Bilenler bilir Erzurum'un Tortum ilçesi yalçın kayaları ile, toprağı az, taşı bol dağları ile meşhurdur. İşte bu Tortum ilçemizin köylerinin birinden yol geçecektir. Gerek ev yapmak, gerekse bostan ekmek için düz arazisi oldukça yetersiz olan köylü bu duruma itiraz etmektedir. Hiç kimse arsasının, tarlasının istimlâk edilmesine razı olmamakta, dolayısıyla tüm köylü dozerin önüne yığılarak çalışmasını engellemektedir. Vali, kaymakam ve jandarma olay yerindedir ve her kafadan bir ses çıkmaktadır.Elindeki bastonla düşe düşe kalabalığa doru ilerleyen bir ihtiyar valinin dikkatini çeker. Yaklaşıp selam veren yaşlı amcaya vali sorar: "Amca! Sen ne dersin bu işe?" İhtiyar titreyen ayaklarının üstünde titrek sesi ile tane tane konuşur: "Bey evladım! Devletin valisi, kaymakamı, jandarması varken bana söz düşer mi? Devlet bir işe karar verir ve yapar." Valinin ısrarı üzerine yaşlı amca bir cümle daha söyler: "Bey evladım! Devleti sert, yolu da düz isterim."Bize bu olayı anlatan Selami Tercan dostumuzun kulaklarını çınlattıktan sonra deriz ki; elbette devlet babadır, devlet şefkatlidir, merhametlidir, öyle de olmalıdır ama kendini yok etmek isteyen güçlere karşı da sert olmalı, sert yüzünü göstermelidir.Devlet, devlet otoritesinde zaafa yol açacak tutumlardan da, zaafı ima edecek davranışlardan da şiddetle kaçınmalıdır.Devlet, devletine sadık, devletine âşık vatandaşının arkasında müşfik bir baba gibi duracağı gibi, devlete karşı cephe almış bilcümle haşaratın, eşkıya takımının da korkulu rüyası olmalıdır. Başbakan'a bir yumurta atana ondört ay ceza verilirken, polisin, jandarmanın panzerine, araçlarına benzin şişesi fırlatıp ateşe verenler; "Silahı bırakın gelin konuşalım" denilerek ödüllendirilmemelidir. Şerefli Türk Ordusu ile PKK terör örgütünü aynı seviyede tutan, bir şehri yakıp yıkan terör örgütü yandaşlarını "Cesaretlerinden dolayı kutlayan" belediye başkanları hala koltuklarında oturmamalıdır.Köylü irfanının dediği gibi gerektiğinde devlet sert olabilmeli ve yolu da düz yapabilmelidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025