Anadolu insanının kırk yıl önce başlayan Avrupa serüveni devam ediyor. Hollanda da, Türklerin yoğun bulunduğu ülkelerden biri... Ekmek parası kazanmak, rızkını temin etmek için çıkılan bu gurbet diyarı, önceleri geri dönmek planlarının yapıldığı yerdi. Ama artık yerleşmek için kararların verildiği, projelerin geliştirildiği mekanlar oldu.
Kırk senenin iyi bir muhasebesini yapmak gerekiyor. Elde edilen ekonomik imkanlar, sağlanan kazanımlar kadar; kaybedilenlerin neler olduğu, ne kadar olduğu ve daha nelerin kaybedileceği hususu iyice hesab edilmelidir.
Gelişmişlik bakımından Almanya kadar olmasa da, Hollanda, hayvancılığı, buna dayalı sanayiye ve diğer üretim alanlarına dönük ekonomik yapısına rağmen, ahlaki dejenerasyonun ve sapıklığın revaçta olduğu bir ülke. Eşcinsellerin hukuken evlendiği, lutiliğin yasallaştığı bir ülke... Düğün davetiyelerinde başbaşa poz vermiş erkekler var... Köşe başlarında belli dozda uyuşturucuyu serbest kullananlar ve hatta "biraz da sen çek" diye davetiye çıkaranlar var. Daha nice sapıklık örnekleri...
Bütün insani değerleri çiğneyen ve arzuların hudut tanımaz tatminini hürriyet olarak benimseyen bu ortamda, Anadolu insanı çoluk-çocuk yaşıyor.
Türklerin oluşturduğu dernek, cemiyet, kulüp, kahve ve camiler etrafında bir kültürel fanus oluşturulmaya çalışılıyor. Bir fikir vermesi açısından şu tesbit anlamlıdır. Hollanda'da, senede iki defa kılınan bayram namazına camiler civarında bulunan Türk ailelerinden katılım oranı % 25-30 civarında... Yani her bir ailede bir kişinin senede bir kez camiye gelme oranı bu...
Anadolu'da beş vakit namaz kılmasa da, senede iki defa kılınan ve vacib olan bayram namazına hemen hemen her aile reisinin çocuklarını da alarak güzel elbiseleri ile gelmesi ve herkesle bayramlaşması bir örf ve adettir. Gurbet diyarında ise bu çok daha anlamlıdır. İşte kaybedilen değerlere bir örnek bu...
Babalar, anneler ve ikinci kuşak çocuklar bir nebze korunabildi. Çocuklar ve torunlar ne durumda? Almanya'da sadece 14-22 yaş oranındaki 25.000 Türk genci hapishanede... Kimi eroinden, kimi cinayetten, kimi şiddetten... uyuşturucu, fuhuş ve gayrimeşru işler içinde binlercesi var... Kendisini koruyabilenler azınlıkta.
Hollanda hükümeti, ülkesinde görev yapacak öğretmenleri ve imamları kendi yetiştirmeye başladı. Almanya'da "Alman İslamı" kavramını yerleştirmeye çalışanlar gibi, Hollanda da"Hollanda İslamı" mı oluşturmak istiyor? Daha doğrusu Protestan İslam veya Light İslam kavramlarının içi oralarda böyle dolduruluyor. Misyonerliğin projesi oturuyor. Amaç asimilasyon. Bu nedenle vatandaşlık teşvik ediliyor. "Türk kimliği", milli kimlik ve değerler silinmek isteniyor. Türkiye'den kopmuş, vatanını önemsemeyen, bayrağı altında gurur, sevinç ve zevk almayan nesiller oluşturulmak isteniyor.
Ama bu projelerin farkında olanlar ve bunlara karşı çocuklarına ve geleceğine sahip çıkanlar da var. Bir çok Türk dernek ve kuruluşlar gibi "Hollanda İlim Kültür Vakfı" da bu amaçla yıllardır sürdürdüğü çalışmalarına Roterdam bürosunu açarak hız verdi.
24 Haziran 2001 Pazar günü çok sayıda kardeşimizin katılımıyla gerçekleşen açılışta, İstiklal Marşımız okundu. Milli kimliğin korunmasının dini bütünlüğün korunması ile mümkün olacağı, bayrak, vatan, din, devlet gibi tüm değerlerin bize ait olduğu ve bizim tarafımızdan sahiplenmesi gerekliliği vurgulandı.
Katılanları en çok duygulandıran ve ümitlerini tazeleyen, "bu millet yücedir ve yüce kalacaktır" inancını yaşatan ise, Trabzon, İstanbul ve Ankara'da yapılan "Ermeni Soykırım İddialarını Red ve Ulusal Bağımsızlık" mitingleri ile ilgili özet görüntülerin izlenmesi oldu.
Yüzbinlerce bayrağın dalgalandığı miting alanlarına, onlar da yürekleri ile, duaları ile sevinç gözyaşları ile katıldılar. Yeniden şahlanan Kuvayı Milliye ruhuna iştirak ettiler.
Bu vesileyle, Türk-İslam kültürüne hizmet edecek bu güzel teşebbüsün mensuplarını tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Kırk senenin iyi bir muhasebesini yapmak gerekiyor. Elde edilen ekonomik imkanlar, sağlanan kazanımlar kadar; kaybedilenlerin neler olduğu, ne kadar olduğu ve daha nelerin kaybedileceği hususu iyice hesab edilmelidir.
