine dönmüş olur ve kim Allah'a verdiği sözde vefalı davranırsa, Allah ona büyük bir ödül verecektir.' (Fetih,10)." (İmam Ali, Prof. Dr. Haydar Baş, s.219-242).
Burada hutbenin ancak bazı kısımlarına yer verebildik ancak konuyu toparlayacak olursak şunu diyebiliriz:
Resûlullah Gadir hutbesinin tam altı yerinde Hz. Ali Efendimizin müminlerin emiri olduğunu buyurdu. Bu cümleler şöyledir:
1- Ali b. Ebi Tâlib, benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve Benden sonraki halifemdir.
2- Allah Resulünün (s.a.v.) halifesi odur. Müminlerin emiri odur. Allah tarafından tayin edilen hidayet imamı odur.
3- Ey insanlar! Bu Ali'dir! O benim kardeşimdir, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerindeki halifemdir.
4- Ey insanlar! Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum.
5- Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır.
6- Benden sonra Ali, Allah'ın emri ile sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar O'nun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır.
Gadir-i Hum olayına yalnızca Şii, Alevi ve Caferilerin inandığı ve sadece onların kaynaklarında yer aldığı iddiasına karşılık, Prof. Dr. Haydar Baş, Gadir hadisinin 222 Sünni âlimin eserinde yer aldığını bize göstermiştir. Sadece Taberi, El-Velayet fi Tarik-i Hadis'il-Gadir adlı eserinde, 70'den fazla şekilde Hz. Peygamber'den (s.a.v.) Gadir-i Hum hadisini nakletmiştir. Bu kaynakların hepsi Sünni eserlerdir. Dört Mezhep imamlarının da İmam Ali'nin velayeti konusunda hiçbir şüphesi bulunmamaktadır. Bütün bu delillerden sonra sözde "Peygamber Aleyhisselam yerine halife bırakmamıştır" şüphesine kesinlikle yer yoktur.
Ne yazık ki, ayetlerle sabit olan İmam Ali'nin halifeliği ve Gadir-i Hum hutbesi Emevi zihniyeti tarafından gizlenmiştir. Ehl-i Beyt'in haklılığının ortaya çıkmasını ve Ehl-i Beyt taraftarlarının artmasını engellemek amacıyla bu hutbe İslam dünyasından gizlenmeye çalışılmıştır. Günümüzde bu gizlemeyi ortadan kaldıran ve bizleri Ehl-i Beyt Külliyatı ile aydınlatan Sünni, Şii, Alevi, Caferi kısacası İslam dünyasını 'Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt'tir' sözüyle birleştiren Prof. Dr. Haydar Baş'a şükranlarımızı sunuyoruz.
Resûlullah, hac farizasını yerine getirip Medine'ye doğru yola çıktı. Cuhfe'ye varmadan, Gadir-i Hum denilen yere gelindiğinde Cebrail nazil olup, "Ey Muhammed, Allah (Azze ve Celle) sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: 'Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et (duyur). Eğer bunu yapmazsan, o takdirde O'nun risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş (duyurmamış) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur.' (Maide,67)."
Bu ayetin nazil olması ile Hz. Peygamber, sahabilerinin önde olanlarının geriye çağrılmasını, geridekilerin orada toplanmalarını emretti. Orada bulunanlara ağaçların altının temizlenmesi ve minber şeklinde taşların üst üste toplanmasını emir buyurdu. İnsanların iyi görebilmesi için üzerine çıktı. Allah'a hamd ü sena ederek başladığı hutbesinde şöyle buyurdu:
"Ey insanlar, Ben Allah'ın Bana nazil buyurduğu hiçbir şeyi ulaştırma konusunda kusur etmedim ve Ben bu ayetin nüzul sebebini sizlere beyan ediyorum:
Cebrail üç defa Bana nazil oldu ve selam sahibi olan ?ki O Selam'dır- Rabbim tarafından bu toplantı yerinde ayağa kalkarak, beyaz ve siyah (ırktan) herkese şunu ilan etmemi emretti: Ali b. Ebi Tâlib, Benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve Benden sonra imamdır. O'nun Bana nispeten makamı, Harun'un Musa'ya olan makamı gibidir; şu farkla ki Benden sonra peygamber gelmeyecektir. O, Allah ve Resulü'nden sonra sizlerin velisidir (velayet ve tasarruf sahibidir) diye ilan etmemi emretti. Allah, bu konuda Kitabından bir de ayet nazil buyurdu: 'Şüphesiz sizin veliniz, Allah, Resulü, iman edip namaz kılanlar ve rükû halinde zekât veren mü'minlerdir.' (Maide,55). Namaz kılıp rükû halinde zekât veren ve her halinde Aziz ve Celil olan Allah'a yönelen kimse Ali İbn-i Ebi Tâlib'dir.
Ey insanlar, Allah var olan her ilmi Bende bir araya toplamıştır. Ben de öğrendiğim her ilmi takva sahiplerinin İmamında (Ali'de bir araya) topladım. Var olan her ilmi mutlaka Ali'ye öğrettim. O'dur (Allah'ın Kur'an'da zikrettiği) İmam-ı Mübin (apaçık imam) (Yasin, 12).
