‘Domuzla bulaştırılmış bir hayat içindeyiz’
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, "Domuzla bulaştırılmış bir hayat sistemi içindeyiz" dedi
22.01.2020 15:28:00





Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, son zamanlarda sıkça gündeme gelen tağşişli gıdalar ile ilgili açıklama yaptı. Büyüközer; domuz derisi, iç yağı, kılı, kollageni, kemikleri, bağırsakları, karaciğeri, pankreası, kalp kapakçığı kullanılarak yapılmış eşyalardan, gıdalardan, ilaçlardan, kozmetiklerden ve katkı maddelerinden haberdar olunması gerektiğini söyleyerek, "Domuzla bulaştırılmış bir hayat sistemi içindeyiz" dedi.
Her yere necaset yağıyor
Birçok Müslümanın domuz derisinden yapılmış bir ceketi, bir ayakkabıyı, bir el çantasını, bir bel kemerini veya herhangi bir deri mamulünü, hele hele market raflarında cicili bicili ambalajları içerisinde olan ve her gün çoluk çocuk tükettikleri hazır gıdaları, kozmetik ürünlerini ve tedavi olmak için aldıkları ilaçları kullandığından habersiz bulunduğunu söyleyen GİMDES Başkanı Büyüközer, "Birçok vesilelerle tespit ettik ki insanlarımızın çoğunluğu yediği, içtiği, giydiği, kullandığı eşyalar hakkında bilgi sahibi değil, işin kötüsü birçok insanımız ilgi de duymuyor. Bu sebeple, bu eşyaları tekrar tekrar tükettiklerini ve kullandıklarını görüyoruz. Hayal ediyoruz ki birçok cami, birçok merkez ve birçok kutsal mekânda, evlerde, iş yerlerinde necaset yağıyor. Buralarda yaşayan insanların duaları nasıl kabul edilebilir? Bu durumda olanlardan birinin siz olabileceğinizi düşünebiliyor musunuz? Ayakkabıların görünen tüm deri süetleri ve içlerinde kullanılan astarlar. Deri ceketler, dizlik, dirseklik ve bel kemerleri, deri mantoları, deri pantolonları. Hanım ve erkek çanta ve cüzdanları derileri, ya da astarları, deri koltuk ve mobilyaları domuz derisinden yapılmış olabilir. Gıda sanayinde, un üretim tesislerindeki kıl fırçalarda, pastanelerde ve evlerde fırın ürünlerinin üzerilerine yağ, yumurta sürme fırçalarında, traş fırçalarında çoğunlukla domuz kılı kullanılmaktadır. Kozmetikte kullanılan birçok fırçalarda domuz kılı karşımıza çıkmaktadır. Yağlı boya ve badana fırçaları domuz kılından yapılmaktadır." dedi.
Sadece jelatinle sınırlı değil
Gıdalarda ve ilaçlarda jelatinin L. Sistan, Heparin, kan plazma, kan sulandırma ilaçları ve çeşitli enzimlerde görüldüğünü kaydeden Büyüközer, "Kozmetikte saç, deri, sabun, krem, losyon, ruj gibi güzellik ürünlerinde domuz yağı kullanılabilmektedir. Bugün domuzla olan ilişkimiz sadece jelatinle sınırlı değil maalesef. Kan plazmalarından, ameliyat malzemeleri ve preparatlarına, vitaminlerden çeşitli ilaçlara kadar domuzun karaciğer, pankreas ekstraktlarından, kıllarına kadar her eczasından bir madde bulunmaktadır. Mesela Heparin ilacı çoğu hastaların mutlaka muhatap olduğu bir ilaç. Ameliyatlarda enjeksiyon işlemlerinde uzun zaman yatakta kalan hastalara kanın pıhtılaşmasını engellemek için kullanılan bir ilaç. Heparin ya doğrudan kan damarına verilir ya da deri altına enjekte edilir. Mesela şeker hastalarının olmazsa olmazı durumunda olan insülin ilacı domuzun pankreasından yapılabiliyor. Akciğer rahatsızlıklarında kullanılan öksürük ve balgam söktürücü olarak domuz kılından elde edilen L. sistainin kullanılabilmektedir. Birçok ilaçta koyulaştırıcı, yapıştırıcı, dolgu yapıcı, kapsül yapıcı olarak domuz kemik ve derisinin kollageninden elde edilmiş jelatin kullanılmaktadır." ifadelerini kullandı.
Bu ürünlerden nasıl kurtulacağız?
