Türk siyasetinde 1990’ların özellikle ikinci yarısında Refah Partisi ve MHP’nin yükselişi göze çarpıyordu. Bu yükselişlerin sonu iktidar oldu. Bitişleri ise çok acı oldu.
Evet, Erbakan, Refah’ı iktidara taşıdı. Başbakan oldu. O hep karşı olduğu İsrail ile birçok alanda anlaşmalar yaptı. Attığı yanlış adımlar ve özellikle ordu içerisinde fırsat kollayan ABD uşaklarını harekete geçirdi. Haliyle kendi imzasıyla bir 28 Şubat yaşadık ve hala yaşıyoruz. Bu süreçte ordu ile millet arasına bir duvar örüldü. Şimdi o duvarın önünde teröristler cirit atıyor…
Daha sonraki seçimlerde Bahçeli liderliğindeki MHP, siyasi hayatının en yüksek oyunu alarak, ikinci parti olarak Meclis’e girdi. Birçok koalisyon alternatifi olmasına rağmen DSP ile masaya oturdu. Bu masada kendisine (MHP’ye) “katil”, denildi, “içimize sindiremiyoruz ama” denildi. MHP ise her şeye rağmen iktidar ortaklığına “evet” dedi.
Zor yıllardı. Dünyada krizler, ülkemizde büyük tabii afetler yaşanıyordu. Hadi hepsine eyvallah çekelim. Ama “eyvallah” diyemeyeceğimiz olayları da yaşıyorduk.
ABD’den bir Kemal Derviş ithalatı yapıldı. Bu atamanın sebebini, hemen birkaç yıl öncesinde yaşanan 28 Şubat sürecinin bir neticesi olduğunu ve Türkiye üzerinde bir kurgulanma yapıldığını, bebek katlinin bile şartlı teslim edildiğini ve yeni bir siyasi hareketin doğum sancıları olduğunu, Meclis’e giden her vekilin, hele hele “milliyet” kavramıyla kendini tanıtan vekillerin çok iyi görmesi, bilmesi, anlaması lazımdı. Anlamadılar veya anlamak istemediler…
Bu zor yılları, katilsiniz, sizinle masaya oturmayı hazmedemiyoruz artı Kemal Derviş’in millet ve devlet aleyhine olan tüm istek ve kanun tekliflerini onaylayan MHP, yeni yüz yılın girişiyle sebepsiz yere pat diye istifa etti, hükümeti bozdu. O arada Türk siyasetindeki doğum gerçekleşmiş ve Milli görüşten, AKP adında yeni bir hareket meydana gelmişti.
AKP iktidar oldu. MHP oy kaybetse de yine Meclis’te. Ama niçin? İşte bu sorunun cevabını bugün çok acı olarak yaşıyor ve görüyoruz.
MHP tam 11 yıldır en hayati konularda bile muhalefet görevini yapmıyor. AKP meydanlarda “dokunulmazlıklara” dokunacağız, dedi, MHP sorgulamadı. Batık 150 milyar doların 15 milyarı bulundu, gerisini MHP merak bile etmedi.
Devlette planlı bir kadrolaşma yapıldı. Sustular. Zina suç olmaktan çıkarıldı. Domuz eti kültürümüze sokuldu. MHP suskundu.
AKP, AB anayasasına imza attı. MHP “şit” bile demedi. Dostlarımız sıfırlandı. MHP ne yapıyorsunuz, diye sormadı. Ortadoğu tekrar haçlı işgaline açıldı. MHP, AKP’nin yanındaydı. Libya’ya bile AKP ile kol kola gittiler. Hülasa 11 yıldır AKP’nin iç ve dış siyasette ne zaman desteğe ihtiyacı varsa MHP hep hazır olda bekledi.
Şimdi gündem “bebek katili” ile görüşmeler ve ülkemizi bekleyen açık tehlike. MHP’nin bir anda “milliyetçi” duyguları kabardı. Bu ihanettir, bu hainliktir, siz Amerikan çaputusunuz vs. gibi iktidarı sözlü tehdit ve tabanını tahrik edici söylemlere başladılar.
