İstanbul'da yaşayan okurlarımız çok iyi bilirler. Her iki boğaz köprüsünden de karşıya geçmeden önce 'Köprüden önce son çıkış' diye bir ikaz tabelası bulunur. Eğer karşı yakaya geçmek istemiyorsanız, bu çıkış son şansınızdır. Yoksa kendinizi köprüde buluverirsiniz ve tekrar geri dönmek zor olur, hem vakit hem yakıt kaybetmenize neden olur.Eskiler teşbihte hata olmaz derler, bilirsiniz. Türkiye şu an adeta köprüyü geçmek üzere olan bir araba gibi. Ancak köprünün öbür tarafı ne Avrupa ne de Anadolu. Köprünün öbür tarafı tufan, kıyamet. Ülkemiz hızla bölünmeye doğru gidiyor. Ve biz ne kadar yapılmaması gereken yanlış varsa inadına yapıyoruz. Gittikçe çıkmaza giriyoruz. Hem de her alanda. Ekonomik veriler her geçen gün daha da negatif yönde ilerliyor. İç politika, dış politika hepsi iflas etti. Halk arasında ciddi bir kutuplaşma var. Adeta birbirimize düşman olduk. Açılım sürecinin iç huzuru ve barışı getireceği söylenirken, olan huzur ortamı da elimizden gitti. Güneydoğumuz özerkliğini resmen olmasa da ilan etti. Bunu hükümet her ne kadar kabul etmese de Genel Kurmay bile itiraf etti. Hükümetin ürettiği politikalar birer birer iflas ediyor. Dış ülkeler nezdinde zerre kadar itibarımız kalmadı. Kimsenin bizi kale aldığı yok. Sürekli her açıklamamız yalanlanıyor. Üstelik bütün bu kötü gidişe rağmen geri adım atmıyoruz, aksine ısrarla aynen devam ediyoruz. Esad'a artık herkes saygı duyarken, Obama bile IŞİD'e yapılan operasyonların kesinlikle Esad'ı indirmeye yönelik olmadığının güvencesini verirken, sadece biz hala Esad'a düşmanlık ediyoruz. Tek bir dostumuz kalmadı. Komşularla sıfır sorun derken, sıfırı tüketen ülke konumuna geldik. Bu tabloyu anlatmak için çok örnekler verilebilir. Ama bu tablonun sonucu şu ki; şu an ülke olarak köprüyü geçmek üzereyiz. Ancak köprünün öbür tarafında bölünme var, belki esaret var, iç savaş var, diğer ülkelerle savaş var, vatanı, milleti, dini, evladı, namusu kaybetmek var. Allah (c.c.) muhafaza eylesin. Ama bir taraftan da köprüden önceki son çıkış var. O çıkışa doğru sürebilirsek eğer arabayı; kurtulmak var, refah var, barış var, huzur var, mutluluk var, kardeşlik var. İşte o çıkış Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in yıllardır gösterdiği yoldur. Eğer onun açtığı yoldan gider, köprüden önceki o son çıkışı onunla birlikte kullanırsak hala kurtulabiliriz. Aksi takdirde eğer köprüyü geçmekte ısrar edersek, o kıyameti hep birlikte yaşayacağız. Ve o zaman pişman olsak da iş işten geçecek, son pişmanlık fayda vermeyecek. Çünkü unutmayalım ki kim olursak olalım, hangi parti seçmeni olursak olalım, hepimiz aynı arabanın içindeyiz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Asude Havuzlu / diğer yazıları
- Mutluluk… / 22.11.2020
- Üniversite sınavındaki sorunları değil sistemi tartışalım / 02.07.2020
- Kaynakların sınırsızlığı üzerine / 23.04.2020
- Artık kimse... / 18.04.2020
- Yetim kalmak / 03.04.2020
- #HayatMEMleevesığar / 30.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın-II / 26.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın / 25.03.2020
- Başkalarının acısına bakmak / 05.03.2020
- Coğrafya kader midir? / 03.03.2020
- Üniversite sınavındaki sorunları değil sistemi tartışalım / 02.07.2020
- Kaynakların sınırsızlığı üzerine / 23.04.2020
- Artık kimse... / 18.04.2020
- Yetim kalmak / 03.04.2020
- #HayatMEMleevesığar / 30.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın-II / 26.03.2020
- Covid-19’a bir de buradan bakın / 25.03.2020
- Başkalarının acısına bakmak / 05.03.2020
- Coğrafya kader midir? / 03.03.2020