1938 yılında kurulan Fiskobirlik’in devre dışı bırakılmasının ardından 3 yıl süreyle devlet adına fındık alımı yapan Toprak Mahsulleri Ofisi’nin de devre dışı kalması ile düzensiz bir fındık piyasasıyla karşı karşıyayız…
Serbest piyasa denilen vahşi piyasa şartlarının egemen olduğu fındık piyasasında fiyatı belirleyici güç, elbette güçlü alıcılar.
Eski yıllarda Fiskobirlik ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üstlendiği piyasa müdahale görevi ve fiyat belirleme artık global tekellerin elinde.
Devlet desteğinden yoksun örgütsüz üreticiler büyük firmaların dediği ve belirlediği fiyattan fındığını satmak zorunda.
Sağ olsun hükümet taban fiyatı açıklamaz, müdahale yapmazken dâhiyane bir buluşlarla çözümü(!) sunmaya devam eder: “Sakın ha hemen fındığı ucuza satmayın bekletin pahalandığı zaman satın”… Bu dâhiyane buluş ve katkılarından dolayı fındık üreticisi etkili ve yetkililere şükranlarını sunmaları gerekir diye düşünüyoruz.
Soruyoruz, borç-harç içerisindeki üretici fındığını satmayıp ta ne yapacak. Elbette büyük alıcıların belirlediği fiyatta ederinin altında fındığını satmak zorunda, çünkü başka çaresi yok, eli mahkûm.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği 2012 yılı 1 kg fındığın maliyet bedelini 4.70 lira olarak açıklamıştır. Oysa şu an tüccar fındığa 4 lira bile vermemektedir. Devletin elini çektiği serbest piyasa dedikleri bu olsa gerek.
Ülkemiz için en değerli tarım ürünü olan fındık da maalesef diğer tarım ürünleri gibi yerlerde sürünmektedir. Devletin elini eteğini çektiği piyasada global tefeci tekeller istedikleri gibi at oynatmaktalar. Kendi menfaatleri gereği belirledikleri fiyattan fındığı alıp, yüksek kazançlar elde etmekteler.
Fındık üreticisi protestolarla nümayişler yapıp yolları trafiğe kapatsa da akıllanmamakta ve kendim ektim kendim buldum demektedir.
10 yıl evvelinde sayın Prof. Dr. Haydar Baş, ta o tarihlerde fındık fiyatının 10 TL olması gerektiğini vurgulayarak, fındığın mamul halde satılması gerektiğini ve Hamburg borsasının ivedilikle Karadeniz’de olmasını vurgulamış ve bu işin kitabını yazmıştı. Ve seslenmişti Prof. Dr. Haydar Baş: “Kafanıza akıl koyun ben sizden dilenci mantığıyla (diğer partilerin yaptığı gibi) oy istemiyorum ben sizi kurtarmaya geliyorum ey milletim…” Maalesef milletimiz topyekûn kurtulmaktan ve zengin olmaktan yana değil de zilletten, fakirlikten yana tavır koymuştur. Yaşanan tablo budur sayın okuyucu…
Serbest piyasa denilen vahşi piyasa şartlarının egemen olduğu fındık piyasasında fiyatı belirleyici güç, elbette güçlü alıcılar.
Eski yıllarda Fiskobirlik ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üstlendiği piyasa müdahale görevi ve fiyat belirleme artık global tekellerin elinde.
Devlet desteğinden yoksun örgütsüz üreticiler büyük firmaların dediği ve belirlediği fiyattan fındığını satmak zorunda.
Sağ olsun hükümet taban fiyatı açıklamaz, müdahale yapmazken dâhiyane bir buluşlarla çözümü(!) sunmaya devam eder: “Sakın ha hemen fındığı ucuza satmayın bekletin pahalandığı zaman satın”… Bu dâhiyane buluş ve katkılarından dolayı fındık üreticisi etkili ve yetkililere şükranlarını sunmaları gerekir diye düşünüyoruz.
Soruyoruz, borç-harç içerisindeki üretici fındığını satmayıp ta ne yapacak. Elbette büyük alıcıların belirlediği fiyatta ederinin altında fındığını satmak zorunda, çünkü başka çaresi yok, eli mahkûm.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği 2012 yılı 1 kg fındığın maliyet bedelini 4.70 lira olarak açıklamıştır. Oysa şu an tüccar fındığa 4 lira bile vermemektedir. Devletin elini çektiği serbest piyasa dedikleri bu olsa gerek.
Ülkemiz için en değerli tarım ürünü olan fındık da maalesef diğer tarım ürünleri gibi yerlerde sürünmektedir. Devletin elini eteğini çektiği piyasada global tefeci tekeller istedikleri gibi at oynatmaktalar. Kendi menfaatleri gereği belirledikleri fiyattan fındığı alıp, yüksek kazançlar elde etmekteler.
Fındık üreticisi protestolarla nümayişler yapıp yolları trafiğe kapatsa da akıllanmamakta ve kendim ektim kendim buldum demektedir.
10 yıl evvelinde sayın Prof. Dr. Haydar Baş, ta o tarihlerde fındık fiyatının 10 TL olması gerektiğini vurgulayarak, fındığın mamul halde satılması gerektiğini ve Hamburg borsasının ivedilikle Karadeniz’de olmasını vurgulamış ve bu işin kitabını yazmıştı. Ve seslenmişti Prof. Dr. Haydar Baş: “Kafanıza akıl koyun ben sizden dilenci mantığıyla (diğer partilerin yaptığı gibi) oy istemiyorum ben sizi kurtarmaya geliyorum ey milletim…” Maalesef milletimiz topyekûn kurtulmaktan ve zengin olmaktan yana değil de zilletten, fakirlikten yana tavır koymuştur. Yaşanan tablo budur sayın okuyucu…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Adem Birinci / diğer yazıları
- Hz Peygamber’in cömertliği / 17.04.2025
- ‘Ben ve Ali bir nurdan yaratıldık’ / 09.04.2025
- Hz. Fatıma'yı incitmek / 27.03.2025
- Kâbe'nin Rabbine and olsun ki kurtuldum / 23.03.2025
- Kadir gecesi / 21.03.2025
- “Bana sorun” / 18.03.2025
- İmam Ali’nin dilinden Hz. Peygamber / 15.03.2025
- Gayretullah’a dokunmak… / 13.03.2025
- Ben vermekle emrolundum / 06.03.2025
- Her hususta zirve şahsiyet İmam Ali / 28.02.2025
- ‘Ben ve Ali bir nurdan yaratıldık’ / 09.04.2025
- Hz. Fatıma'yı incitmek / 27.03.2025
- Kâbe'nin Rabbine and olsun ki kurtuldum / 23.03.2025
- Kadir gecesi / 21.03.2025
- “Bana sorun” / 18.03.2025
- İmam Ali’nin dilinden Hz. Peygamber / 15.03.2025
- Gayretullah’a dokunmak… / 13.03.2025
- Ben vermekle emrolundum / 06.03.2025
- Her hususta zirve şahsiyet İmam Ali / 28.02.2025