Batılı devletlerin dış politikalarının hareket noktası Hıristiyanlıktır. Bunu gözardı ederek, onlarla işbirliği yapan Müslümanlar, mutlak surette aldanmışlar, tuzaklarına düşmüşlerdir. Batılı devletlerin bu tavrını merhum İsmet Paşa şöyle anlatır: "Macarlar ve Bulgarlar, bizimle aynı safta İtilâf Devletleri'ne karşı savaştılar. Fakat ülkeleri işgal edilmedi. Biz Müslüman olduğumuz için ülkemiz işgal edildi, istiklâlimiz elimizden alınmak istendi". Merhum İsmet Paşa, bu tarihi olayı naklettikten sonra, şu tespitte bulunur: "Müslüman kaldıkça müstemlekeci devletlerin aleyhimizde çalışacağı ve istiklâlimizin daima tehlikede olacağı bilinmelidir". Bunu bilmeyenler, Batı ile ilişkili hiçbir olayı doğru olarak değerlendiremezler. Örnek olarak PKK ve terörü ele alalım. Batılıların burada da asıl hedefi inancımızdır. Kiliseler ve görevlendirdikleri misyonerler, PKK kanalıyla şu yalanı yaymaya çalışıyorlar: "Kürtler, Hıristiyandı, sonradan Müslümanlaştırıldılar". Misyoner Douglas Layton, "Kürtlerin Kitab-ı Mukaddes'te geçen Med kavminden olduklarını" söyler. Fayton'a göre Kürtler, tekrar Med kimliğine dönmeli, yani Hıristiyanlaşmalıdırlar". Terör örgütünün yayın aracı olan bir televizyonun Med TV olarak isimlendirilmesi, lideri Öcalan'ın kendisini 'çağdaş Mesih' ilân etmesi, öyküsünü Hz. İsa'nınkine (as) benzetmesi, Papa Jean Paul'e yazdığı mektupta kullandığı ifadeler, bu yalanın ne kadar kabul gördüğünü göstermektedir.PKK'nin başı Öcalan, söz konu mektupta şöyle diyordu: "Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir.... Türkiye'de rejim sadece Kürtleri değil, Ermenileri, Süryanileri ve Rumları da imha etmiştir. Ben Kürdistan topraklarında yaşayan Hıristiyan azınlıkları da Türk vahşetinden korumak için savaşıyorum. Beni bu savaşta yalnız bırakmayacağınızdan eminim".Anlaşılan o ki, PKK'ya, sadece Ortadoğu'nun işgal edilmesinde değil, halklarının Hıristiyanlaştırılmasında da rol verilmiştir. Vaat edilen Kürt devleti ise, bir oyundur, bir tuzaktır. Batılılar, Müslüman kaldıkça ne Türkleri, ne Kürtleri, ne de Arapları severler. Kendi kavminden Müslüman olanları Avrupa'nın merkezinde katleden Batılılar, kimseye müsamaha etmezler. 'Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm' adlı kitabında Mahmut Rişvanoğlu, Batılıların, Kürtlere ve Kürt devletine bakışını kendi ağızlarından nakleder. Bu kitapta, 28 Kasım 1919'da Mr. Kitston'un şöyle dediği yazılıdır: "Kürtlere her ne kadar inanmasak da onları kullanmamız menfaatimiz icabıdır. Doğu Anadolu'yu ancak savaş çıkartarak Ermenistan ve Kürdistan diye bölebiliriz". 27 Ağustos 1919'da Mr. Hohler de şöyle der: "Ermenilerin ve Kürtlerin diğer meseleleri beni ilgilendirmez. Bizim Kürt meselesine verdiğimiz ehemmiyet Mezopotamya'daki kaynaklarımız içindir". İşte, Batılıların Kürtlere bakışının özeti budur: Menfaat icabı kullanmak. Aynı anlayış, bugün de devam ediyor. Irak'ın işgalinden sonra iki yıl süreyle Irak'ın sivil yöneticisi olarak görev yapan Paul Bremer, hatıralarını ihtiva eden bir kitap yazdı. Bremer yazdığı kitapta, "Iraklı Kürt liderlerin hiçbirine güvenilemeyeceğini, bu liderlerin kendi aralarında sürekli çekişip, çatıştıklarını" söylüyor. Batılılar, Araplara oynadıkları oyunun aynısını, şimdi Kürtlere oynuyorlar. Onlara da 'Büyük Arabistan' vaat ederek, Osmanlı'ya karşı isyan ettirdiler. Sonra da küçük parçalara ayırdılar, kendi aralarında çatıştırdılar. Şimdi de Kürtlere 'Büyük Kürdistan' vaat ediyorlar. Gerçekte ise, Ortadoğu'da büyük olarak yalnızca İsrail'i istiyorlar. 26 Aralık 1919'da Kürt meselesinin tartışıldığı bir toplantıda şöyle bir karar alınmıştır: "Bir Kürt devleti değil, birçok Kürt devleti kurulmalıdır". Birçok Kürt devleti demek, Kürtlerin birbiriyle vuruşturulması demektir. Bu oyuna bir daha düşmeyelim. Aynı inancı paylaştığımızı ve asıl hedefin inancımız olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018