Kenan Evren, Sayın Erdoğan'ın hayatında önemli bir yere sahiptir. Hatta son 15 yılda Evren'i gündemden düşürmeyen bir Erdoğan ve onun çizgisindeki bir siyasi parti var karşımızda. Evren için ne varsa söylendi. (Darbeci, diktatör, din düşmanı, ABD'nin çocukları vs.)
Bu söylem ve günü geçmiş sataşmalar adeta üzümün üzüme baka baka karardığını bir kez daha tescil etti. Özellikle "diktatör" tartışmalarının yaşandığı bu günlerde, dünün (1980) sahneleri ile bugünün (2016) sahneleri birbirine çok benziyor.
Darbeci, diktatör Evren, darbeden önceki son açıklaması şöyleydi; "?Yurtta doğmasını düşledikleri kargaşa ile demokratik düzenin ve ülke bütünlüğünün yok edilmesini amaçlayan anarşinin idrakten yoksun vatan haini yaratıcıları, elbette layık oldukları cezayı bulacak, tarihimizde bir zamanlar türemeye yeltenen benzerleri gibi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahredici yumruğu altında ezilerek, akıttıkları kardeş kanlarının günahları içinde boğulup gidecekler?"
Tarih 2016. Seçimle gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Teröre destek olanlar her kim olursa olsun en sert şekilde cezalandırılacaktır?" "Kendilerine güya akademisyen-araştırmacı unvanı yakıştırmış bir güruh çıkıyor. Devletimize dil uzatıyor, 'Hak ve özgürlük ihlâli yapıldı' diyor? Yabancıları da ülkemize davet ediyorlar. Bunun adı 'müstemleke' zihniyeti, mandacılıktır. Bunu 100 yıl önce de yapanlar vardı. Milletimiz Kurtuluş Savaşı'nı kazanarak bunları hak ettiği cevabı vermişti?"
Gerek 80 öncesi tüm yurtta ve gerekse 40 yıldır, özellikle son birkaç yıldır doğu ve güneydoğu'da yaşadığımız kanlı günler öncesi kim, millet ve devletimiz için atılması gereken adımları atmadı veya atılmaması gereken adımları attı da bu ülke kan gölüne döndü? Kardeş kardeşin canına kıydı?
Dünden ders almadığımız kesin. Eğer ders almış olsaydık yıllarca dilden düşürülmeyen "bizim çocuklar" kavramının kapsamına girmez, ABD'nin önünde eğilmezdik. Ama eğildiler. Sonuç! Yine kardeş, kardeşi katlediyor.
Dün Kenan Evren, "Gerekirse Fatsa'yı haritadan silin" emri vermişti.
Bugün Erdoğan ne diyor; (Kaymakamlara) "Gerekirse mevzuatı bir kenara koyun."
Aradaki farkı bana kim izah edebilir?
Ama efendim! O gün şöyleydi, şu amaçla denilmişti, bugün başka şartlar vs. var, diyenler olabilir.
Hayır efendim! Devletin görevi yaşatmaktır, öldürmek değil. Bizim kültürümüzün temelinde, "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" mantığı vardır.
Terör, terörist, hain şıkları ne olacak, denilebilir.
Bu şıklar neden oluştu? Veya Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu mealdeki açıklamalarıyla cevaplayalım;
"Sen vatandaşına iş bulur, aş verir, fakirlik sınırının üzerinde bir gelir sunar, eğitimini, sağlığını (batıdaki standartlarla) bedava üstlenir, yer altı ve yerüstü zenginliklerine sahip çıkarsan, milletine milli ve maneviyatını öğretirsen o genç dağa çıkar mı? Annesi, babası evladının dağa çıkmasına müsaade eder mi? Tabi orman çakalsız olmaz. O zamanda hukuk devreye girer, gerekeni yapar."
Hülasa ülkemiz dünde, bugünde devletin değil devleti idare edenlerin beceriksizliği, basiretsizliği yüzünden bu hale gelmiş, kardeş, kardeşe kin güder, kurşun sıkar durumuna düşürülmüştür.
Bugün devlet meclisinden, kamu kurumlarına kadar adeta işlevsiz hale getirilmiştir. Bu işlevsizlik rejimden kaynaklanan bir işlevsizlik değildir. Bir ideolojinin dayatmasından kaynaklıdır.
