"Demokrasi amaç mı olacak, yoksa araç mı olacak?.. Demokrasi bizim için araç olacaktır" Bu sözleri 90'lı yıllarda Tayyip Bey sarf etmişti. İlginç yanı bu sözleri Türkiye'de değil ABD'de söylemişti. Ne için araç olacak? Kimin için araç olacak? Demokrasi ile kime hizmet edilecek? Bu soruların cevabı zihinlerde kaldı. Tabi bu iddianın mahiyetini, ispatını 9 yıllık iktidarları döneminde ortaya koydular. Ve sözlerini yerine getirdiler. Demokrasiyi çok iyi bir araç haline getirip, iyide kullandılar.Buradaki ayrıntı, demokrasiyi kimin için, kime rağmen kullandıklarıdır? O zamanlar vermek istedikleri mesaj, daha doğrusu insanların anlamalarını istedikleri mesaj ve milli görüş tabanının anladığı; Bu ülkede iktidar sahipleri ve bazı devlet kurumları, müslümanların inançlarını istedikleri gibi yaşamalarına engel oluyor ve bunun aşılması için çoğunluğu elde edip, iktidar olmak lazım. Genel mantık bu idi. Halk zannediyordu ki, bunlar iktidar olursa her şey toz pembe olacak. Maddi ve manevi tüm ihtiyaçları karşılanacak. Hepsi birer iyi kul olacaklar, insanlarıda iyi kul yapacaklar(!) Böylece hem dünyalarını hem ahiretlerini kurtaracaklar. Ama inançları üzerinden kendilerine oynanan oyunun çok geç farkına vardılar. Gerçi hala bir çok kişi bu sanal hülyalarının gerçekleşmesini bekliyorlar. Ama bu bir oyun. Bu Haçlının bir oyunu, bu misyonerlerin bir oyunu, bu Batının bir oyunu."Özellikle Müslüman ülkelerde dindarların, kendi topraklarında -inançlarını yaşayamadıkları- iddiası ile kitleler önce kendi devleti ile kavgalı hale getirilmiş ancak AB ve ABD gibi sözde uygar toplumlarda yaşanacağı yalanları ile devletten koparılan kitleler emperyalist devletlerin istismarına açık hale getirilmiştir. Bunu izleyen bu sürecin hemen ardından da -dinlerarası diyalog- adı altında, kendi kültüründen ve toprağından koparılan kitlelerin dinleri değiştirilerek, topraklarının ve kaynaklarının global odaklar tarafından sömürülmesine tepkisiz hale getirilmek istenmektedir.İşin ilginç tarafı, dün güya din adına kendi devletleri ile kavga edenler, bugün kendi inançları ile taban tabana zıt olmasına rağmen yabancı devletlerle kol kola vaziyettedirler." (Prof. Dr. Haydar Baş sosyal Devlet-Milli Devlet s: 105)Koskoca 9 yıl. Ne oldu? Başörtümüzün gericiliği sembolize ettiği bizzat Abdullah Gül tarafından imza edildi. İmam Hatipler bitirildi. Hafızlık kurumu yok edildi. Okul kitaplarına bile dört hak din(!) ibaresi konuldu. Umutlarını bağladıkları Tayyip Bey Kur'an'dan değil, Tevrat'tan mesajlar vermeye başladı. Kendisi gitti Besmele ile kilise açtı, hanımı gitti kilisede mum yaktı, dua etti. Mahkeme kararına rağmen vakıf statüsündeki, Kur'an kursunu yıktırdı. Ama Akdamar kilisesini senin, benim paralarımla (haşa) Allah'a babalık, Hz. İsa'ya rablik iddiasındaki bir inanışın hizmetine açtı. Aynı şeyi Trabzon'da, Kayseri'de vs. birçok yerde yaptı. Türkiye'deki gayr-ı müslimlere hizmette sınır tanımadılar. Öyleki bu gayr-ı müslim tabirini bile "onlarda inanç sahibi" iddiası ile resmi belgelerden kanunla kaldırdılar.Avrupa'ya yaranmak için yapmadıkları kanun, satmadıkları kurum kalmadı. Sende bekliyordun ki, AKP ve Tayyip Bey iktidar olacak, çocuğum Kur'an okuyarak dünyaya gelecek. Bu kafayla daha çok beklersin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aydın Polat / diğer yazıları
- Arif. N. Asya da sansürlendi / 24.06.2012
- PKK ile dans (3) / 25.09.2011
- PKK ile dans (2) / 24.09.2011
- PKK ile dans (1) / 23.09.2011
- Sinekle anlattım / 14.05.2011
- İyi araç oldu! / 12.05.2011
- Uyusunda büyüsün öğretmenim / 09.05.2011
- İki arkadaş / 06.05.2011
- PKK ile dans (3) / 25.09.2011
- PKK ile dans (2) / 24.09.2011
- PKK ile dans (1) / 23.09.2011
- Sinekle anlattım / 14.05.2011
- İyi araç oldu! / 12.05.2011
- Uyusunda büyüsün öğretmenim / 09.05.2011
- İki arkadaş / 06.05.2011