Sayın Erdoğan gündeme dair konularda yaptığı açıklamalar ile 22 yıldır iktidarda olduğunu sık sık unutuyor.
Tabi bu tip siyaset anlayışı için bir çok yorum ve nedenler ortaya konuluyor. Başlıklar halinde hatırlarsak:
1- Ülkede muhalefet olmadığı için Erdoğan bu görevi de yapıyor.
2- Erdoğan ciddi sağlık sorunlar var.
3- Erdoğan'ın siyasi konumu ne olursa olsun mantığı her daim suçlamak ve zanlı aramak üzerine kurulu.
4- Erdoğan çözüm üretemediği, çaresiz kaldığı için hedef şaşırtıyor.
5- Metin yazarları ve danışmaları, Türkiye gerçeklerini saklayarak Erdoğan'ı aldatıyor.
Bu maddelerin hepsi doğru veya hepsi yanlış bile olsa kaybeden her daim devletimiz ve milletimiz oluyor.
Örneğin geçen hafta Sayın Erdoğan diyor ki: "Nüfus artış hızımız, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2.1'in altına düşmüştür. Bu milletimiz için varoluşsal bir tehdittir, felakettir."
Hazine'den en çok seçim yardımı alan, en çok afiş asan, reklam veren, medyayı kendine bağlayan, uçuyoruz, kaçıyoruz, diyen özetle 'verin yetkiyi her alanda görün etkiyi' diyerek 22 yıldır o koltukta oturan Sayın Erdoğan yine geçen hafta dedi ki; "Seçim dönemlerinde meydanlarda bol keseden vaatlerde bulunanlar bugün borç üstüne borç alıyor zam üstüne zam yapıyor."
Erdoğan gelir adaletsizliğinden şikâyetçi
Evet, evet! Sayın Erdoğan gelir adaletsizliğinden şikayetçi oldu. Ama ülkemizde değil dünyadaki gelir adaletsizliğinden. Sebep olarak da kapitalizmi gösterdi.
Akledebilenler için vahim bir durum!
Bir kişi düşünün ki 22 yıldır iktidar da olsun v bu kişinin yönettiği ülkede ülke genelinde askıda ekmek, askıda simit, askıda fatura kampanyalara başlatılsın.
Bizzat ilgili bakanı, '5 milyon haneye (20 milyon kişi) sosyal yardım sağlıyoruz' diyor. Yani 5 milyon haneye sosyal yardım vermesek yeme, içme, giyinme, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamaz, diyor.
Erdoğan döneminde en az güvenilen devlet kurumlarından olan TÜİK bile gelir adaletsizliğini gizleyemiyor ve 2023 verilerini aktarıyor;
'En yüksek fert gelirine sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay arttı; en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay azaldı.
En yüksek gelire sahip olanların payı yüzde 48'den yüzde 49,8'e yükseldi. En düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun payı ise yüzde 5,9'a geriledi.
Gelirden en fazla pay alanların geliri, en düşük pay alanların 15 katına yükseldi' diyor.
Yine TÜİK verilerine göre Türkiye'de yıllık ortalama hane halkı kullanılabilir geliri 2023 yılı anket sonuçlarına göre yüzde 70,7 artarak 167 bin 983 TL (aylık 13 bin 988 TL) oldu.
Dünyadaki konumumuz nasıl?
Dünyadaki gelir adaletsizliğinden şikayetçi olan Sayın Erdoğan'ın yönettiği ülkemiz gelir adaletsizliğinde Avrupa'da ilk sırada. Türkiye'nin arkasından Bulgaristan (38,4), Litvanya (36,2) ve Letonya (34,3) geliyor. Dünyadaki 130 ülke içinde ise 28. sırada bulunuyor.
Dünyada en yüksek faiz ve en yüksek enflasyonda ilk 5'te olan ülkemizi yöneten AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslami Finans Zirvesi'nde bakın ne dedi?
"Servet eşitsizliği tarihi bakımdan en yüksek seviyeye çıktı. En zengin yüzde 1'lik kesim küresel servetin neredeyse yarısına sahip. Alttaki yüzde 50'lik kesimin payı ise yüzde 1'i dahi geçmiyor.
Fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor. Afrika'dan Asya'ya milyarlarca insan bir avuç kişi için adeta seferber olmuş durumdadır.
Elini vicdanına koyan hiç kimsenin bu manzarayı içine sindireceğini düşünmüyorum. Kapitalist sistemin serbest piyasayı teşvik ediyor gibi görünse de tekelleşmeyi, paradan para kazanmayı ödüllendirdiğini görüyoruz. Fakiri daha da fakirleştiren bu sistemin dertlerimize derman olamayacağını hepimiz kabul etmek zorundayız."
İlginç değil mi? Bu tablo kapısının önünü çöpten, atıktan pislenmiş bir kişinin, komşusunun kapısındaki pisliklerden şikayet etmekten başka bir şey değildir.
Ülkeyi borca batırdığı halde hala kapı kapı dolaşıp faizle borç arayan, aldığı borcun ana parasından çok faiz ödemesi yapan ve her fırsatta 'serbest piyasa ekonomisi şartlarından taviz vermemiz söz konusu olamaz' diyen Erdoğan kapitalizmden şikayetçi ise ortada bir algı yönetimi vatandaş tabiri ile aldatmak vardır.
Hüseyin Baş 4 yıl önce açıklamıştı
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş 4 yıl önce Meltem Tv ekranlarında yaptığı açıklamada şöyle diyordu;
"İktidar şunu yapıyor. Ekonomik bir çözümden ziyade ekonominin kötü olmadığını ortaya koymaya çalışıyor. Kötü günlerin geride kaldığı mesajını veriyor. Buna karşılık muhalefet de 'ekonomi kötü' tezini işliyor.
Peki, çözüm nerede? Yıllarca onlarca, yüzlerce çözüm anlattık. Prof. Dr. Haydar Baş, çok defa çözümleri anlattı, her bulunduğu ortamda sorunların çözümlerini dile getirdi. Bunlara tekrar girmektense, şunu vurgulamak istiyorum: Sistem yanlış! Sistem bitti, ne yaparsan yap bu sistem içinde bir sonuca ulaşamayacaksın..
Herkesin dilinde kapitalizm, sosyalizm vesaire… Hangisi çözmüş? Hatta hangisi çıktığı ülkenin sorunlarını çözmüş?
Bize 'milli bir ekonomi' lazım. Çok net... Bunun tartışılacak bir tarafı yok. Atatürk diyor ki: Hangi ülke ecnebilerin aklıyla hareket ederek, başkalarının tavsiyelerine uyarak, refah toplumu halini almış?
Biz, Marshall yardımlarıyla, IMF'den adamlar getirerek bunları yapmadık mı? Biz, Kemal Derviş'ler, hocalar vesaire getirerek, bunları denemedik mi? Olmuyor. Sistem yanlış... Ne yaparsan yap bu sistem içinde sonuç alamazsın' demişti.
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025