'Kur'an, delili sönmeyen furkandır'
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: "Kur'an, dibine inilmeyen bir deniz, uyanın sapmayacağı bir yol, ışığı kararmayan bir alevdir. Delili sönmeyen Furkan, temeli yıkılmayan bir binadır"
24.07.2016 00:00:00
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: "Kur'an, dibine inilmeyen bir deniz, uyanın sapmayacağı bir yol, ışığı kararmayan bir alevdir. Delili sönmeyen Furkan, temeli yıkılmayan bir binadır"
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki:
"(Allah, İslam'ın) kulpunu kopmaz bir şekilde sağlamlaştırdığından kökünün kopmasına, temelinin yıkılmasına imkân yoktur. Onun esasları yıkılmaz, direkleri çökmez, ağacı kökten çıkarılmaz, zamanı dolmaz, hükümleri eskimez, dalları kopmaz, yolunda darlık olmaz, kolay yolunu zorluk sarmaz ve aydınlığını karanlık basmaz.
Doğruluğunda bir eğrilik olmaz, düz direği eğilmez, geniş caddelerinde kayma olmaz ve ışıklı lambaları sönmez, tatlılığında acılık bulunmaz.
Dolayısıyla İslam, Allah'ın, direklerini hak üzere kurduğu, temelini sabit kıldığı dinidir. Suyu bol kaynaklan, parıl parıl parlayan ışıkları var. Dileyene yol gösteren işaretleri, susayanların suya kandırıldığı su kaynakları var. Allah; rızasının sonsuzluğunu, direklerin en yücesini, itaatin en makbulünü bu dine bağışlamıştır. İslam, Allah katında sağlam direkleri, yüce yapısı, parlayan delili, ışık saçan nuru, üstün kudret ve otoritesi, uzaktan dahi görünen işaretleri olan bir dindir. Onunla savaşmak mümkün değildir. O halde bu dini yüce tutun, ona uyun, hakkını eda edin, layık olduğunu verin.
Sonra münezzeh olan Allah dünyanın yok olmaya yaklaştığı, ahiretin doğmak üzere olduğu bir zamanda Muhammed'i (s.a.a) hak ile gönderdi. Dünya, aydınlıktan sonra karanlığa bürünmüş, ehline zorluk diz boyu yükselmiş, güvenliği şiddete dönmüş, viran oluşu yaklaşmış, ömrü sona ermiş, yok oluş nişaneleri aşikâr olmuştu. Halkı ondan ümit kesmiş, yüz çevirmişti, halkası kopmak, düğümü çözülmek üzereydi. Bayrakları eskimiş, perdeleri yırtılmış, uzun sanılan ömrü kısalmıştı.
(Böyle bir zamanda) Allah, yardımcılarına şeref vermek, dostlarını yüceltmek, zamanın ehline bahara çevirmek, ümmetine şerafet vermek ve risaletini ulaştırmak üzere O'nu (s.a.a.) karar kıldı.
Daha sonra, O'na ışığı sönmeyen bir nur, parıltısı tükenmez bir ışık olan Kitab'ı indirdi. O (Kur'an), dibine inilmeyen bir deniz, uyanın sapmayacağı bir yol, ışığı kararmayan bir alevdir. Delili sönmeyen Furkan, temeli yıkılmayan bir binadır. Hastalıkları iyileştirmeyeceğinden korkulmayan bir şifa, yardımcılarının bozguna uğramayacağı bir izzet, taraftarlarının zillete düşmeyecekleri haktır. O imanın madeni ve orta yolu, ilmin pınarları ve deryalarıdır. Adaletin bahçeleri ve havuzları, İslam'ın temel taşı ve esası, gerçeğin vadileri ve düz ovalarıdır. Alınmakla suyu tükenmeyen bir deniz, su alanların dibine varamayacağı bir kuyudur. Kullanmakla, almakla, suyu tükenmeyen kaynaktır. Gelen yolcuların sapmayacağı menziller, seyredenlerin görmezlikten gelemeyeceği dizilmiş işaretlerdir. Kendisinden geçilmeyen tepelerdir.
Allah, Kur'an'ı âlimlerin susuzluğunu giderici, anlayış, kavrayış sahibi kalplere bahar ve salihler için bir yol kıldı. Kullanana bir daha hastalık bulaşmayan bir ilaç, beraberinde karanlığın barınamayacağı bir nurdur. Düğümü sağlam bir ip, sağlam ve yüce bir sığınaktır. Dost edinene üstünlük, girene esenlik, uyan kimseye yol gösterendir ve mensup olan kimse için makbul özürdür. Onunla konuşana delil, ona uyup düşmanıyla savaşana şahittir. Kendine delil kılana zaferdir. Kendisini yüklenene yüklenir, kendisiyle amel edene kılavuzluk eder. Nişane arayana nişane, sığınana kalkan olur. Dileyip belleyene bilgi, rivayet edene söz, onunla hükmedenlere doğru bir hükümdür."
