'Afeti sivil insiyatif yönetti, başarılı işler ortaya koydu. Bölgede asker, polis, millet, siyaset bir oldu yaraları sarmaya devam ediyor ama iktidar yine de insanımızı bölmenin peşinde'.
Yaşadığımız tabloyu BTP Lideri Hüseyin Baş bu sözlerle özetledi.
İlginçtir (!) Bakan Soylu ve Devlet Bahçeli, Hüseyin Baş'ı teyit etti.
Sağcısı, solcusu, komünisti, milliyetçisi, tarikatçısı, şöhretlisi kısaca milletimizin bütün unsurları bir yürek, bir bilek olmuş, kimisi enkaz kazıyor, kimisi, yaralılara yardım peşinde, kimisi cenazelerimiz ile ilgileniyor, kimisi çadır kuruyor, ekmek dağıtıyor.
Kimisi bu hizmetlerin devamı için yardım, bağış kampanyaları düzenliyor, insanları teşvik ediyor.
Diğer taraftan depremin 9'cu gününde kendisinden ses alınan Sayın Bahçeli diyor ki, "Devletin ve hükümetin hakkını teslim etmek lazımdır. Devletin yapamadığı ne vardır da Ahbapçılar, Babalacılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır.
Bu sahtekarların Türk televizyonlarında artık yer almaması lazımdır. Devleti acz içinde gösterircesine sosyal medyaya üşüşenler bindikleri dalı kestiklerini ne zaman anlayacaklardır?"
Ardından Süleyman Soylu da: "Devletle eş koşmaya çalışan varsa gereği yerine getirilir, getirilecektir."
Bu açıklamaların ardından harekat başlıyor ve Ahbap Derneği yarım günde yurt içi mobil kullanıcı kaynaklı 400 bin siber saldırıya uğruyor.
Bu iki siyasi duruşu da yine BTP Lideri Baş, 'Hükümet yetkilileri süreç içerisinde ülke idare edemeyecek insanlar olduklarını ispat etmiştir. Ne yazık ki, kendi başınasın Türkiye'm' sözleriyle açıkladı.
Sahada olan ve bir taş dahi kaldıran herkese teşekkür etmek insani vazifemizdir.
Haluk Levent'in Ahbab'ı hasım, Selçuk Bayraktar'ın Soykar'ı hısım mı? Bunu mu demek istiyorsunuz?
Devlet Bahçeli ve Süleyman soylu mantığı ile soruyorum;
Kimdir bu devlete eş koşanlar? Ahbab ne yapmıştır? Kimin, dalını kesmiştir?
Devletin yapamadığı ne var ki, Selçuk Bayraktar kadrosuyla bölgede can siper hane çalışıyor?
Devletin Aselsan'ı varken Baykar ne yapmaya çalışıyor?
Devletin öğrenci yurtları varken Ensar, Tügva gibi yapılar neyin peşindedir?
Devletin hastaneleri varken özel hastaneler devleti aciz mi göstermektedir?
Devletin kültür merkezleri, Kuran kursları varken İsmaliağa ve diğerlerinin kursları, devlete meydan okuma mıdır?
Yoksa bunların hepsi devlete eş mi koşuyorlar?
Sahi sizler ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Ortada bir güven sorunu ve vatandaşların bu noktada farklı odaklara yönlendiği doğrudur. Ama bunun sorumlusu ne Ahbab'tır, ne Baykar'dır. Herkes aynaya iyi bakmalıdır. Çünkü sorumlular orada.
DİB
Malumunuz günlerdir DİB'in açıkladığı 'evlat edinme' görüşü tartışılıyor. Öyle bir tartışma ki, yaşadığımız afetin üstüne çıktı. Hükümetin acziyetini örttü. Yoksa maksatlı mı yapılıyor bu tip açıklamalar.
Herkes işi, gücü bıraktı DİB'in görüşünü tartışıyor. Tetikteki İslam düşmanları saldırıyor. Dini bilgisi zayıf insanlarımız tahrik edilerek, kendi inancıyla ters düşürülüyor.
Sahi Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapmaya çalışıyor? Neden bu kadar gündemde? Ülkemize gelen turistlere, plajlarda da olsa İslam'ı anlatmak görevimizdir, diyen DİB yönetimi neden insanımız ile İslam arasına giriyor?
Bu başlıkta dizi oyuncusu Farah Zeynep Abdullah'a: 'Devlet ve Allah kelimelerini artık aynı cümlede asla görmek istemiyorum' diyen bir mesaj paylaştı. Hücum Farah'a.
Haber kanallarının reyting yapmak için ekrana çıkardığı Cem Küçük'te, 'Sende kabahat yok, seni, TRT dizilerinde oynatanlarda kabahat var' şeklinde cevap verdi.
Farah Zeynep'in ve küçük Cem'in bu bakış açıkları devlet ve dinimizi ne hale getirildiğinin özetidir.
Farah Zeynep ve onun gibi düşünenler suçlu değildir. Suçlu dinimizi ve devletimizi dile düşürenlerdir, din ve devlet kavramları üzerinden siyasi, sosyal, ekonomik çıkarlar sağlayan istismarcılardır.
İhsan Eliaçık
İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık bir meal yazmış ve bu kitap, 'İslam dininin temel nitelikleri açısından sakıncalı unsurlar içermesi' nedeniyle toplatma kararı verilmiş.
Bu eli açık ama gönlü kapalı şahıs sosyal medyadan feveran ediyor. Aynen DİB gibi birilerini tetikliyor. Hedef yine insanımız üzerinden İslam.
Geçtiğimiz günlerde de Hulki Cevizoğlu'nun programına katıldı. Programda, "Ben yeni bir din ortaya koymuyorum, dinin aslını anlatıyorum. Benim yaptığım olsa olsa sosyal İslâm'dır, sosyal İslâm'ı anlatmaktır" dedikten sonra aynen Fethullah Gülen gibi aynen sakal, cübbe, sıfır bıyık ile İslam'ı dizayn etmeye çalışanlar gibi kendince bir inancı, İslam olarak anlatmaya başladı.
Rabbim, milletimizi bunlardan muhafaza eylesin.
O programda malum eli açık gönlü kapalı şahıs, kadere imanı yok sayıyor. Miraç'ı inkar ediyor. Ruhani bir olaydır, diyor. Cinlere, meleklere, şeytana, iblise kendince profiller çiziyor.
'Namaz dinin direği değil, gereğidir' diyor. 'Hz. İsa'nın gelmesi diye bir şey yok' diyor.
Ey eli açık gönlü kapalı şahıs! Emin ol ki, ülkemizdeki siyasal İslamcılara ve mezhep bağnazlığıyla insanımızı, İslam'dan soğutanlar sen ve senin gibiler sayesinde varlar, ayaktalar ve size müteşekkirler.
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025