Ey Rabbim, Sen, bu konuyu aydınlandıktan ve Ali'yi bugün tayin ettikten sonra şu ayeti Bana nazil buyurdun: 'Bugün, size dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim.'
(Maide, 3).
'Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir.' (Al-i İmran, 85).
Ey Rabbim, Seni de şahit tutuyorum ki Ben tebliğ ettim."
Hutbenin sonunda sahabeyi İmam Ali'ye biat etmeye şu sözlerle davet etti: "Biliniz ki Ben, hutbemin sonunda sizleri biat etmek ve O'na ikrarda bulunmak için elinizi uzatmaya davet ediyorum be Benden sonra sizleri kendisiyle biatleşmeye davet ediyorum. Biliniz ki ben Allah'a biat ettim, Ali de Bana biat etti ve Ben de Allah tarafından O'nun için sizlerden biat alıyorum. Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: 'Şüphesiz Sana baş eğerek ellerini verenler (biat edenler), Allah'a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu sözden dönem, ancak kendi aleyhine dönmüş olur ve kim Allah'a verdiği sözde vefalı davranırsa, Allah ona büyük bir ödül verecektir.' (Fetih,10)." (İmam Ali, Prof. Dr. Haydar Baş, s.219-242).
Burada hutbenin ancak bazı kısımlarına yer verebildik ancak konuyu toparlayacak olursak şunu diyebiliriz:
Resûlullah Gadir hutbesinin tam altı yerinde Hz. Ali Efendimizin müminlerin emiri olduğunu buyurdu. Bu cümleler şöyledir:
1- Ali b. Ebi Tâlib, benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve Benden sonraki halifemdir.
2- Allah Resulünün (s.a.v.) halifesi odur. Müminlerin emiri odur. Allah tarafından tayin edilen hidayet imamı odur.
3- Ey insanlar! Bu Ali'dir! O benim kardeşimdir, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerindeki halifemdir.
4- Ey insanlar! Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum.
5- Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır.
6- Benden sonra Ali, Allah'ın emri ile sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar O'nun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır.
Gadir-i Hum olayına yalnızca Şii, Alevi ve Caferilerin inandığı ve sadece onların kaynaklarında yer aldığı iddiasına karşılık, Prof. Dr. Haydar Baş, Gadir hadisinin 222 Sünni âlimin eserinde yer aldığını bize göstermiştir. Sadece Taberi, El-Velayet fi Tarik-i Hadis'il-Gadir adlı eserinde, 70'den fazla şekilde Hz. Peygamber'den (s.a.v.) Gadir-i Hum hadisini nakletmiştir. Bu kaynakların hepsi Sünni eserlerdir. Dört Mezhep imamlarının da İmam Ali'nin velayeti konusunda hiçbir şüphesi bulunmamaktadır. Bütün bu delillerden sonra sözde "Peygamber Aleyhisselam yerine halife bırakmamıştır" şüphesine kesinlikle yer yoktur.
Ne yazık ki, ayetlerle sabit olan İmam Ali'nin halifeliği ve Gadir-i Hum hutbesi Emevi zihniyeti tarafından gizlenmiştir. Ehl-i Beyt'in haklılığının ortaya çıkmasını ve Ehl-i Beyt taraftarlarının artmasını engellemek amacıyla bu hutbe İslam dünyasından gizlenmeye çalışılmıştır. Günümüzde bu gizlemeyi ortadan kaldıran ve bizleri Ehl-i Beyt Külliyatı ile aydınlatan Sünni, Şii, Alevi, Caferi kısacası İslam dünyasını 'Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt'tir' sözüyle birleştiren Prof. Dr. Haydar Baş'a şükranlarımızı sunuyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İlay Sultan / diğer yazıları
- Ehl-i Sünnet İmamları'nın Ehl-i Beyt sevdası / 19.06.2017
- Atatürk ve 19 Mayıs üzerine / 21.05.2017
- Gadir-i Hum'un önemi / 03.05.2017
- Gadir-i Hum / 28.04.2017
- Yalan dehlizinde sürüklenen millet / 19.04.2016
- Bu kaçıncı kara sabah? / 08.02.2016
- Uzaylı taşlama / 23.06.2015
- Milli Mücadelede Akif'in safı / 29.05.2015
- Sokağın nabzı / 28.04.2015
- O gözlükleri çıkarın / 21.04.2015
- Atatürk ve 19 Mayıs üzerine / 21.05.2017
- Gadir-i Hum'un önemi / 03.05.2017
- Gadir-i Hum / 28.04.2017
- Yalan dehlizinde sürüklenen millet / 19.04.2016
- Bu kaçıncı kara sabah? / 08.02.2016
- Uzaylı taşlama / 23.06.2015
- Milli Mücadelede Akif'in safı / 29.05.2015
- Sokağın nabzı / 28.04.2015
- O gözlükleri çıkarın / 21.04.2015