Birlikten kuvvet, ayrılıktan zayıflık doğar. Müslümanlar, birlik oldukları zaman bir dünya gücü idiler. Düşmanın oyununa gelerek, bölündüler, parçalandılar, kuvvetlerini ve güçlerini kaybettiler. Yine uyanmadık, yine Batılıların 'ayır-buyur politikası'na uyarak, birliğimizi ve bütünlüğümüzü bir kere daha bozuyoruz. Halbuki Batılıların, Eski Yunan'dan, ABD'ye kadar değişmeyen politikası açıktır. Bu politikanın temeli ve özü, İskender ile Aristo arasında geçen şu konuşmayla ortaya konulmuştur. İskender, Aristo'ya sorar: "Zaptettiğm ülkelerde insanlara tahakküm edebilmek için ne yapayım? Ülkenin ileri gelenlerini sürgün mü edeyim, hapse mi atayım, yoksa kılıçtan mı geçireyim?". Aristo şöyle cevap verir: "Sürgün edersen, sana karşı toplanıp bir güç oluştururlar. Hapse atarsan, orada da yeni plânlar kurarlar, kılıçtan geçirirsen, sonraki kuşaklar intikam hırsıyla büyürler. Şunu yapacaksın, insanların arasına nifak tohumları ekeceksin, onları ayıracaksın, birbirleriyle çatıştıracaksın, sonra da hakem olup, anlaşma yollarını tıkayacaksın". İşte, Batılıların asırlardır yaptığı budur. ABD'li yazar Noam Chomsky, 'Kader Üçgeni' adlı kitabında, ABD'nin, dünyada ve özellikle de Ortadoğu ülkelerinde, aynı yolu izlediğini ifade etmektedir. Oyun, gayet basit ve nettir. Sömürmek istediğin ülkelerin halklarını, etnik ve dini gruplara bölüp vuruşturacaksın. Bir milleti, şu veya bu sebeple parçalara bölerseniz, o parçaları çatıştırmak kolaylaşır. Fransa'nın eski başbakanlarından Villipen şöyle der: "Bölünmüş milletler, kin ve şiddet tohumu ekenler açısından verimli tarlalardır" (Bkz. Avrupa İnsanı, s. 160). Nitekim, hep böyle yapılıyor. Batılılar, önce bütünleri parçalara ayırıyor, sonra da parçalar arasında fitne, fesat çıkarıyorlar. Arkasından barış havarisi kesiliyor, arabuluculuğa soyunuyorlar. ABD'nin şu kısacık tarihine bakınız. Dünyanın neresinde barış görüşmesi yapılırsa yapılsın, ABD mutlaka orada vardır, fakat hiçbir yere de barış getirdiği görülmemiştir. Tam tersine ABD, barışçı yolların kullanılmasını sistematik olarak tıkamaktadır. Böyle davranmasının sebebini, Noam Chomsky şöyle açıklıyor: "Amerika genelde askeri olarak güçlü olsa bile, politik olarak kendisini zayıf görür. Bunun sonucu, diplomasi ve politik uzlaşmalara düzenli karşı çıkmaktadır" (Bkz. Medya Gerçeği, s. 322). Bundan dolayıdır ki, ABD, İsrail ve yandaşları için barış, savaştan daha tehlikelidir. Çünkü onlar, çatışmalardan ve savaşlardan sadece siyasi olarak değil, silâh satarak, ekonomik olarak da kârlı çıkmaktadırlar. Onun için ABD, 1812 savaşından beri hiçbir saldırı tehdidiyle karşılaşmamasına rağmen, savaş aleyhtarlığına izin vermiyor. "ABD'de 1917 tarihli 'Bilgilendirme Yasası'na göre, savaş yıllarında Birleşik Devletler ordu ve donanma kuvvetlerinin başarı veya operasyonlarına zarar verici, ya da düşmanın başarısına yardımcı olucu bilgi üretmek ve yaymak, federal suçlar arasındadır" (A.g.e., s.481). Yasada 'savaş yılları' ibaresinin geçmesi, bu yasanın belli zamanlarda uygulanacağı anlamına gelmiyor. ABD, sürekli dünyanın çeşitli ülkelerinde savaş verdiği için, 'Bilgilendirme Yasası' da sürekli uygulanıyor. Batılılar, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Ortadoğu'yu parçalara böldüler. Bu parçalar büyüyünce, tekrar bölmeye uğraşıyorlar. Şimdi ikinci bölme operasyonuyla karşı karşıyayız. Bu operasyonunun kod adı: Büyük Ortadoğu Projesi'dir. Bazı gafiller, buna şöyle itiraz ediyorlar: "ABD ve AB, Türkiye'nin bölünmesini niye istesin? Zayıf Türkiye'den ziyade, güçlü Türkiye onların da işine gelir". Bunu söyleyenler, hayal dünyasında yaşıyorlar. Uyanmaları için, Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Sefa Yürükel'in anlattığı şu olaya kulak vermeleri yeterlidir. Sefa Yürükel diyor ki: " Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde terörizm uzmanı olan Prof. Dr. Toje Bjorge, Şubat 2003'te okumam için bana 30 sayfalık "2011-Türkiye'de İç Savaş" başlığında bir rapor verdi. Raporda, ABD ve AB'nin Türkiye'yi bir iç savaşa nasıl sürükleyeceği ve Birleşmiş Milletler'in devreye girerek, Türkiye'nin haritasını ne şekilde değiştirileceği anlatılıyordu". Yeter artık, bu oyunları görelim, ciddiye alalım ve milletimizin birliği için çalışalım. Unutmayalım, dost birlik, düşman ayrılık ister.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018