Bu işlevsizliği giderecek tek lider Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Projelerinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Bu söylem ve günü geçmiş sataşmalar adeta üzümün üzüme baka baka karardığını bir kez daha tescil etti. Özellikle "diktatör" tartışmalarının yaşandığı bu günlerde, dünün (1980) sahneleri ile bugünün (2016) sahneleri birbirine çok benziyor.
Darbeci, diktatör Evren, darbeden önceki son açıklaması şöyleydi; "?Yurtta doğmasını düşledikleri kargaşa ile demokratik düzenin ve ülke bütünlüğünün yok edilmesini amaçlayan anarşinin idrakten yoksun vatan haini yaratıcıları, elbette layık oldukları cezayı bulacak, tarihimizde bir zamanlar türemeye yeltenen benzerleri gibi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahredici yumruğu altında ezilerek, akıttıkları kardeş kanlarının günahları içinde boğulup gidecekler?"
Tarih 2016. Seçimle gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Teröre destek olanlar her kim olursa olsun en sert şekilde cezalandırılacaktır?" "Kendilerine güya akademisyen-araştırmacı unvanı yakıştırmış bir güruh çıkıyor. Devletimize dil uzatıyor, 'Hak ve özgürlük ihlâli yapıldı' diyor? Yabancıları da ülkemize davet ediyorlar. Bunun adı 'müstemleke' zihniyeti, mandacılıktır. Bunu 100 yıl önce de yapanlar vardı. Milletimiz Kurtuluş Savaşı'nı kazanarak bunları hak ettiği cevabı vermişti?"
Gerek 80 öncesi tüm yurtta ve gerekse 40 yıldır, özellikle son birkaç yıldır doğu ve güneydoğu'da yaşadığımız kanlı günler öncesi kim, millet ve devletimiz için atılması gereken adımları atmadı veya atılmaması gereken adımları attı da bu ülke kan gölüne döndü? Kardeş kardeşin canına kıydı?
Dünden ders almadığımız kesin. Eğer ders almış olsaydık yıllarca dilden düşürülmeyen "bizim çocuklar" kavramının kapsamına girmez, ABD'nin önünde eğilmezdik. Ama eğildiler. Sonuç! Yine kardeş, kardeşi katlediyor.
Dün Kenan Evren, "Gerekirse Fatsa'yı haritadan silin" emri vermişti.
Bugün Erdoğan ne diyor; (Kaymakamlara) "Gerekirse mevzuatı bir kenara koyun."
Aradaki farkı bana kim izah edebilir?
Ama efendim! O gün şöyleydi, şu amaçla denilmişti, bugün başka şartlar vs. var, diyenler olabilir.
Hayır efendim! Devletin görevi yaşatmaktır, öldürmek değil. Bizim kültürümüzün temelinde, "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" mantığı vardır.
Terör, terörist, hain şıkları ne olacak, denilebilir.
Bu şıklar neden oluştu? Veya Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu mealdeki açıklamalarıyla cevaplayalım;
"Sen vatandaşına iş bulur, aş verir, fakirlik sınırının üzerinde bir gelir sunar, eğitimini, sağlığını (batıdaki standartlarla) bedava üstlenir, yer altı ve yerüstü zenginliklerine sahip çıkarsan, milletine milli ve maneviyatını öğretirsen o genç dağa çıkar mı? Annesi, babası evladının dağa çıkmasına müsaade eder mi? Tabi orman çakalsız olmaz. O zamanda hukuk devreye girer, gerekeni yapar."
Hülasa ülkemiz dünde, bugünde devletin değil devleti idare edenlerin beceriksizliği, basiretsizliği yüzünden bu hale gelmiş, kardeş, kardeşe kin güder, kurşun sıkar durumuna düşürülmüştür.
Bugün devlet meclisinden, kamu kurumlarına kadar adeta işlevsiz hale getirilmiştir. Bu işlevsizlik rejimden kaynaklanan bir işlevsizlik değildir. Bir ideolojinin dayatmasından kaynaklıdır.
Bu işlevsizliği giderecek tek lider Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Projelerinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025