Geçmişte İslâm ülkelerini bölüp parçalayanların, günümüzdeki temsilcileri, aynı oyunu yeniden sahneliyorlar. İşin en ilginç yanı, bölücü güçler, bölme plânlarını açıklamalarına rağmen, yine de İslâm ülkelerinden destekçi buluyorlar. Daha ilginci ve kötüsü ise, destekçilerin halk tarafından da desteklenmesidir. Bunun nedeni, "İslâm coğrafyasında, ABD'siz siyaset olmaz" görüşünün kabullenilmesidir. Bu görüşü kabul edenler, ABD'nin İslâm ülkelerini bölme plânlarında bile fayda görüyorlar. Hatta demokratikleşme, özgürlük ve insan hakları kavramlarını kullanarak, bölünmeyi açık seçik savunuyorlar. ABD, İslâm ülkelerini acaba kaç parçaya bölmeyi plânlıyor? Bu sorunun sayı bakımından cevabı net değil. İslâm ülkelerini, etnik, mezhepsel ve bölgesel olarak bölebildiği kadar bölecektir. Amaç, İslâm ülkelerinin, İsrail için bir tehdit oluşturmayacak kadar bölünmesidir. Bir başka deyişle, ABD, İslâm devletlerinin tümünü, uydu devletlere dönüştürmeyi hedefliyor. Aslında uydu devlet, yeni bir olgu değil, mandacılığın, günümüzdeki karşılığıdır. Onun için geçmişte mandacılığı savunanların artıkları, uydu devleti gayet normal karşılıyorlar. "Zaten olması gereken budur, biz, tek başımıza egemen olamayız" diyecek kadar ileri gidiyorlar. Hâlbuki birçok sosyal bilimci, egemen olmayan devleti, gerçek devlet, vatandaşlarını da hür ve bağımsız saymaz. Uydu devletleri, egemen devlet gibi göstermek bir aldatmacadır. Regis Debray, bu konuda şunları söyler: "Devletlerin egemenliği, eşit olmayan ülkeler arasına bir eşitlik çizgisi çekme biçimidir. Buna göre Burundi de Birleşik Devletler kadar egemendir. Gülünç gelmiyor mu? Evet, gülünç. Doğaya aykırı değil mi? Evet, doğal da değil. Bunun adına uygarlık diyoruz." Demek ki, halkları uydu devletlerle aldatmanın adı uygarlık olmuştur. Bernard Lewis, "İslam coğrafyasının yeniden parçalanması ve Arapların devlet sayısının 30'u geçmesi gerektiğini" söylüyor. Arap Devletleri için böyle düşünen Lewis, acaba Türkiye için farklı mı düşünüyor? Elbette farklı düşünmüyor. "Lewis, böyle düşünebilir, ama ABD müttefikimiz olduğu için aynı şeyi düşünmez" diyenler olabilir. Bu kişilere, ABD'nin müttefiklerini ve en sadık dostlarını, gözünün yaşına bakmadan, nasıl harcadığını hatırlatmak isteriz. Jean Ziegler, "Dünyanın Yeni Sahipleri" adlı kitabında, ABD'nin diğer imparatorluklardan farkını şöyle anlatır: "Zamanında başka imparatorluklar da dünyaya pençelerini geçirmişlerdi. Özellikle Roma ve İskender imparatorlukları dünyayı avuçlarına almışlardı. Ama saldırılarını müttefiklerine ve kurbanlarına ödetebilen ilk örnek Amerikan imparatorluğu oldu." (s. 54). Gerçekten de ABD, İsrail hariç, başta Türkiye olmak üzere, tüm müttefiklerine bedel ödetmiştir ve halen de ödetmektedir. Bunun örnekleri çoktur.ABD, bütün dünyada ve özellikle de İslâm ülkelerinde karışıklık, huzursuzluk, güvensizlik ve iç savaş çıkarmaktır. İslâm ülkelerinin, kendi kültür ve medeniyetlerini esas alan bir düzen kurmalarını ve ekonomik kalkınmalarını sağlamalarını asla istemez. Bunu engellemek için akla gelebilecek her şeye başvurur. Bu stratejiyi, hedeflerini ve ulaştıkları gücü, ABD eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, 2003 yılı askeri bütçe tartışmalarında şöyle ifade etmiştir: "Birleşik Devletler, bundan böyle, kendisi bir karış toprağını kullanmadan, hangi kıtada olursa olsun, aynı anda iki büyük savaşı sürdürebilecek, pek çok da küçük savaşı denetleyebilecektir." ABD'nin, kendi kendine insafa gelip, bu düşüncelerden vazgeçmesini beklemek, safdilliktir. Uydu devletler de ABD'yi, söz konusu düşüncelerden vazgeçirme imkânına hiçbir zaman ulaşamayacağına göre çözüm nedir? Çözüm, Müslümanların birleşmeleri, ABD'den daha güçlü bir devlet oluşturmalarıdır. Müslümanlar, tek millet şuuruyla hareket ederlerse, geçmişte olduğu gibi, bu gücü çok rahat elde edebilirler. Böyle yaparlarsa, hem kendilerini, hem de ezilen ve sömürülen mazlum milletleri kurtarırlar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018