Dün Çanakkale'de İngiliz sömürüsü altındaki Mısır askerlerini Türk kıyılarına getirerek Türk askerinin karşısına çıkaran haçlı zihniyeti, bugün Irak'ta Müslüman Türk insanını yaptığı katliama ortak yapmak için müslüman Iraklıların karşısına çıkarıyor.
Şanlı destanımızı okuyanlar bilir ki Çanakkale direnişinin en acıklı sahnelerinden biridir "Mısır askerlerinin düşürüldüğü pusuyu anlayıp da Türk askeriyle kucaklaşmak için koşarken İngiliz askerleri tarafından arkadan kahpece vurulmaları" olayı.
Zalimlerle savaşacağız diye İngilizler tarafından Çanakkale önlerine getirilen Mısır askerleri, Türk Mehmetçiğini "Allah Allah" seslerinden tanımış, bir kısmı Türk tarafına geçmeyi başarırken, bir kısmı başaramadan yolda can vermiş ve bir kısmı da daha cephelerinde haçlı kurşunlarına hedef olmuşlardı.
Dün müslümanı müslümana kırdıran bu zihniyet, bugün değişik metorlarla aynı hedef doğrultusunda yoluna devam etmektedir.
***
"ABD ordusuna paralı asker alınacak" anonsları internet başta olmak üzere birçok kanaldan üç kuruşa muhtaç edilen Türk halkına altın tepsinde sunulurken, tabi ki bu duyuruyu fırsat bilip ne olduğunu bile bilmediği bu aldatmacaya balıklama atlayan birçok kansız da çıktı aramızdan.
Kansız diyorum, çünkü bir insanın canına, sadece para için kasteden veya kasdetmeye teşebbüs eden bir başka kişi ne olursa olsun dünyanın en aşağılık insanıdır.
Ülkesine gelen tabut sayısının artmasından endişe eden ABD, şimdi de insanları sömürerek çare buldu can kayıplarına. IMF'nin büyük katkılayırla ve AKP eliyle meteliğe kurşun atar hale getirdiği Türk halkının önüne öyle bir zehir koydu ki, insanları imanıyla, geçmişiyle, hatta insanlıklarıyla karşı karşıya getirdi.
ABD tarafından açılan paralı asker kampanyasına 4000 hain başvurdu. Başvurdu başvurmasına ama bu iş bu kadar kolay mıydı peki?
***
Bir an için 'ABD'yle çıkarları birebir örtüşen 59. hükümet' yerine, başka bir hükümetin olduğunu düşünün. Irak'la dostane ilişkileriniz var. Ama bir ülke geliyor ve sizin vatandaşlarınızı bastığı boyalı kağıtlarla kiralayarak dostane ilişkiler içinde olduğunuz ülkeye paralı asker olarak gönderiyor.
Burada devletin, hükümetin hiç mi sorumluluğu yok.
Hiç bir yetkiliden onay almadan insanların böyle bir işe girişebilmesi olayı mantıklı bir yalan mı?
Tabi ki hayır.
Tabi ki onay alınmıştır.
Ve tabi ki bu olay bu kadar kolay değildir.
Bu iş tamamen devlet eliyle desteklenmiş ve hatta hiçbir aksi açıklama yapılmayarak teşvik bile edilmiştir.
Uyanın beyler uyanın!
Vaad edilen üç beş dolar için elinize tutuşturulacak silahlarla ABD'nin batağa saplandığı Irak çöllerine, çatışmaların ortasına paralı asker olmak için, Müslümana kurşun sıkmak, yani can almak, belki de can vermek için gönderiliyorsunuz.
Kimin için?
Çoluk çocuğunuz için mi, hiçbir devlet desteği alamayan biçare yatalak anneniz için mi, açlıktan yıkılacak yuvanız için mi, yoksa devletten aldığınız krediyi ödeyemediğiniz için mi?
Olmaz!
Bu millet Çanakkale gibi bir destanı yazmış altın harflerle tarihe.
Ne birilerinin bu milleti bu hallere düşürmeye hakkı var, ne de bu millet böyle bir muameleye maruz kalmaya layık.
Ey Başbakan! Yönetmeye çalıştığın ülkede kimler kimlere avuç açıyor haberin var mı!
Kimler kimlerin eline bakmaya mecbur bırakılıyor artık!
Heyhat!
Bir Çanakkale'yi daha kaldıramaz bu yürekler.
Ülke gidiyor uyanın!
Şu an iki yol var önümüzde.
Ya Atatürk'e kabul ettirmeye çalıştıkları "Paşam biz bu ülkeyi artık idare edemeyiz, ya Amerikan mandası, ya İngiliz mandası" cümlesinin muhatabı olan kişilerin çizdikleri yola tabi olarak şu an olduğu gibi, bir ülkenin eteğinde asalak gibi yaşayacak bir hayat seyri çizeceğiz kendimize, ya da Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Bağımsızlık benim karakterimdir' deyip canını hiçe sayarak uğrunda hayatını harcadığı "Bağımsız bir Türkiye"nin yolunu.
Karar bizim!
Şanlı destanımızı okuyanlar bilir ki Çanakkale direnişinin en acıklı sahnelerinden biridir "Mısır askerlerinin düşürüldüğü pusuyu anlayıp da Türk askeriyle kucaklaşmak için koşarken İngiliz askerleri tarafından arkadan kahpece vurulmaları" olayı.
Zalimlerle savaşacağız diye İngilizler tarafından Çanakkale önlerine getirilen Mısır askerleri, Türk Mehmetçiğini "Allah Allah" seslerinden tanımış, bir kısmı Türk tarafına geçmeyi başarırken, bir kısmı başaramadan yolda can vermiş ve bir kısmı da daha cephelerinde haçlı kurşunlarına hedef olmuşlardı.
