Tarihi değiştiren, ya da tarihe yön veren insanlar vardır.
Onları unutmuş gibi yapmak veya yok saymak mümkün değildir. Çünkü onlar, siz ne kadar tarihe gömmeye çalışsanız da zaman denilen sihirbaz onu yeniden önünüze getirip koyuverir…
Herkes, İzmir'de ilk kurşunu sıkarak Türk direnişini başlatan ve sonrasında ulusal sembol haline gelen yazar ve meslektaşımız Osman Nevres veya diğer adı ile Hasan Tahsin'i bilir. Onu Yunan ordusunun en seçkin askerlerinden oluşan Efzon Alayı'na, bugün bizim neşe ile gezdiğimiz Kordon Boyu'nda tek başına neden kurşun sıktığını, direndiğini anlayamaz.
Çünkü onlar, bunu anlamak için sadece Hasan Tahsin'e bakarlar. Oysa sadece ona değil; zamanın padişahından, başkumandanına; emniyet kuvvetleri amirinden, eli silah tutan herkese bakmak ve onun baktığında ne gördüğünü düşünmek, yorumlamak lazım…
15 Mayıs'ta İlk kurşun sadece Yunan askerine sıkılmamıştır.
Bu bir başkaldırının, bir isyanın, seyirci kalanların, padişahın, hükümette görev alan herkesin kafasına sıkılmıştır.
Aymazlık içinde bulunanları, zevki sefa içinde olanları, sofralarında şarabı ve arabı eksik etmeyenleri, kendilerindeki gücün farkında olmayanları, vatanın kıymetini bilmeyenlerin, haksız ve adaletsiz yönetimlerin, ilk kurşunu yiyebileceklerini tahmin edip halkın arasında yürüyemeyecek hale gelenleri korktukları sonun geldiğini anlayıp uyanmaları için sıkılmıştır.
Bu öyle bir kurşundur ki, Türk vatanının işgal edilemeyeceğini; Türklerin esir alınamayacağını, aziz vatanın işgaline ve bir karış toprağının bile alınmasına izin verilmeyeceğinin, gerekirse ölümü göze almış insanın nasıl tehlikeli bir silaha dönüşebileceğinin ispatı olmuştur.
İlk kurşun, sadece Osman Nevres'e ait değildir.
Türler; Anadolu'ya yerleştikten sonra her dönemde haksızlıklar karşısında kılıcını ilk çeken, kurşunu ilk atan bir yiğit her zaman olmuştur. Yapılan haksızlıklara isyan eden köy delikanlıları Köroğlu olmuş, dağlara çıkmıştır. İnce Memed olmuş, roman kahramanı olarak anılarımıza kazınmıştır. Dadaloğlu olmuş, satırları ile düşman kazanmış, Pir sultan Abdal olmuş, türküler yazılmıştır.
Her dönemde kendi yaptıkları yanlış veya kötü işlerini, sultanlar veya yöneticiler duymasın diye halka zulmeden, sırlarını bilenleri katleden, ilk kurşunu hak edenler olmuştur. Ancak her zaman ilk kurşunun sonu bellidir. Ölüm kaçınılmazdır ama bu ilk kurşunun haksızlar üzerindeki etkisi tıpkı İzmir işgalinde olduğu gibi, batırılan bir savaş gemisinden daha fazla olmuştur. Teşkilatı mahsusa'nın kendisine verdiği Hasan Tahsin adı; sadece bir kod adı değil, gizli bir şifre olarak kullanılmış ve özellikle İzmir'de ki Yunan karargâhında büyük korku uyandırmıştır.
Hasan Tahsin takma adlı Osman Nevres; çok genç bir yaşta ölümü göze aldı. 15 Mayıs sabahı Yunanlılara ilk kurşunu sıktığında 31 yaşının içindeydi. Sıradan bir genç değildi. Selanik'te Atatürk ile ayni okula gitmiş; Fransa, İsviçre, Romanya ve İngiltere'de yaşamıştı. Abdülhamit'in istibdat rejimine karşı idi. İttihat ve Terakki'de yer almış, Paris'te Sorbon Üniversitesi'nde siyasal bilgiler okumuştu. Emperyalizme karşı dik duruşu biliniyordu. Son olarak Hukuk-u Beşer gazetesinde başyazar olarak çalışıyordu.
Onun sıktığı ilk kurşun ve ardından ölümü, Aydın ve Balıkesir efelerini de harekete geçirmiş; büyük bir direniş gücü oluşmasına neden olmuştur.
Demirci Mehmet Efe'nin gözyaşları içinde; "Bir genç, düşmana ilk kurşunu sıktı. Bundan sonrası bize düşer…" dediği anlatılmaktadır.
Bugün mezarının nerede olduğu tartışılan Hasan Tahsin ve arkadaşlarının İzmir'in işgalini tasvip etmeyen ve gizlice yardım eden Sebataycılar tarafından bulunup, saat kulesinin bulunduğu yere ve Musevi mezarlığının bulunduğu Maşatlık mevkiine gömüldükleri, ancak cesetlerinin hunharca katledilmiş olması nedeni ile tanınamayacak durumda olduklarından kimlik ayrımı yapılamadığı söylenmektedir.
Onun için, İzmir'e gidip Kordon'da gezerken İlk Kurşun Anıtı'na da uğrayıp, bu yiğit insanların ruhlarına bir Fatiha okuyun, onları selamlamayı unutmayın.
Bu vatan için şehit olan tüm gençlerimize rahmet olsun, ruhları şad olsun…
- Sahne… / 02.04.2025
- Sessizlik… / 01.04.2025
- Bayramlık… / 28.03.2025
- Gelecek kaygısı… / 21.03.2025
- VEFA… / 19.03.2025
- Doğruları söylemek… / 14.10.2024
- Haydar Hoca'yı hatırlarken… / 06.08.2024
- Kıyılarda sorun büyük… / 05.08.2024
- Bir kral, bir prenses ve bir Demir Leydi / 28.07.2024