Hz. Peygamberin miladi doğum günü vesilesiyle gazetemiz tarafından organize edilen "Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.)" Sempozyumu her yönüyle muhteşem bir program oldu.
Kurra hafız Mustafa Yıldırım'ın icra ettiği Kur'an ziyafetinden sonra kürsüye çıkan akademisyenler, Cenab- Hakk'ın sevdiği, seçtiği ve bizlere örnek model, örnek insan olarak takdim ettiği Hz. Peygamber ve pak Ehl-i Beyt'i ile alakalı doyurucu sunumlar yaptılar.
Canlı Kur'an olarak Ehl-i Beyt; Hz. Peygamberin batıl karşısındaki tavrı ve Mübahale ayeti; Ehl-i Beytin başı olarak Hz. Peygamber; Hz. Peygamberin Veda Hutbesinde insan hakları; Hz. Peygamberin ikaz ettiği ahir zaman fitneleri ve deccallar; rahmet ve şefaat nebisi Hz. Muhammed (s.a.v), Hz. Peygamberin müjdelediği Hz. Mehdi; Tıbb-ı Nebevî; örnek aile reisi, bir baba ve dede olarak Hz. Peygamber; nübüvvet, velayet ve Gadir-i Hum, Dinlerarası Diyalog projesiyle Hz. Peygamber'i devre dışı bırakma gayretleri; Hz. Resulullah'ın ticaret ahlakı ve ekonomik hayat; Resulullah'ın emr-i bil-maruf ve nehy-i ani'l-münker hassasiyeti; Türk milletinde Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi; Hz. Peygamberin tesis ettiği İslam kardeşliği ve komşuluk hukuku? Sempozyum'da anlatılan konulardı.
Grup Nefes'in Allah Resulü (s.a.v) ve Ehl-i Beyt ile ilgili coşkulu ilahilerinden sonra kürsüye programın onur konuğu, Ehl-i Beyt Külliyatı'nın sahibi, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş geldi.
Sayın Baş, gecenin ilerleyen saatlerinde konuşmasına rağmen öyle önemli bir konuyu anlattı ki, salondakiler pür dikkat dinlediler.
Anlattığı konu insanın kendi iç aleminde, gönül dünyasında Cenab-ı Hakk'a yolculuğu ve Ehl-i Beyt'in bu yolculuktaki fonksiyonuydu.
Batılı müsteşriklerin insanı meçhul olarak tanımladıklarını ifade eden Sayın Baş, "İslam'da insan meçhul değil, malumdur, yani bilinen bir varlıktır" dedi.
Ve devamında anlattıkları İslam'a göre malum olan insanın şifreleriydi.
Hani Yunus Emre diyor ya;
"İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsin/ Ya nice okumaktır?
Okumaktan murad ne?/ Kişi Hakkı bilmektir/ Çün okudun bilemedin/ Ha bir kuru emektir.
Yunus der ki: Ey hoca/ Gerekse var bin Hacca/ Hepisinden iyice/ Bir gönüle girmektir."
İnsanoğlu en basit zahiri bir konuda, bir ilimde bile mutlaka bir kılavuza, bir mürebbiye ihtiyacı varken, elbette ki bu gizemli, zor yolculukta da bir rehbere ihtiyacı vardır. Prof. Dr. Baş, bu konuda şu gerçeği ifade etti:
"İnsanlığın gerçek rehberi başta Allah Resulü olmak üzere Ehl-i Beyt'tir. Ehl-i Beyt'e elinizi verdiğinizde, Ehl-i Beyt'in eteğini tuttuğunuzda sizin olacağınız şey adam olmaktır."
Ve bizleri adam yapacak olanlar ayrıca Ehl-i Beyt'in maneviyat ocağında yetişen, pişen, olgunlaşan, kendi içindeki yolculuğu tamamlayan "Geldiğin yoldan kullarımı bana getir" talimatını alan Abdulkadir Geylaniler, Ahmed el Rufailer, Ahmed el Bedeviler, Hoca Ahmed Yeseviler, Hacı Bektaş veliler, Hacı Bayram Veliler, Mevlanalar, Yunuslar, Sarı Saltuklar, Karaca Ahmetler, Dede Osman Avni Babalar, Ömer Hüdai Babalar, Mustafa Hayri Babalardır.
Prof. Dr. Baş, insanın Cenab-ı Hakk'a vuslatının "hikmeti öğrenme" olduğunu ifade ederek, bununla ilgili şunları söyledi:
"Bakın Al-i İmran Suresinin 164. ayetinde "And olsun ki, içlerinden kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur" buyuruyor. Demek ki Hazreti Fahr-i Kainat efendimiz şu görevleri ifa ediyor: Bir ayetleri okuyor, iki O'nu dinleyen ümmetini temizliyor, üç kendilerine kitap ve hikmeti öğretiyor. Hikmet nedir? Hikmet Allah'ın (cc) muradıdır."