Tabi MHP’ye sormak isterim; Siz perşembenin gelişini daha yeni mi gördünüz? Erdoğan, BOP eş başkanıyım, derken siz ne zannediyordunuz? Hangi cesaretinden ötürü Erdoğan’a madalya verilmişti, hiç merak ettiniz mi? Ya ABD ile bu kadar sıkı fıkı olmasını nasıl yorumlamıştınız?
Diyarbakır, doğunun yıldızı nasıl olacak zannediyordunuz? Peki, bu ülkede terör mü, Kürt mü sorunu vardı? Ergenekon ve Balyoz süreçlerinin illaki bir meyvesi olacaktı. Siz bu meyveyi turunçgillerden mi zannediyordunuz? Bugüne kadar AKP’ye alternatif hangi çözümü masaya koydunuz ki, şimdi hainlikle, ihanetle suçluyorsunuz? Sizde bu yolun yolcusu değil miydiniz?
Ülkücü kardeşlerime de seslenmek istiyorum; Ülkemizin durumu ve Meclis’teki partilerin tutumu açıktır. Bu partilerin hiç birisi AB ve ABD’ye rağmen nefes bile almaya cesaret edemez. 80’li yılları beraber yaşadık. Kardeşi kardeşe düşüren kimlerdi? İyi düşünün… Şimdi aynı noktaya geldik. Bu ülkeyi öyle analar ağlamasın gibi arabesk sözlerle, özgürlük ve demokrasi adına yapıldığı iddia edilen anayasalarla bölünemeyeceğini herkes biliyor.
Ya! Aynen seksenlerde olduğu gibi bu sefer bir Türk, Kürt çatışması çıkarılarak bizleri kardeş katili yapıp, kendi elimizle yok etmek istiyorlar. Bunun itirafını da bizzat terörist başı, bebek katli Öcalan yaptı; “50 bin kişiyle bir halk savaşı başlatırız…”
Millet olarak iç ve dış oyunlara gelmeyelim. Çözümü olanda çözümü arayalım. Kimde mi o çözüm? Yarın…
Evet, Erbakan, Refah’ı iktidara taşıdı. Başbakan oldu. O hep karşı olduğu İsrail ile birçok alanda anlaşmalar yaptı. Attığı yanlış adımlar ve özellikle ordu içerisinde fırsat kollayan ABD uşaklarını harekete geçirdi. Haliyle kendi imzasıyla bir 28 Şubat yaşadık ve hala yaşıyoruz. Bu süreçte ordu ile millet arasına bir duvar örüldü. Şimdi o duvarın önünde teröristler cirit atıyor…
Daha sonraki seçimlerde Bahçeli liderliğindeki MHP, siyasi hayatının en yüksek oyunu alarak, ikinci parti olarak Meclis’e girdi. Birçok koalisyon alternatifi olmasına rağmen DSP ile masaya oturdu. Bu masada kendisine (MHP’ye) “katil”, denildi, “içimize sindiremiyoruz ama” denildi. MHP ise her şeye rağmen iktidar ortaklığına “evet” dedi.
Zor yıllardı. Dünyada krizler, ülkemizde büyük tabii afetler yaşanıyordu. Hadi hepsine eyvallah çekelim. Ama “eyvallah” diyemeyeceğimiz olayları da yaşıyorduk.
ABD’den bir Kemal Derviş ithalatı yapıldı. Bu atamanın sebebini, hemen birkaç yıl öncesinde yaşanan 28 Şubat sürecinin bir neticesi olduğunu ve Türkiye üzerinde bir kurgulanma yapıldığını, bebek katlinin bile şartlı teslim edildiğini ve yeni bir siyasi hareketin doğum sancıları olduğunu, Meclis’e giden her vekilin, hele hele “milliyet” kavramıyla kendini tanıtan vekillerin çok iyi görmesi, bilmesi, anlaması lazımdı. Anlamadılar veya anlamak istemediler…
Bu zor yılları, katilsiniz, sizinle masaya oturmayı hazmedemiyoruz artı Kemal Derviş’in millet ve devlet aleyhine olan tüm istek ve kanun tekliflerini onaylayan MHP, yeni yüz yılın girişiyle sebepsiz yere pat diye istifa etti, hükümeti bozdu. O arada Türk siyasetindeki doğum gerçekleşmiş ve Milli görüşten, AKP adında yeni bir hareket meydana gelmişti.
