Yüce Allah, biz kullarını geçici ve hesaplı bir zaman için dünya denilen bir sahnede imtihan etmeyi murat etmiştir. Biz kullarına düşen görev de bu imtihanda üzerimize düşen sorumluluklarımızı yerine getirmektir. Madem hayat sahibi olacağız ve o hayattan da imtihan olacağız; o zaman imtihan şuurunu elde etmeliyiz. İmtihan şuuru denilince; ölçülü ve bilgili bir hayat sürmenin gereğini anlamalıyız. Mü'min bir kul olarak her halinde ve davranışında sürekli muhasebe ve murakabe içinde olmalıyız. Nerede, nasıl davranacağımızı bilmeli, her yaptığımızın hesabını yüce Allah'a vereceğimizi asla ve asla aklımızdan çıkartmamalıyız. İnsanoğlu ancak bu sayede geçici dünya hayatında aldanmadan, aldatmadan, daha fazla günaha bulaşmadan, kendisine verilen ömür sermayesini bitirip, Yüce Yaradan'ın huzuruna alnının akıyla gidebilir. Aksi halde hem bu dünyada mutluluktan uzak, hem de ahirette cennetten mahrum kalacaktır. İmam Bakır (as) hazretlerinin, kulun her halinde mutlaka bir ölçü dâhilinde davranış sergilemesini isteyen şu nasihati çok manidardır: "Mü'min sevinçli olduğunda, sevinci onu günah ve batıla sokmaz; öfkelendiğinde, öfkesi onu hak söz söylemekten çıkarmaz; güçlü olduğunda ise, gücü, onu hakkı olmadığı şeye tecavüz etmeye zorlamaz." (İmam Muhammed Bâkır (as) /Prof. Dr. Haydar Baş) Yaşadığımız sosyal hayata baktığımızda şahit olduğumuz olaylar, bize insanoğlunun ne kadar da ölçüsüz olduğunu gösteriyor. Sevincimizi, kederimizi, öfkemizi ve de gücümüzü; ne kadar da kontrolsüz kullandığımızı anlıyoruz. Sevinçli bir olayla karşılaşınca sözüm ona sevinmek, eğlenmek için günaha bulaşanları, sevinicini yaşamak adına birçok batıl işe bulaşanları görüyoruz. Öfkelendiğinde, bırakın affetme olgunluğunu göstermeyi, öfkesi sebebiyle yaptığı yanlışlarla, kırdığı kalplerle etrafına büyük zararlar verenleri görüyoruz. Elde ettiği güç sayesinde etrafına verdiği zararları, hele de bu güç iktidar sahiplerinin eline geçince, millete verdikleri zararları görüyoruz. Demek ki bizden istenen, her davranışımızı ve düşüncemizi doğru bir ölçü dâhilinde kullanmaktır. Elbette bunu yerine getirmek için iyiliği kötülükten ayıt edecek bir anlayışa ihtiyacımız vardır. Yüce Allah biz kullarına iyiliği, kötülüğü ayırt edecek bir anlayışa nasıl kavuşacağımızı bir ayeti kerimede şöylece vaat etmektedir: "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, O, size bir furkan (hakkı batıldan ayırdedecek bir anlayış) verir ve günahlarınızı örtbas eder, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir." (ENFAL/29) Rabbim cümlemize her halinde ve davranışında; iyiyi kötüyü ayırdedecek bir anlayış ve ölçülü bir hayat nasip eylesin. Âmin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Tövbe edenleri Allah sever / 20.03.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Tövbe edenleri Allah sever / 20.03.2025