İnsanın içinde müthiş bir dünyanın olduğunun ifade eden Sayın Baş, "Tasavvuf ilmi dediğimiz ilim de o müthiş dünya sahibi olan insanı insana tanıtır. Yani tasavvuf bizi bize tanıtıyor ve biz kendi iç alemimizde bir seyre, yolculuğa çıkıyoruz. Neden? Çünkü her insanın kalbinden Allah'a giden bir yol vardır. Tasavvuf dediğimiz meşrep o yoldan insanı Allah'a taşıyandır. Neyle taşır? Onun da Burak'ı var, bineği var. O binek nedir? Allah'ın güzel isim ve sıfatlarının anılmasıdır. İçimizde iç içe geçmiş 7 tane alem var. Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Raziye, Marziye ve Safiye. Bunların bir üst makamı daha vardır o da Kamile makamıdır ki bu çok ama çok büyük evliyayı kiram hazeratlarına ait bir makamdır. Allah onların şefaatlerinden bizi ayırmasın. Müslümanlıktaki gaye, o nihai noktaya gidecek insan gibi olmaktır. Bu yolda bulunmaktır" dedi.
Bu manevi yolculuğunu tamamlayan insanlardan oluşan bir toplum her yönüyle dört dörtlük toplumdur. Böyle bir toplumda her şey olması gerektiği gibi olur, yanlış hiçbir şey olmaz. İşte ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Peygamber'in evladı Hz. Mehdi'nin oluşturacağı toplum da böyle olacak. O her yere adaleti, barışı, kardeşliği getirecek, onun idaresinde insanlık doya doya huzuru yaşayacak.
Prof. Dr. Baş'a, bu gerçeklerle bizleri buluşturduğu için sonsuz teşekkürler.
Kurra hafız Mustafa Yıldırım'ın icra ettiği Kur'an ziyafetinden sonra kürsüye çıkan akademisyenler, Cenab- Hakk'ın sevdiği, seçtiği ve bizlere örnek model, örnek insan olarak takdim ettiği Hz. Peygamber ve pak Ehl-i Beyt'i ile alakalı doyurucu sunumlar yaptılar.
Canlı Kur'an olarak Ehl-i Beyt; Hz. Peygamberin batıl karşısındaki tavrı ve Mübahale ayeti; Ehl-i Beytin başı olarak Hz. Peygamber; Hz. Peygamberin Veda Hutbesinde insan hakları; Hz. Peygamberin ikaz ettiği ahir zaman fitneleri ve deccallar; rahmet ve şefaat nebisi Hz. Muhammed (s.a.v), Hz. Peygamberin müjdelediği Hz. Mehdi; Tıbb-ı Nebevî; örnek aile reisi, bir baba ve dede olarak Hz. Peygamber; nübüvvet, velayet ve Gadir-i Hum, Dinlerarası Diyalog projesiyle Hz. Peygamber'i devre dışı bırakma gayretleri; Hz. Resulullah'ın ticaret ahlakı ve ekonomik hayat; Resulullah'ın emr-i bil-maruf ve nehy-i ani'l-münker hassasiyeti; Türk milletinde Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi; Hz. Peygamberin tesis ettiği İslam kardeşliği ve komşuluk hukuku? Sempozyum'da anlatılan konulardı.
Grup Nefes'in Allah Resulü (s.a.v) ve Ehl-i Beyt ile ilgili coşkulu ilahilerinden sonra kürsüye programın onur konuğu, Ehl-i Beyt Külliyatı'nın sahibi, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş geldi.
Sayın Baş, gecenin ilerleyen saatlerinde konuşmasına rağmen öyle önemli bir konuyu anlattı ki, salondakiler pür dikkat dinlediler.
Anlattığı konu insanın kendi iç aleminde, gönül dünyasında Cenab-ı Hakk'a yolculuğu ve Ehl-i Beyt'in bu yolculuktaki fonksiyonuydu.
Batılı müsteşriklerin insanı meçhul olarak tanımladıklarını ifade eden Sayın Baş, "İslam'da insan meçhul değil, malumdur, yani bilinen bir varlıktır" dedi.
Ve devamında anlattıkları İslam'a göre malum olan insanın şifreleriydi.
Hani Yunus Emre diyor ya;
"İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsin/ Ya nice okumaktır?
Okumaktan murad ne?/ Kişi Hakkı bilmektir/ Çün okudun bilemedin/ Ha bir kuru emektir.
Yunus der ki: Ey hoca/ Gerekse var bin Hacca/ Hepisinden iyice/ Bir gönüle girmektir."
