Dünkü yazımızda vücut ülkesi ile ülkemiz arasında bir denklem kurmuştuk. Bu denklemin sonucunda görev ve kontroller yapılmadığı, uyum ve nizam sağlanmadığı takdirde hem vücut ülkemizin, hem de ülkemizin huzursuz olacağı sonucuna ulaşmıştık. Evet, kabul etsek de, etmesek de bugün gerçek olan hem iç dünyamızda, hem de aile, dost, akraba, arkadaş ve iş hayatımızda değişik huzursuzluklar içindeyiz. Aradığımız huzuru veya dünyayı bir türlü bulamıyoruz. Tabi buna birçok sebepler gösteriyoruz. Ama bir türlü aynaya bakmıyor, kendimizin asıl mesul olduğunu kabul etmiyor ve bu tablonun "biz neresindeyiz," sorusunun cevabına da yanaşmıyoruz. Nedir bu şikâyetçi halimiz? Sen, ben, o şikâyetçiyse, fail veya şikayet edilen kim? Nelerden şikayetçiyiz? Samimiyetten mi? Sadakatten mi? Vefadan mı? Dostluktan mı? Ahlakın bozulmasından mı? Hayat şartlarından mı? Gelirden mi? Giderden mi? Yoksa bana neci, toplum olmaktan mı? Bir suç toplumu ortaya çıkmasından mı? Evet, hangisinden veya hangi şıklardan şikâyetçiyiz? En önemlisi şikâyetçi olmamız bizi aklar mı? Veya şikâyetçi olmaya hakkımız var mı?Muhterem Hocam Prof. Dr. Haydar Baş toplum ve insan ilişkisini şöyle özetliyor;"?Toplum, insanların iç dünyasının görüntüsüdür, denilebilir. Başka bir ifadeyle toplum, insan denen varlığın aynasıdır. Fert, kendi dünyasında düşündüklerini toplum denen meydanda uygulamaya koyar. O halde her toplum, kendini oluşturan insan veya insanlar demektir?Bu gün hiç kimsenin toplumdan şikâyet ederek, kendini müdafaa etmesi ve mesuliyetten kurtulması mümkün değildir. Hepimiz bu toplumda var olan kötülüklerden mesulüz. Bizler, bireyler olarak varlığımızda mevcut olan yanlışları, hataları düzeltmeye mecburuz. Birbirimize zarar veren duygu ve düşünceleri ıslah etmeliyiz ki, toplumda yanlışlar olmasın?" (İman ve İnsan sh:225?26)Evet, Sayın Baş'ın ortaya koyduğu bu hakikat aynasına bakıp, kendimize bir daha soralım, yaşadığımız maddi, manevi sıkıntılardan şikayetçi olmamız bizi aklar mı? Veya şikayetçi olmaya hakkımız var mı?Yine Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu örneği iç ve dış dünyamızda nereye gittiğimizin ve nereye gitmek gerektiğinin tam cevabıdır, diye düşünüyorum. Sayın Baş diyor ki;"Üzüm, üzüme baka baka kararır, değil mi? Kahveye gidiyorsun, üzerine sigara dumanı çöküyor. "Canım, ben sigara içmedim ki." İçmene gerek yok, kahveye girdin ya.Gül dükkânına giriyorsun, üzerine güzel kokular siniyor. Gül kokusu sürmene gerek yok, dükkâna girdin ya. Hakk'ın muhabbetini taşıyan gül kokulu insanların yanında olmak, onları düşünmek, onlarla beraber olmak; işte bu rabıta. Onlarla birlikte yürümek (devam etmek) Hakk'a yürümektir?" (Yaşayan Kuran; Sünnet sh:221)Her çağda Hakk'a çağıran, tabiri caizse gül kokulu insanlar vardır. Maddi, manevi kurtuluşu arayan, iş ve dış dünyalarında huzur bulmak isteyen insanlar, bu gül kokulu insanların yanında yer almış, bu dükkanları boş bırakmamışlardır. Günümüzde de böyle. Siyasi ve sosyal olarak milletimizin önüne geçenler maalesef insanımızı, haçlı limanlarına taşımış, insanlarımız bu limanlarda adeta afallamış ve kimliğini kaybetme noktasına gelmiştir. Bu kimlik zafiyeti insanımızın hem gönül dünyasında, hem de sosyal hayatında derin uçurumlar meydana getirmiş, toplumsal yıkım ve de huzursuzluklar başlamıştır. Yaşadığımız bireysel ve toplumsal sorunların temeli bu kimlik bunalımı ve gönül dünyamıza değişik isimlerle yerleştirilen putlardır.Oysa Prof. Dr. Haydar Baş her alanda (siyasi, sosyal, manevi) milletimizin önüne reçeteler koydu. İnsanımızı maddi ve manevi kurtuluşu için tüm gayretini ortaya serdi. Kuran, Ehl-i Beyt gerçeğiyle, sosyal devlet projeleriyle ve Milli Ekonomi Modeliyle adeta insanımızı bu dünyada iken Kevser suyundan iç, gül kokusunu al, dedi, diyor da. Tercih milletimizin; Gül kokusu mu? Kan kokusu mu?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025