İki sene aradan sonra gittiğim İstanbul'u gerçekten tanıyamadım.Çocukluk ve gençlik yılları İstanbul'da geçmiş, orta ve yükseköğrenimini o şehirde tamamlamış biri olarak diyeceğim o ki, İstanbul talan edilmiş, yağmalanmış bir şehir görüntüsünden farksız.Hem zemini hem de seması, hem yerde yeşil alanları hem de gökte manzara-i umumiyesi talan edilmiş bir şehir.Fazla değil bir çeyrek asır evvel, İstanbul'un neresinde seyran ederseniz edin, hangi tepesinden diğer tepelere bakarsanız bakın gözlerinize çarpan ilk yapılar, kalem gibi göklere uzanan minareler ve kubbeler olurdu.Şimdi, nerdeyse her tepenin üstünde yükselen gökdelenler arasında minareleri ve kubbeleri seçebilmek için özel aletler gerekiyor.İki bin on beş yılının İstanbul'unda her ne yana dönseniz sizi her vadiye çöreklenmiş, her tepenin üstüne tünemiş adına gökdelen dedikleri acayip binalar karşılıyor.Gelecek nesillerin oyun alanları, dinlenip temiz hava alacakları mekânlar ve başlarını kaldırıp yıldızları ve mehtabı seyredecekleri gök yüzü işgal edilmiş.Bu nasıl bir hırs, bu nasıl bir ihtiras, bu ne menem bir doyumsuzluk ve aç gözlülük?İlkbahar yağmurları ile birlikte üçer-beşer biten mantarlardan daha yoğun bir şekilde İstanbul'un her iki yakasında da gökdelenler türemiş.Bu çarpık yapılaşmaya izin verenler, kırk dereden su taşıyarak bu çarpık yapılaşmaya izin alıp bu güzelim şehri yaşanmaz hale getirenler, çağlar ötesinden Ad kavmine gönderilen Hud Peygamberin sesini duyarlar mı acaba:"Siz her tepeye, yol kavşaklarına, saraylar kâşâneler, eğlence merkezleri kurup, eğlenmeye mi devam edeceksiniz? Koca koca köşkler, şatolar, saraylar, âbideler, fabrikalar dikerek, ebedî yaşayacağınızı mı umuyorsunuz?" (Şuara: 128-129).Sahi, çeyrek asır içinde bu şehri kimler bu hale getirdi, bu talanı ve yağmayı nasıl başardılar?Ülkede işler neden kötü gidiyor, neden uçuruma doğru koşar adım bir gidiş var sorularının cevabını bulmak için, aynı zihniyet tarafından çeyrek asırdan beri yönetilen İstanbul'un son halini iyi tahlil etmek gerekiyor herhalde.Bu zaman zarfında bu dünya güzeli şehri yönetenler ve bu kadar çirkinleştirmeyi başaranlar, hem psikolojik, hem sosyolojik açıdan hem de imar ve inşa anlayışı açısından ciddi bir tahlile tabi tutulmalı değil midirler?NOT: Bu köşede tanıttığımız, şair İbrahim Kartal'ın Gönül Gözyaşlarım adlı şiir kitabına nasıl ulaşırız diyen okurlarımız için iletişim adresi; Miraç Yayınları, 0212 523 38 04.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025