İnsanoğlu en basit zahiri bir konuda, bir ilimde bile mutlaka bir kılavuza, bir mürebbiye ihtiyacı varken, elbette ki bu gizemli, zor yolculukta da bir rehbere ihtiyacı vardır. Prof. Dr. Baş, bu konuda şu gerçeği ifade etti:
"İnsanlığın gerçek rehberi başta Allah Resulü olmak üzere Ehl-i Beyt'tir. Ehl-i Beyt'e elinizi verdiğinizde, Ehl-i Beyt'in eteğini tuttuğunuzda sizin olacağınız şey adam olmaktır."
Ve bizleri adam yapacak olanlar ayrıca Ehl-i Beyt'in maneviyat ocağında yetişen, pişen, olgunlaşan, kendi içindeki yolculuğu tamamlayan "Geldiğin yoldan kullarımı bana getir" talimatını alan Abdulkadir Geylaniler, Ahmed el Rufailer, Ahmed el Bedeviler, Hoca Ahmed Yeseviler, Hacı Bektaş veliler, Hacı Bayram Veliler, Mevlanalar, Yunuslar, Sarı Saltuklar, Karaca Ahmetler, Dede Osman Avni Babalar, Ömer Hüdai Babalar, Mustafa Hayri Babalardır.
Prof. Dr. Baş, insanın Cenab-ı Hakk'a vuslatının "hikmeti öğrenme" olduğunu ifade ederek, bununla ilgili şunları söyledi:
"Bakın Al-i İmran Suresinin 164. ayetinde "And olsun ki, içlerinden kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur" buyuruyor. Demek ki Hazreti Fahr-i Kainat efendimiz şu görevleri ifa ediyor: Bir ayetleri okuyor, iki O'nu dinleyen ümmetini temizliyor, üç kendilerine kitap ve hikmeti öğretiyor. Hikmet nedir? Hikmet Allah'ın (cc) muradıdır."
İnsanın içinde müthiş bir dünyanın olduğunun ifade eden Sayın Baş, "Tasavvuf ilmi dediğimiz ilim de o müthiş dünya sahibi olan insanı insana tanıtır. Yani tasavvuf bizi bize tanıtıyor ve biz kendi iç alemimizde bir seyre, yolculuğa çıkıyoruz. Neden? Çünkü her insanın kalbinden Allah'a giden bir yol vardır. Tasavvuf dediğimiz meşrep o yoldan insanı Allah'a taşıyandır. Neyle taşır? Onun da Burak'ı var, bineği var. O binek nedir? Allah'ın güzel isim ve sıfatlarının anılmasıdır. İçimizde iç içe geçmiş 7 tane alem var. Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Raziye, Marziye ve Safiye. Bunların bir üst makamı daha vardır o da Kamile makamıdır ki bu çok ama çok büyük evliyayı kiram hazeratlarına ait bir makamdır. Allah onların şefaatlerinden bizi ayırmasın. Müslümanlıktaki gaye, o nihai noktaya gidecek insan gibi olmaktır. Bu yolda bulunmaktır" dedi.
Bu manevi yolculuğunu tamamlayan insanlardan oluşan bir toplum her yönüyle dört dörtlük toplumdur. Böyle bir toplumda her şey olması gerektiği gibi olur, yanlış hiçbir şey olmaz. İşte ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Peygamber'in evladı Hz. Mehdi'nin oluşturacağı toplum da böyle olacak. O her yere adaleti, barışı, kardeşliği getirecek, onun idaresinde insanlık doya doya huzuru yaşayacak.
Prof. Dr. Baş'a, bu gerçeklerle bizleri buluşturduğu için sonsuz teşekkürler.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Don felaketi tarımı vurdu, peki şimdi ne olacak? / 17.04.2025
- Prof. Dr. Haydar Baş’ı tanımak sorumluluk gerektirir / 16.04.2025
- 'O'nun yetiştirdikleri bu vatanın garantörleri, bu milletin yılmaz savunucularıdır' / 14.04.2025
- Birlik ve beraberliğe adanmış bir ömür / 12.04.2025
- Öcalan açılımı, terörsüz Türkiye’ye götürür mü? / 10.04.2025
- Siyasette 3. yol tek seçenek / 09.04.2025
- Milli Ekonomi Modeli’ne artık duyarsız kalabilir miyiz? / 08.04.2025
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Prof. Dr. Haydar Baş’ı tanımak sorumluluk gerektirir / 16.04.2025
- 'O'nun yetiştirdikleri bu vatanın garantörleri, bu milletin yılmaz savunucularıdır' / 14.04.2025
- Birlik ve beraberliğe adanmış bir ömür / 12.04.2025
- Öcalan açılımı, terörsüz Türkiye’ye götürür mü? / 10.04.2025
- Siyasette 3. yol tek seçenek / 09.04.2025
- Milli Ekonomi Modeli’ne artık duyarsız kalabilir miyiz? / 08.04.2025
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025