IMF programları, hükümetlerde bağımlılık oluşturur. Buna en yakın örnek, AKP hükümetidir. AKP hükümeti, IMF'yi bir türlü terk edemiyor. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, "IMF ile bir ihtiyati stand-by anlaşmasına yönelik teknik bir çalışma yürüttüklerini, çalışmayı belirli bir seviyeye getirdiklerinde açıklayacaklarını" beyan etti. IMF İcra Direktörler Kurulu da, Türkiye ile IMF'nin, 1999-2008 yılları arasında gerçekleştirdiği üç stand-by anlaşmasının sonuçlarını değerlendirdi. Değerlendirmede, "Türkiye'nin ekonomik istikrarı perçinleme ve kalan zafiyetleri giderme çabalarının desteklenmesinde IMF'nin etkili rol oynamayı sürdüreceği" vurgulandı. Bakan Şimşek diyor ki: "Bizden önce yapılmış 17 tane program var, bu programların kalıcı kazanımlar edindirmediği ortada. Yani keramet hükümetin kararlı uygulamalarında". Bakan Şimşek'e göre, IMF programlarının hepsi doğruydu. Hükümetler uygulayamadığı için IMF programları kötü sonuç vermiştir. Anlaşılan o ki, IMF de hükümet de uygulamalardan ve sonuçlardan memnun. Dünyada, Türkiye gibi IMF'den memnun olan ve anlaşma yapan yalnızca Gabon, Irak, Makedonya, Paraguay ve Peru kalmıştır. Türkiye ise, bu ülkelerden çok farklıdır. Çünkü, Türkiye IMF'yi desteklemektedir, IMF Türkiye'yi değil. Bu gerçeği, Dünya Bankası eski Baş Ekonomisti Nobel Ödüllü Prof. Dr. Joseph Stiglitz bile kabul etmiş ve şöyle demiştir: "Pekçok ülke IMF programlarıyla devam etmedi. Oysa, Türkiye bir anlamda IMF'yi destekliyor. IMF'nin yaptığı işlerde para Türkiye'den geliyor. Diğer ülkeler borçlarını mümkün olan en kısa sürede ödedi. IMF'yi işin içinde tutmak Türkiye'nin cömertliği olur". Başbakan Erdoğan, 'Economist Conferences'in düzenlediği '16. Yuvarlak Masa Toplantısı'nda şöyle dedi: "Parasal ilişkiler noktasında artık bizim IMF'ye ihtiyacımız yok". Aslında, Başbakan Erdoğan, bu sözüyle tarihi bir gerçeği itiraf etmiştir. Tarihi gerçek şudur: Türkiye'nin, IMF ve Dünya Bankası'na girişi de ilişkilerini sürdürmesi de siyasi bir tercihtir. Ekonomik gerekçeler, bir aldatmacadır. IMF üyeliği ile ilgili kanun tasarısı TBMM Ticaret Komisyonu'nda görüşülürken Hazine Genel Müdürü Sait Naci Elgin'den üyelere bilgi vermesi istendi. Hazine Genel Müdürü tam üç saat üyelere IMF'yi girişin ekonomik gerekçelerini anlattı. Onu dinleyen üyeler, en sonunda şöyle dediler: "Siz iyi anlattınız, ama biz anlayamadık, bir kez daha anlatır mısınız?". İki kez değil, bin kez anlatılsa, sonuç yine değişmeyecekti. Zira, IMF'ye giriş sebebi siyasi idi. IMF ve Dünya Bankası başkanlarının, her yıl kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen Bilderberg toplantılarına daimi üye olarak katılmaları, bu kurumların siyasetten de öte, gizli ilişkiler içerisinde olduğunu gösterir. Bir başka deyişle, IMF ve Dünya Bankası, Bilderberg kararlarının uygulayıcıları arasında yer almaktadırlar. Bilderberg'de alınan kararları bilemediğimize göre, söz konusu kurumların da ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını tam olarak bilme imkânımız yoktur. Ama şu kadarını biliyoruz: IMF ve Dünya Bankası, CIA ve MOSSAD tarafından hedef alınan ülkelere yönelik istihbarat faaliyetlerinde kullanılmaktadır. İngiliz gazeteci Gregory Palast, IMF ve Dünya Bankası'nın kendileriyle çalışan ülkelere gizli anlaşmalar imzalattığını belgelemesi, söylenenlerin ve yazılanların hepsini teyit etmektedir. "IMF'nin kendisiyle anlaşma yapan devletlerle yaptığı mutabakat, devletler için 'borç para almak' değil, 'egemenliklerinin devri' demektir. IMF'nin borç para karşılığı sadece Türkiye'den istediği siyasi tavizler bile bunun ispatıdır" (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, Sosyal Devlet, Milli Devlet, s. 65). Peki, bu kurumları bildik, tanıdık, iyi de bunlardan nasıl kurtulacağız? Evet, kurtuluş yolu tektir. O da, Milli Ekonomi Modeli ve Milli Devlet tezini hayata geçirmektir. "Milli Devlet, yetkilerini ve egemenlik haklarını hiçbir şekilde kimseyle paylaşmaz... Zaten yetkileri paylaşılmış bir devlet için, bağımsızlıktan ve milli kimlikten bahsetmez zor, belki de imkânsızdır"(A.g,e,.s.466). Onun içindir ki, 'bağımsızlık' ve 'milli kimlik' diyenlerin yapacağı ilk iş, IMF'yi postalamaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018