(Nehcü'l-Belağa'dan?)
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki:
"(Allah, İslam'ın) kulpunu kopmaz bir şekilde sağlamlaştırdığından kökünün kopmasına, temelinin yıkılmasına imkân yoktur. Onun esasları yıkılmaz, direkleri çökmez, ağacı kökten çıkarılmaz, zamanı dolmaz, hükümleri eskimez, dalları kopmaz, yolunda darlık olmaz, kolay yolunu zorluk sarmaz ve aydınlığını karanlık basmaz.
Doğruluğunda bir eğrilik olmaz, düz direği eğilmez, geniş caddelerinde kayma olmaz ve ışıklı lambaları sönmez, tatlılığında acılık bulunmaz.
Dolayısıyla İslam, Allah'ın, direklerini hak üzere kurduğu, temelini sabit kıldığı dinidir. Suyu bol kaynaklan, parıl parıl parlayan ışıkları var. Dileyene yol gösteren işaretleri, susayanların suya kandırıldığı su kaynakları var. Allah; rızasının sonsuzluğunu, direklerin en yücesini, itaatin en makbulünü bu dine bağışlamıştır. İslam, Allah katında sağlam direkleri, yüce yapısı, parlayan delili, ışık saçan nuru, üstün kudret ve otoritesi, uzaktan dahi görünen işaretleri olan bir dindir. Onunla savaşmak mümkün değildir. O halde bu dini yüce tutun, ona uyun, hakkını eda edin, layık olduğunu verin.
Sonra münezzeh olan Allah dünyanın yok olmaya yaklaştığı, ahiretin doğmak üzere olduğu bir zamanda Muhammed'i (s.a.a) hak ile gönderdi. Dünya, aydınlıktan sonra karanlığa bürünmüş, ehline zorluk diz boyu yükselmiş, güvenliği şiddete dönmüş, viran oluşu yaklaşmış, ömrü sona ermiş, yok oluş nişaneleri aşikâr olmuştu. Halkı ondan ümit kesmiş, yüz çevirmişti, halkası kopmak, düğümü çözülmek üzereydi. Bayrakları eskimiş, perdeleri yırtılmış, uzun sanılan ömrü kısalmıştı.
(Böyle bir zamanda) Allah, yardımcılarına şeref vermek, dostlarını yüceltmek, zamanın ehline bahara çevirmek, ümmetine şerafet vermek ve risaletini ulaştırmak üzere O'nu (s.a.a.) karar kıldı.
Daha sonra, O'na ışığı sönmeyen bir nur, parıltısı tükenmez bir ışık olan Kitab'ı indirdi. O (Kur'an), dibine inilmeyen bir deniz, uyanın sapmayacağı bir yol, ışığı kararmayan bir alevdir. Delili sönmeyen Furkan, temeli yıkılmayan bir binadır. Hastalıkları iyileştirmeyeceğinden korkulmayan bir şifa, yardımcılarının bozguna uğramayacağı bir izzet, taraftarlarının zillete düşmeyecekleri haktır. O imanın madeni ve orta yolu, ilmin pınarları ve deryalarıdır. Adaletin bahçeleri ve havuzları, İslam'ın temel taşı ve esası, gerçeğin vadileri ve düz ovalarıdır. Alınmakla suyu tükenmeyen bir deniz, su alanların dibine varamayacağı bir kuyudur. Kullanmakla, almakla, suyu tükenmeyen kaynaktır. Gelen yolcuların sapmayacağı menziller, seyredenlerin görmezlikten gelemeyeceği dizilmiş işaretlerdir. Kendisinden geçilmeyen tepelerdir.
Allah, Kur'an'ı âlimlerin susuzluğunu giderici, anlayış, kavrayış sahibi kalplere bahar ve salihler için bir yol kıldı. Kullanana bir daha hastalık bulaşmayan bir ilaç, beraberinde karanlığın barınamayacağı bir nurdur. Düğümü sağlam bir ip, sağlam ve yüce bir sığınaktır. Dost edinene üstünlük, girene esenlik, uyan kimseye yol gösterendir ve mensup olan kimse için makbul özürdür. Onunla konuşana delil, ona uyup düşmanıyla savaşana şahittir. Kendine delil kılana zaferdir. Kendisini yüklenene yüklenir, kendisiyle amel edene kılavuzluk eder. Nişane arayana nişane, sığınana kalkan olur. Dileyip belleyene bilgi, rivayet edene söz, onunla hükmedenlere doğru bir hükümdür."
(Nehcü'l-Belağa'dan?)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.