Hilafet tanımı: Cenab-ı Allah'ın nasb ile seçtiği Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.a.)'den sonra insanların din ve dünya işlerini düzenleyip yöneten İslam devlet başkanıdır. Halifeler Allah tarafından seçilmiş olan özel kullardır.
Peygamber Efendimiz, İmam Ali'ye hitaben, "Sen benim ümmetimin imamı, Benden sonra onların üzerindeki halifemsin. Senin ve Benden sonra evlatlarından gelecek imamların misali Nuh'un gemisi misalidir. Ona binen kurtulur, binmeyen boğulur" (İsbatü'l-Hüdat c.1, s.612) buyurmuştur.
Hilafet hakkı kimindi konusuna geçmeden şunu belirtmekte fayda görüyorum. Bizim Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ile Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a.) arasına girmek gibi bir düşüncemiz olamaz. Çünkü onların Peygamber Efendimizle akrabalık ilişkileri var. Hz. Ebubekir, Hz. Aişe annemizin babasıdır. Hz. Ömer, Hz. Hafsa annemizin babasıdır. Amacımız; hilafet konusunda haklı kimse onu ortaya çıkarmaktır. Çünkü üç veya dört haklı yoktur, tek haklı vardır. Biz bu makalemizde hilafet meselesini Prof. Dr. Haydar Baş'ın Ehl-i Beyt Külliyatı'ndan istifade ederek açıklamaya çalışacağız.
Hilafet hakkı:
Ehl-i Beyt imamlarının ifadeleri ile, Hz. Peygamber'den itibaren kimlerin halife olacağı bir diğer imama bırakılan vasiyette belli edilmiştir. Bu vasiyet bir imamın diğerine yazdığı bir kâğıt değil, Hz. Cebrail tarafından, Hz. Peygambere indirilmiş bir belgedir.
Muhammed b. Kesir, Ebu Abdullah'tan (Cafer-i Sadık) şöyle rivayet etmiştir: "Vasiyet Muhammed (s.a.a.)'e gökten yazılı olarak inmiştir. Vasiyetin dışında hiçbir yazı gökten Muhammed (s.a.a.)'e mühürlü olarak inmemiştir.
Hz. Cebrail dedi ki: 'Ey Muhammed (s.a.a.)! Bu senin Ehl-i Beyt'in yanında bulunup ümmetine yönelik olan vasiyetindir.'
Resûlullah (s.a.a.), 'Hangi Ehl-i Beyt'im ey Cebrail?' dedi.
Dedi ki: 'Cenab-ı Allah'ın seçtiği zat, Ali (a.s) ve onun soyu… Bunlar peygamberlik ilmini senden miras alırlar. Tıpkı İbrahim'in bu ilmi miras bıraktığı gibi… Peygamberlik ilminin mirası Ali (a.s.)'ın ve onun sülbünden gelen senin zürriyetine aittir.'
Vasiyetin üzerinde mühürler vardı. Ali(a.s.) ilk mührü kaldırdı ve içinde yazılı bulunan vasiyetler doğrultusunda amel etti. Sonra Hasan (a.s.) ikinci mührü açtı ve orada yazılı bulunanlar doğrultusunda amel etti. Hasan (a.s.) vefat edince, Hüseyin (a.s.) üçüncü mührü açtı ve orada şöyle yazılı olduğunu gördü: 'Savaş, öldür! Sen de öldürüleceksin! Bir topluluğu da kendinle beraber şehadete ulaşmak için götür. Onlar için seninle beraber olmalarından başka şehit düşme imkanı yoktur.' Hüseyin (a.s.) vasiyette yazılı olanları uyguladı.
Kendisi şehadete ulaşmadan vasiyeti Ali b. Hüseyin (Zeynelâbidin) dördüncü mührü açtı ve orada şöyle yazılı olduğunu gördü: 'Sus ve gizlenen ilmi açığa vurmadan başını eğ.' O da vefat edeceği zaman vasiyeti Muhammed b. Ali (a.s.)'a verdi.
