Kaldığımız yerden devam edelim. Nerde kalmıştık? Cemaat, Erdoğan gerilimi, kim kime küstü vs. tartışmaları ve Erdoğan’ın danışmanlarından birinin bir gazetede takma isimle yazdığı yazıda yaşanılan bu süreci, o bir türlü tespit edilemeyen odaklarca AKP ve cemaati birbirine düşürmek olduğunu (!) bunların farkında olduklarını, Cemaatle kardeş ve hedeflerinin ortak olduklarını vs. şeyleri yazmıştı.
Malum “nurjuvazi” mantığındaki medya adeta kulak çekercesine “ne yaptığınızın farkında mısınız” vb. gibi başlıklar atmış. Aynı mantığı köşe yazarları da “yok öyle şey” diyerek sözüm ona dalgalara engel olmaya çalışmışlardı.
Tabi karşı mantıkta ki, medya ve yazarların çoğu da, gerçeğin çok ötesinde yine yanlış hedef seçimi yapmış. Birilerinin oyununu bozacağım diye, bilerek veya bilmeyerek milletin manevi değerlerine saldırmaya bile kalkmıştılar.
Peki, gerçek ne öyleyse?
Bende en son yazacağımı baştan yazayım. Erdoğan ile cemaat yol ayrımında. ABD ve pensilvanya artık Erdoğan’a güvenmiyor. Alternatif arayışında. Erdoğan da kanaatimce hem “muhasebe hem mücahade” yapıyor. Aldığı son kararlar bende bu düşünceyi uyandırdı. Neden mi?
Hayatımızda özellikle darda kaldığımızda kullandığımız bir terim vardır; Koskoca ömrüm bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden”
Aynen öyle. Hadi birde hatıra koyalım araya. Karadenizli olanlar o bölgenin coğrafi yapısını iyi bilir. Bizde birkaç kişi dağ yürüyüşüne çıkmıştık. Ama öyle bir sis ki, görüş mesafesi belki bir metre. Artı ince bir sis yağmuru. Hani ıslanmadık yer kalmadı derler ya aynen öyle. Bir bayır çıkıyoruz. Ama ayakla değil adeta elleri yere saplayarak. Bir kaydın mı, kaydı… Arkadaşlara, sakın arkaya bakmayın, diliniz zikirde, elleriniz toprakta tırmanışa devam. Çıktık çok şükür. Ama ıslanmışız, yorgunuz ve önümüzü göremiyoruz. Allah’tan bölgeyi bildiğimiz için en azından istikameti tam tutturamasak ta o yöne doğru gidiyoruz. Soğuk, yorgunluk ve yağmur iyice arttı. Yolun sonu görünmüyor. Haliyle bizde her daim vurmamız gereken kapıyı zikrullah ile yakarış ile daha şiddetli bir şekilde vurmaya başladık. Dedim ya, o şartlarda yolun sonu görünmüyor. Ama o kapıyı ısrarla vurmaya devam edince her şey bir anda gülistan oluyor…
Gelmek istediğim nokta ise Sayın Erdoğan’ın geçirdiği rahatsızlık, birinci ameliyat artı ikinci ameliyat durumunun oldukça ciddi olduğunu anlamamız için illa doktor veya sağlık bakanı olmamız gerekmiyor. Evet, Erdoğan’ın sağlık durumu ciddi. Haliyle hepimiz gibi o da bir hayat muhasebesi yapıyordur.
Büyük Orta Doğu Projesi ve dinler arası diyalog ile yolun sonunun hiç iyi görünmediğini kendisi de görmüş olacak zannımca. Son Suriye duruşları, MİT olayları artı emniyetteki kritik atamalar beni bu düşünceye sevk ediyor.
Sayın Erdoğan bilsin ki! Milletin ve devletin bölünmez bütünlüğü için girişeceği her harekette, kendisine müdahaleye yeltenecek küresel olsun, yuvarlak olsun her türlü güce karşı, devletin ve milletin tam bağımsızlığı için gereğini yapacağımızdan şüphesi olmasın…
Malum “nurjuvazi” mantığındaki medya adeta kulak çekercesine “ne yaptığınızın farkında mısınız” vb. gibi başlıklar atmış. Aynı mantığı köşe yazarları da “yok öyle şey” diyerek sözüm ona dalgalara engel olmaya çalışmışlardı.
Tabi karşı mantıkta ki, medya ve yazarların çoğu da, gerçeğin çok ötesinde yine yanlış hedef seçimi yapmış. Birilerinin oyununu bozacağım diye, bilerek veya bilmeyerek milletin manevi değerlerine saldırmaya bile kalkmıştılar.
Peki, gerçek ne öyleyse?
Bende en son yazacağımı baştan yazayım. Erdoğan ile cemaat yol ayrımında. ABD ve pensilvanya artık Erdoğan’a güvenmiyor. Alternatif arayışında. Erdoğan da kanaatimce hem “muhasebe hem mücahade” yapıyor. Aldığı son kararlar bende bu düşünceyi uyandırdı. Neden mi?
Hayatımızda özellikle darda kaldığımızda kullandığımız bir terim vardır; Koskoca ömrüm bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden”
Aynen öyle. Hadi birde hatıra koyalım araya. Karadenizli olanlar o bölgenin coğrafi yapısını iyi bilir. Bizde birkaç kişi dağ yürüyüşüne çıkmıştık. Ama öyle bir sis ki, görüş mesafesi belki bir metre. Artı ince bir sis yağmuru. Hani ıslanmadık yer kalmadı derler ya aynen öyle. Bir bayır çıkıyoruz. Ama ayakla değil adeta elleri yere saplayarak. Bir kaydın mı, kaydı… Arkadaşlara, sakın arkaya bakmayın, diliniz zikirde, elleriniz toprakta tırmanışa devam. Çıktık çok şükür. Ama ıslanmışız, yorgunuz ve önümüzü göremiyoruz. Allah’tan bölgeyi bildiğimiz için en azından istikameti tam tutturamasak ta o yöne doğru gidiyoruz. Soğuk, yorgunluk ve yağmur iyice arttı. Yolun sonu görünmüyor. Haliyle bizde her daim vurmamız gereken kapıyı zikrullah ile yakarış ile daha şiddetli bir şekilde vurmaya başladık. Dedim ya, o şartlarda yolun sonu görünmüyor. Ama o kapıyı ısrarla vurmaya devam edince her şey bir anda gülistan oluyor…
Gelmek istediğim nokta ise Sayın Erdoğan’ın geçirdiği rahatsızlık, birinci ameliyat artı ikinci ameliyat durumunun oldukça ciddi olduğunu anlamamız için illa doktor veya sağlık bakanı olmamız gerekmiyor. Evet, Erdoğan’ın sağlık durumu ciddi. Haliyle hepimiz gibi o da bir hayat muhasebesi yapıyordur.
Büyük Orta Doğu Projesi ve dinler arası diyalog ile yolun sonunun hiç iyi görünmediğini kendisi de görmüş olacak zannımca. Son Suriye duruşları, MİT olayları artı emniyetteki kritik atamalar beni bu düşünceye sevk ediyor.
Sayın Erdoğan bilsin ki! Milletin ve devletin bölünmez bütünlüğü için girişeceği her harekette, kendisine müdahaleye yeltenecek küresel olsun, yuvarlak olsun her türlü güce karşı, devletin ve milletin tam bağımsızlığı için gereğini yapacağımızdan şüphesi olmasın…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025