AKP iktidar oldu. MHP oy kaybetse de yine Meclis’te. Ama niçin? İşte bu sorunun cevabını bugün çok acı olarak yaşıyor ve görüyoruz.
MHP tam 11 yıldır en hayati konularda bile muhalefet görevini yapmıyor. AKP meydanlarda “dokunulmazlıklara” dokunacağız, dedi, MHP sorgulamadı. Batık 150 milyar doların 15 milyarı bulundu, gerisini MHP merak bile etmedi.
Devlette planlı bir kadrolaşma yapıldı. Sustular. Zina suç olmaktan çıkarıldı. Domuz eti kültürümüze sokuldu. MHP suskundu.
AKP, AB anayasasına imza attı. MHP “şit” bile demedi. Dostlarımız sıfırlandı. MHP ne yapıyorsunuz, diye sormadı. Ortadoğu tekrar haçlı işgaline açıldı. MHP, AKP’nin yanındaydı. Libya’ya bile AKP ile kol kola gittiler. Hülasa 11 yıldır AKP’nin iç ve dış siyasette ne zaman desteğe ihtiyacı varsa MHP hep hazır olda bekledi.
Şimdi gündem “bebek katili” ile görüşmeler ve ülkemizi bekleyen açık tehlike. MHP’nin bir anda “milliyetçi” duyguları kabardı. Bu ihanettir, bu hainliktir, siz Amerikan çaputusunuz vs. gibi iktidarı sözlü tehdit ve tabanını tahrik edici söylemlere başladılar.
Tabi MHP’ye sormak isterim; Siz perşembenin gelişini daha yeni mi gördünüz? Erdoğan, BOP eş başkanıyım, derken siz ne zannediyordunuz? Hangi cesaretinden ötürü Erdoğan’a madalya verilmişti, hiç merak ettiniz mi? Ya ABD ile bu kadar sıkı fıkı olmasını nasıl yorumlamıştınız?
Diyarbakır, doğunun yıldızı nasıl olacak zannediyordunuz? Peki, bu ülkede terör mü, Kürt mü sorunu vardı? Ergenekon ve Balyoz süreçlerinin illaki bir meyvesi olacaktı. Siz bu meyveyi turunçgillerden mi zannediyordunuz? Bugüne kadar AKP’ye alternatif hangi çözümü masaya koydunuz ki, şimdi hainlikle, ihanetle suçluyorsunuz? Sizde bu yolun yolcusu değil miydiniz?
Ülkücü kardeşlerime de seslenmek istiyorum; Ülkemizin durumu ve Meclis’teki partilerin tutumu açıktır. Bu partilerin hiç birisi AB ve ABD’ye rağmen nefes bile almaya cesaret edemez. 80’li yılları beraber yaşadık. Kardeşi kardeşe düşüren kimlerdi? İyi düşünün… Şimdi aynı noktaya geldik. Bu ülkeyi öyle analar ağlamasın gibi arabesk sözlerle, özgürlük ve demokrasi adına yapıldığı iddia edilen anayasalarla bölünemeyeceğini herkes biliyor.
Ya! Aynen seksenlerde olduğu gibi bu sefer bir Türk, Kürt çatışması çıkarılarak bizleri kardeş katili yapıp, kendi elimizle yok etmek istiyorlar. Bunun itirafını da bizzat terörist başı, bebek katli Öcalan yaptı; “50 bin kişiyle bir halk savaşı başlatırız…”
Millet olarak iç ve dış oyunlara gelmeyelim. Çözümü olanda çözümü arayalım. Kimde mi o çözüm? Yarın…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025