Her bir imam kendine ait olan vasiyeti açıp okuyarak uyguladı ve ölmeden önce bir diğer imama ulaştırdı. Ahir zamanın son kertiğini yaşadığımız zamanımızda ise vasiyetname Mehdi Resule verilecektir." (Usul-i Kafi, Kuleyni, c.2, s.491-493).
Resul-i Ekrem, kendinden sonra kimlerin imam olacağını bizzat açıklamıştır.
Sehl b. Sa'd el-Ensari şöyle rivayet eder:
Resûlullah (s.a.v.)'in kızı Fâtıma (a.s.)'a imamlarla ilgili bir soru sordum. Dedi ki: "Resûlullah (s.a.a.) Ali (a.s.)'a şöyle derdi: Ey Ali! Sen benden sonra imam ve halifesin. Sen mü'minlere kendilerinden daha evla ve önceliklisin. Sen öldüğün zaman oğlun Hasan, müminlere kendilerinden daha evla ve öncelikli olur. Hasan vefat edince oğlun Hüseyin, Hüseyin vefat edince oğlu Ali b. Hüseyin, Ali b. Hüseyin vefat edince, oğlu Muhammed Bâkır, Muhammed Bâkır vefat edince oğlu Cafer-i Sadık, Cafer-i Sadık vefat edince, oğlu Musa Kâzım, Musa Kâzım vefat edince oğlu Ali Rıza, Ali Rıza vefat edince oğlu Muhammed Taki, Muhammed Taki vefat edince oğlu Ali Naki, Ali Naki vefat edince oğlu Hasan'ül Askeri mü'minlere kendilerinden daha evla ve öncelikli olur. (tasarruf ve yetki sahibi olma). Hasan'ül Askeri vefat edince Kaim Mehdi mü'minlere kendilerinden daha evla ve öncelikli olur. Allah (c.c.) onun eli ile yeryüzünün doğularını ve batılarını fetheder. Onlar, Hakkın imamları ve doğruluğun dilleridir. Onlara yardım eden yardım görür, terk eden terk edilir." (Kifayetu'l-Eser, s.193-200).
Görülmektedir ki; imamlık makamı Cenab-ı Hak tarafından nasb edilen ve çalışmakla elde edilmesine imkan olmayan bir rütbedir. Peygamberler ve peygamber vârisi veliler gibi, halifelik için seçilen imamları da Cenab-ı Allah seçmiştir.
(devam edecek…)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Haydar Baki / diğer yazıları
- Örnek toplum modeli nasıl olmalı / 03.04.2025
- Allah’ın (c.c.) muradı ile Kadir Gecesi’ni ihya etmek / 26.03.2025
- Ramazan ayı hoş gelmiş safalar getirmiş / 28.02.2025
- Berat Kandili ve düşündürdükleri / 13.02.2025
- İnsan neyi aradığını bilmiyor / 22.01.2025
- Milli Ekonomi Modeli’nin uygulanması mecburdur / 23.09.2024
- Kerbela’dan günümüze / 13.07.2024
- Gadr-i Hum Bayramımız mübarek olsun / 25.06.2024
- Kur’ an ve Ehl-i Beyt rehberliğinde yaşamak / 24.05.2024
- Peygamber Efendimizin emanetlerine sahip çıkmak / 29.01.2024
- Allah’ın (c.c.) muradı ile Kadir Gecesi’ni ihya etmek / 26.03.2025
- Ramazan ayı hoş gelmiş safalar getirmiş / 28.02.2025
- Berat Kandili ve düşündürdükleri / 13.02.2025
- İnsan neyi aradığını bilmiyor / 22.01.2025
- Milli Ekonomi Modeli’nin uygulanması mecburdur / 23.09.2024
- Kerbela’dan günümüze / 13.07.2024
- Gadr-i Hum Bayramımız mübarek olsun / 25.06.2024
- Kur’ an ve Ehl-i Beyt rehberliğinde yaşamak / 24.05.2024
- Peygamber Efendimizin emanetlerine sahip çıkmak / 29.01.2024