Gelişmişlik bakımından Almanya kadar olmasa da, Hollanda, hayvancılığı, buna dayalı sanayiye ve diğer üretim alanlarına dönük ekonomik yapısına rağmen, ahlaki dejenerasyonun ve sapıklığın revaçta olduğu bir ülke. Eşcinsellerin hukuken evlendiği, lutiliğin yasallaştığı bir ülke... Düğün davetiyelerinde başbaşa poz vermiş erkekler var... Köşe başlarında belli dozda uyuşturucuyu serbest kullananlar ve hatta "biraz da sen çek" diye davetiye çıkaranlar var. Daha nice sapıklık örnekleri...
Bütün insani değerleri çiğneyen ve arzuların hudut tanımaz tatminini hürriyet olarak benimseyen bu ortamda, Anadolu insanı çoluk-çocuk yaşıyor.
Türklerin oluşturduğu dernek, cemiyet, kulüp, kahve ve camiler etrafında bir kültürel fanus oluşturulmaya çalışılıyor. Bir fikir vermesi açısından şu tesbit anlamlıdır. Hollanda'da, senede iki defa kılınan bayram namazına camiler civarında bulunan Türk ailelerinden katılım oranı % 25-30 civarında... Yani her bir ailede bir kişinin senede bir kez camiye gelme oranı bu...
Anadolu'da beş vakit namaz kılmasa da, senede iki defa kılınan ve vacib olan bayram namazına hemen hemen her aile reisinin çocuklarını da alarak güzel elbiseleri ile gelmesi ve herkesle bayramlaşması bir örf ve adettir. Gurbet diyarında ise bu çok daha anlamlıdır. İşte kaybedilen değerlere bir örnek bu...
Babalar, anneler ve ikinci kuşak çocuklar bir nebze korunabildi. Çocuklar ve torunlar ne durumda? Almanya'da sadece 14-22 yaş oranındaki 25.000 Türk genci hapishanede... Kimi eroinden, kimi cinayetten, kimi şiddetten... uyuşturucu, fuhuş ve gayrimeşru işler içinde binlercesi var... Kendisini koruyabilenler azınlıkta.
Hollanda hükümeti, ülkesinde görev yapacak öğretmenleri ve imamları kendi yetiştirmeye başladı. Almanya'da "Alman İslamı" kavramını yerleştirmeye çalışanlar gibi, Hollanda da"Hollanda İslamı" mı oluşturmak istiyor? Daha doğrusu Protestan İslam veya Light İslam kavramlarının içi oralarda böyle dolduruluyor. Misyonerliğin projesi oturuyor. Amaç asimilasyon. Bu nedenle vatandaşlık teşvik ediliyor. "Türk kimliği", milli kimlik ve değerler silinmek isteniyor. Türkiye'den kopmuş, vatanını önemsemeyen, bayrağı altında gurur, sevinç ve zevk almayan nesiller oluşturulmak isteniyor.
Ama bu projelerin farkında olanlar ve bunlara karşı çocuklarına ve geleceğine sahip çıkanlar da var. Bir çok Türk dernek ve kuruluşlar gibi "Hollanda İlim Kültür Vakfı" da bu amaçla yıllardır sürdürdüğü çalışmalarına Roterdam bürosunu açarak hız verdi.
24 Haziran 2001 Pazar günü çok sayıda kardeşimizin katılımıyla gerçekleşen açılışta, İstiklal Marşımız okundu. Milli kimliğin korunmasının dini bütünlüğün korunması ile mümkün olacağı, bayrak, vatan, din, devlet gibi tüm değerlerin bize ait olduğu ve bizim tarafımızdan sahiplenmesi gerekliliği vurgulandı.
Katılanları en çok duygulandıran ve ümitlerini tazeleyen, "bu millet yücedir ve yüce kalacaktır" inancını yaşatan ise, Trabzon, İstanbul ve Ankara'da yapılan "Ermeni Soykırım İddialarını Red ve Ulusal Bağımsızlık" mitingleri ile ilgili özet görüntülerin izlenmesi oldu.
Yüzbinlerce bayrağın dalgalandığı miting alanlarına, onlar da yürekleri ile, duaları ile sevinç gözyaşları ile katıldılar. Yeniden şahlanan Kuvayı Milliye ruhuna iştirak ettiler.
Bu vesileyle, Türk-İslam kültürüne hizmet edecek bu güzel teşebbüsün mensuplarını tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Dr. Abdullah Terzi / diğer yazıları
- “Tüketim en büyük kaynaktır” / 11.12.2019
- Mesaj TV’ye kavuştuk / 06.12.2019
- NATO neye yarar ki? / 04.12.2019
- Haydar Baş Çin’de değil, Türkiye’de / 28.11.2019
- Erdoğan–Trump görüşmesi ve Sayın Baş / 16.11.2019
- ‘ABD bitmiştir’ / 01.11.2019
- Bu Meclis off! / 28.10.2019
- ‘Bağımsızlık güneşi doğuyor’ / 25.10.2019
- Kolay değil 18 yıl geçti… / 26.09.2019
- ‘Materyalizm ne saçma şey!’ / 19.08.2019
- Mesaj TV’ye kavuştuk / 06.12.2019
- NATO neye yarar ki? / 04.12.2019
- Haydar Baş Çin’de değil, Türkiye’de / 28.11.2019
- Erdoğan–Trump görüşmesi ve Sayın Baş / 16.11.2019
- ‘ABD bitmiştir’ / 01.11.2019
- Bu Meclis off! / 28.10.2019
- ‘Bağımsızlık güneşi doğuyor’ / 25.10.2019
- Kolay değil 18 yıl geçti… / 26.09.2019
- ‘Materyalizm ne saçma şey!’ / 19.08.2019