Tevbe
Kurtuluşun ilk adımı ve anahtarıdır. Bu kapı Hakk'ın kapısıdır.
İnsan, beşer olması münasebetiyle hatâ yapar. Hatâdan dönmenin, günahlardan kurtulmanın yeğane yolu ise tevbedir. Tevbe, pişmanlıktır; pişmanlığın özü ise Hakk'ın değerini bilmek ve O'nu üstün tutmaktır. İlim, amel ve hal bu tevbenin safhalarıdır. Tevbede ilimden maksat, Hakk'ın her zaman üstün olduğunu bilmek ve takdir etmektir. Tevbenin amel safhası ise, günahlardan ve çirkin işlere meyletmekten uzak kalmaktır, bir daha dönmemek üzere kötülüklerden uzaklaşmaktır. Kalben kötülüklere ve günahlara karşı husumeti, Allah'a (cc) karşı sevgi ve muhabbeti yaşamak ise tevbenin hal safhasıdır.
Tevbe, bir mânâda kabahati nefiste aramaktır. Dolayısıyla tevbesinde samimi olan kimse, nefsinin terbiye ve tezkiye edilmesini, ruhunun yüceltilmesini gerekli görür.
Birçok ayet-i kerime meselenin ehemmiyetini ortaya koyar:
"Ey müminler! Hepiniz, Allah'a tevbe ediniz. Tâ ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız."
"Ey müminler, nasûh tevbe ile Allah'a tevbe ediniz."
"Evet, makbul olan tevbe, kötülükleri yapıp yapıp da ölüm gelip çattığında 'ben şimdi gerçekten tevbe ettim' diyenlerinkisi değildir."
"Allah katında makbul olan tevbe, kötülüğü, cahillikleri sebebiyle yapmış olanların, hemen vazgeçip pişmanlık arzedenlerin tevbesidir."
"Nefsini arındıran, tezkiye eden kurtulmuştur."
"O, kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini bağışlayandır."
"Hakikaten insan için kendi kazancından başkası yoktur."
"İşte kim zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa onun mükafatını görecektir. Kim de zerre miktarınca kötülük işlerse onun da cezasını görecektir."
Kurtuluşun ilk adımı ve anahtarıdır. Bu kapı Hakk'ın kapısıdır.
İnsan, beşer olması münasebetiyle hatâ yapar. Hatâdan dönmenin, günahlardan kurtulmanın yeğane yolu ise tevbedir. Tevbe, pişmanlıktır; pişmanlığın özü ise Hakk'ın değerini bilmek ve O'nu üstün tutmaktır. İlim, amel ve hal bu tevbenin safhalarıdır. Tevbede ilimden maksat, Hakk'ın her zaman üstün olduğunu bilmek ve takdir etmektir. Tevbenin amel safhası ise, günahlardan ve çirkin işlere meyletmekten uzak kalmaktır, bir daha dönmemek üzere kötülüklerden uzaklaşmaktır. Kalben kötülüklere ve günahlara karşı husumeti, Allah'a (cc) karşı sevgi ve muhabbeti yaşamak ise tevbenin hal safhasıdır.
Tevbe, bir mânâda kabahati nefiste aramaktır. Dolayısıyla tevbesinde samimi olan kimse, nefsinin terbiye ve tezkiye edilmesini, ruhunun yüceltilmesini gerekli görür.
Birçok ayet-i kerime meselenin ehemmiyetini ortaya koyar:
"Ey müminler! Hepiniz, Allah'a tevbe ediniz. Tâ ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız."
"Ey müminler, nasûh tevbe ile Allah'a tevbe ediniz."
"Evet, makbul olan tevbe, kötülükleri yapıp yapıp da ölüm gelip çattığında 'ben şimdi gerçekten tevbe ettim' diyenlerinkisi değildir."
"Allah katında makbul olan tevbe, kötülüğü, cahillikleri sebebiyle yapmış olanların, hemen vazgeçip pişmanlık arzedenlerin tevbesidir."
"Nefsini arındıran, tezkiye eden kurtulmuştur."
"O, kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini bağışlayandır."
"Hakikaten insan için kendi kazancından başkası yoktur."
"İşte kim zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa onun mükafatını görecektir. Kim de zerre miktarınca kötülük işlerse onun da cezasını görecektir."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.