Bu noktada en duyarlı toplumlar, Müslüman toplumların olması gerekirken çoğu ülkede kimlik sorunu ile cebelleştiğini kaydeden Büyüközer, "Ümit ediyoruz ki 100 yıldır kendisine sunulan bu kimliğin sahte olduğunu idrak edecek; devlet sorumlusu, düşünürü, mühendisi, üreticisi, satıcısı ve tüketicisi ile şuurlu bir neslin çıkmasının beklendiği bir döneme girmiş bulunuyoruz. Dinimiz, domuzun liaynihi (bizzat kendisi, aslen ve kat'i olarak) haram ve necis olduğunu bildirmiştir. Dolayısı ile bu ürünü normal şartlarda kullanmanız asla caiz olmaz" şeklinde konuştu. İHA
Her yere necaset yağıyor
Birçok Müslümanın domuz derisinden yapılmış bir ceketi, bir ayakkabıyı, bir el çantasını, bir bel kemerini veya herhangi bir deri mamulünü, hele hele market raflarında cicili bicili ambalajları içerisinde olan ve her gün çoluk çocuk tükettikleri hazır gıdaları, kozmetik ürünlerini ve tedavi olmak için aldıkları ilaçları kullandığından habersiz bulunduğunu söyleyen GİMDES Başkanı Büyüközer, "Birçok vesilelerle tespit ettik ki insanlarımızın çoğunluğu yediği, içtiği, giydiği, kullandığı eşyalar hakkında bilgi sahibi değil, işin kötüsü birçok insanımız ilgi de duymuyor. Bu sebeple, bu eşyaları tekrar tekrar tükettiklerini ve kullandıklarını görüyoruz. Hayal ediyoruz ki birçok cami, birçok merkez ve birçok kutsal mekânda, evlerde, iş yerlerinde necaset yağıyor. Buralarda yaşayan insanların duaları nasıl kabul edilebilir? Bu durumda olanlardan birinin siz olabileceğinizi düşünebiliyor musunuz? Ayakkabıların görünen tüm deri süetleri ve içlerinde kullanılan astarlar. Deri ceketler, dizlik, dirseklik ve bel kemerleri, deri mantoları, deri pantolonları. Hanım ve erkek çanta ve cüzdanları derileri, ya da astarları, deri koltuk ve mobilyaları domuz derisinden yapılmış olabilir. Gıda sanayinde, un üretim tesislerindeki kıl fırçalarda, pastanelerde ve evlerde fırın ürünlerinin üzerilerine yağ, yumurta sürme fırçalarında, traş fırçalarında çoğunlukla domuz kılı kullanılmaktadır. Kozmetikte kullanılan birçok fırçalarda domuz kılı karşımıza çıkmaktadır. Yağlı boya ve badana fırçaları domuz kılından yapılmaktadır." dedi.
Sadece jelatinle sınırlı değil
Gıdalarda ve ilaçlarda jelatinin L. Sistan, Heparin, kan plazma, kan sulandırma ilaçları ve çeşitli enzimlerde görüldüğünü kaydeden Büyüközer, "Kozmetikte saç, deri, sabun, krem, losyon, ruj gibi güzellik ürünlerinde domuz yağı kullanılabilmektedir. Bugün domuzla olan ilişkimiz sadece jelatinle sınırlı değil maalesef. Kan plazmalarından, ameliyat malzemeleri ve preparatlarına, vitaminlerden çeşitli ilaçlara kadar domuzun karaciğer, pankreas ekstraktlarından, kıllarına kadar her eczasından bir madde bulunmaktadır. Mesela Heparin ilacı çoğu hastaların mutlaka muhatap olduğu bir ilaç. Ameliyatlarda enjeksiyon işlemlerinde uzun zaman yatakta kalan hastalara kanın pıhtılaşmasını engellemek için kullanılan bir ilaç. Heparin ya doğrudan kan damarına verilir ya da deri altına enjekte edilir. Mesela şeker hastalarının olmazsa olmazı durumunda olan insülin ilacı domuzun pankreasından yapılabiliyor. Akciğer rahatsızlıklarında kullanılan öksürük ve balgam söktürücü olarak domuz kılından elde edilen L. sistainin kullanılabilmektedir. Birçok ilaçta koyulaştırıcı, yapıştırıcı, dolgu yapıcı, kapsül yapıcı olarak domuz kemik ve derisinin kollageninden elde edilmiş jelatin kullanılmaktadır." ifadelerini kullandı.
Bu ürünlerden nasıl kurtulacağız?
Bu noktada en duyarlı toplumlar, Müslüman toplumların olması gerekirken çoğu ülkede kimlik sorunu ile cebelleştiğini kaydeden Büyüközer, "Ümit ediyoruz ki 100 yıldır kendisine sunulan bu kimliğin sahte olduğunu idrak edecek; devlet sorumlusu, düşünürü, mühendisi, üreticisi, satıcısı ve tüketicisi ile şuurlu bir neslin çıkmasının beklendiği bir döneme girmiş bulunuyoruz. Dinimiz, domuzun liaynihi (bizzat kendisi, aslen ve kat'i olarak) haram ve necis olduğunu bildirmiştir. Dolayısı ile bu ürünü normal şartlarda kullanmanız asla caiz olmaz" şeklinde konuştu. İHA
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.