Dün müslümanı müslümana kırdıran bu zihniyet, bugün değişik metorlarla aynı hedef doğrultusunda yoluna devam etmektedir.
***
"ABD ordusuna paralı asker alınacak" anonsları internet başta olmak üzere birçok kanaldan üç kuruşa muhtaç edilen Türk halkına altın tepsinde sunulurken, tabi ki bu duyuruyu fırsat bilip ne olduğunu bile bilmediği bu aldatmacaya balıklama atlayan birçok kansız da çıktı aramızdan.
Kansız diyorum, çünkü bir insanın canına, sadece para için kasteden veya kasdetmeye teşebbüs eden bir başka kişi ne olursa olsun dünyanın en aşağılık insanıdır.
Ülkesine gelen tabut sayısının artmasından endişe eden ABD, şimdi de insanları sömürerek çare buldu can kayıplarına. IMF'nin büyük katkılayırla ve AKP eliyle meteliğe kurşun atar hale getirdiği Türk halkının önüne öyle bir zehir koydu ki, insanları imanıyla, geçmişiyle, hatta insanlıklarıyla karşı karşıya getirdi.
ABD tarafından açılan paralı asker kampanyasına 4000 hain başvurdu. Başvurdu başvurmasına ama bu iş bu kadar kolay mıydı peki?
***
Bir an için 'ABD'yle çıkarları birebir örtüşen 59. hükümet' yerine, başka bir hükümetin olduğunu düşünün. Irak'la dostane ilişkileriniz var. Ama bir ülke geliyor ve sizin vatandaşlarınızı bastığı boyalı kağıtlarla kiralayarak dostane ilişkiler içinde olduğunuz ülkeye paralı asker olarak gönderiyor.
Burada devletin, hükümetin hiç mi sorumluluğu yok.
Hiç bir yetkiliden onay almadan insanların böyle bir işe girişebilmesi olayı mantıklı bir yalan mı?
Tabi ki hayır.
Tabi ki onay alınmıştır.
Ve tabi ki bu olay bu kadar kolay değildir.
Bu iş tamamen devlet eliyle desteklenmiş ve hatta hiçbir aksi açıklama yapılmayarak teşvik bile edilmiştir.
Uyanın beyler uyanın!
Vaad edilen üç beş dolar için elinize tutuşturulacak silahlarla ABD'nin batağa saplandığı Irak çöllerine, çatışmaların ortasına paralı asker olmak için, Müslümana kurşun sıkmak, yani can almak, belki de can vermek için gönderiliyorsunuz.
Kimin için?
Çoluk çocuğunuz için mi, hiçbir devlet desteği alamayan biçare yatalak anneniz için mi, açlıktan yıkılacak yuvanız için mi, yoksa devletten aldığınız krediyi ödeyemediğiniz için mi?
Olmaz!
Bu millet Çanakkale gibi bir destanı yazmış altın harflerle tarihe.
Ne birilerinin bu milleti bu hallere düşürmeye hakkı var, ne de bu millet böyle bir muameleye maruz kalmaya layık.
Ey Başbakan! Yönetmeye çalıştığın ülkede kimler kimlere avuç açıyor haberin var mı!
Kimler kimlerin eline bakmaya mecbur bırakılıyor artık!
Heyhat!
Bir Çanakkale'yi daha kaldıramaz bu yürekler.
Ülke gidiyor uyanın!
Şu an iki yol var önümüzde.
Ya Atatürk'e kabul ettirmeye çalıştıkları "Paşam biz bu ülkeyi artık idare edemeyiz, ya Amerikan mandası, ya İngiliz mandası" cümlesinin muhatabı olan kişilerin çizdikleri yola tabi olarak şu an olduğu gibi, bir ülkenin eteğinde asalak gibi yaşayacak bir hayat seyri çizeceğiz kendimize, ya da Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Bağımsızlık benim karakterimdir' deyip canını hiçe sayarak uğrunda hayatını harcadığı "Bağımsız bir Türkiye"nin yolunu.
Karar bizim!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ender Karabulut / diğer yazıları
- Sistem yanlış / 08.12.2020
- "Ben PKK'yı bitireyim, sen Kürdistan'ı tanı" / 19.12.2007
- PKK'ya af devlet politikası mı? / 06.12.2007
- Kürt' sorunu mu, 'Terör' sorunu mu / 24.11.2007
- Erdoğan ABD'ye neden gitti? / 22.12.2006
- Tebrikler Paşam! / 09.12.2006
- 50 milyon "Ortaçağ" kafalı! / 07.12.2006
- Papa'ya tepkimiz(!) çok komik oldu / 01.12.2006
- Deniz bitti! / 30.11.2006
- Papa ne yaptı, biz ne yapıyoruz! / 29.11.2006
- "Ben PKK'yı bitireyim, sen Kürdistan'ı tanı" / 19.12.2007
- PKK'ya af devlet politikası mı? / 06.12.2007
- Kürt' sorunu mu, 'Terör' sorunu mu / 24.11.2007
- Erdoğan ABD'ye neden gitti? / 22.12.2006
- Tebrikler Paşam! / 09.12.2006
- 50 milyon "Ortaçağ" kafalı! / 07.12.2006
- Papa'ya tepkimiz(!) çok komik oldu / 01.12.2006
- Deniz bitti! / 30.11.2006
- Papa ne yaptı, biz ne yapıyoruz! / 29.11.2006