"Yaptığımız doğrudur, biz yaptığımıza sonuna kadar inanıyoruz ama yaptığımız başkaları tarafından anlaşılmazsa hani ola ki, yani biz oy kaygısı ile hareket etmiyoruz, biz gelecek seçimi değil gelecek nesilleri düşünerek bu adımı atıyoruz."
Bu sözlerin sahibini az çok tahmin etmişsinizdir. (Erdoğan, Erdoğan) Gelecek nesilleri düşünerek atılan adım neydi? PKK ile anlaşma. Diğer adı neydi? Çözüm süreci.
Yani hükümet bir terör örgütüne güvenerek 3 yıl boyunca bölgedeki olayları görmedi, görmezden geldi.
Yani hükümet bu süreçle birlikte dağa çıkan 2 bin genci tehlike olarak algılamadı.
Yani hükümet, Sur, Çizre, Silopi, Şırnak gibi bir il ve ilçede sistemli bir örgütlenmeyi, sokakların gerilla savaşına hazırlanması görmedi, duymadı, bilmiyordu.
Yani hükümet doğu il ve ilçelerimizde PKK'ya iş makineleri başta olmak üzere her türlü hizmeti yapan belediyeleri ve başkanlarını görmedi veya tehlike olarak algılamadı.
Yani hükümet bu bölgemizdeki HDP'li belediyelerin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının PKK lehine yaptıkları propaganda ve çağrıları, Türkiye Cumhuriyeti adına yaptıkları adi ithamları görmedi, tehlikeli bulmadı.
Yani hükümet, PKK'ya güvenerek askeri kışlaya, polisi karakola çekti.
Yani hükümet, PKK zararsızdır, mantığıyla (!) askerin 290 operasyon isteğine, 'gerek yok, dedi. Askeri durdurdu.
Yani hükümet, doğu ve güneydoğu mitinglerinde 'Kürdistan' lafını etmekten, biji, sarok, morok cümleleri kurmaktan, Barzani ve Şivanla sarılmanın, doğudaki seçim çalışmalarında Kürtçe seçim afişi asmanın illaki bir bedeli olacağını tahmin etmedi.
Yani hükümet, PKK'nın siyasallaşmasını, meclis kürsüsünden propaganda yapmasını, uluslar arası platformda etkinlik kazanmasını, KCK tutuklularının hukuka rağmen serbest bırakılmasını tehlike olarak görmediler.
İşte Saray ve hükümetin bu görmezlikleri nitecisinde yine saray ve hükümet, 'o topraklarımızı da geri alcağız' cümleleri kurdular. Saray ve hükümetin iddiasına göre bu topraklar işgal edilmiş. Kimin işgal ettiği belli.
Peki, bu toprakları kim işgal ettirdi? Kim işgal edilmesine göz yumdu, olanak sağladı?
Şimdi ağızlardan bitti, buzdolabı, temizleyin, boşaltın gibi sözler çıkıyor.
İyi de gelecek nesiller ne olacak. (!) Attığımız adımlar yanlış mıydı?
Evet, bu gibi soruları sokakta sorarsanız her konuda olduğu gibi masumiyet portresi çizerler size. Efendim! PKK verdiği sözleri tutmadı, süreci onlar bozdu, gelecek nesillerin, Türkiye'nin, barışın, huzurun önünü PKK ve sözcüleri tıkadı vs. gibi cevaplar alırsınız.
Tabi mantığı ortaya çıkaran daha doğrusu hezimete mazeret arayanlar Sayın Erdoğan ve hükümettir.
"Biliyorsunuz, 2013'te bize o zaman silahları bırakma sözü vermişlerdi. Ama sözlerini tutmadılar. Sözlerini tutmadıkları gibi terör saldırılarına tekrar başladılar."
"Çözüm Süreci bunlar tarafından bir ihanetle değerlendirildi. Çözüm Süreci'ni bunlar adeta Güneydoğu'da, kısmen Doğu'da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar"
Daha geçen hafta mecliste İç İşleri bakanına, "Barikatlar, çukurlar, bomba düzeneği hazırlanırken devlet neredeydi?" diye soruluyor.
Bakan, biz şuraya bu kadar para, oraya o kadar para gönderdik. Bu paralarla çukur açmışlar, hendek kazmışlar, diye yuvarlak cümlelerin ardından biz şu kadar oy aldık, diye cümleyi bitiriyor.
Tablo özetle bu. Acı olan ise milletimizin hala AKP'nin, CHP'nin, MHP'nin artı HDP'nin bu ülkenin sorunlarına ilaç olacağı inancını taşımasıdır. Bu ülkeyi bu iktidar ve bu meclis bu hale getirmedi mi?
Bu sözlerin sahibini az çok tahmin etmişsinizdir. (Erdoğan, Erdoğan) Gelecek nesilleri düşünerek atılan adım neydi? PKK ile anlaşma. Diğer adı neydi? Çözüm süreci.
Yani hükümet bir terör örgütüne güvenerek 3 yıl boyunca bölgedeki olayları görmedi, görmezden geldi.
Yani hükümet bu süreçle birlikte dağa çıkan 2 bin genci tehlike olarak algılamadı.
Yani hükümet, Sur, Çizre, Silopi, Şırnak gibi bir il ve ilçede sistemli bir örgütlenmeyi, sokakların gerilla savaşına hazırlanması görmedi, duymadı, bilmiyordu.
Yani hükümet doğu il ve ilçelerimizde PKK'ya iş makineleri başta olmak üzere her türlü hizmeti yapan belediyeleri ve başkanlarını görmedi veya tehlike olarak algılamadı.
Yani hükümet bu bölgemizdeki HDP'li belediyelerin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının PKK lehine yaptıkları propaganda ve çağrıları, Türkiye Cumhuriyeti adına yaptıkları adi ithamları görmedi, tehlikeli bulmadı.
Yani hükümet, PKK'ya güvenerek askeri kışlaya, polisi karakola çekti.
Yani hükümet, PKK zararsızdır, mantığıyla (!) askerin 290 operasyon isteğine, 'gerek yok, dedi. Askeri durdurdu.
Yani hükümet, doğu ve güneydoğu mitinglerinde 'Kürdistan' lafını etmekten, biji, sarok, morok cümleleri kurmaktan, Barzani ve Şivanla sarılmanın, doğudaki seçim çalışmalarında Kürtçe seçim afişi asmanın illaki bir bedeli olacağını tahmin etmedi.
Yani hükümet, PKK'nın siyasallaşmasını, meclis kürsüsünden propaganda yapmasını, uluslar arası platformda etkinlik kazanmasını, KCK tutuklularının hukuka rağmen serbest bırakılmasını tehlike olarak görmediler.
İşte Saray ve hükümetin bu görmezlikleri nitecisinde yine saray ve hükümet, 'o topraklarımızı da geri alcağız' cümleleri kurdular. Saray ve hükümetin iddiasına göre bu topraklar işgal edilmiş. Kimin işgal ettiği belli.
Peki, bu toprakları kim işgal ettirdi? Kim işgal edilmesine göz yumdu, olanak sağladı?
Şimdi ağızlardan bitti, buzdolabı, temizleyin, boşaltın gibi sözler çıkıyor.
İyi de gelecek nesiller ne olacak. (!) Attığımız adımlar yanlış mıydı?
Evet, bu gibi soruları sokakta sorarsanız her konuda olduğu gibi masumiyet portresi çizerler size. Efendim! PKK verdiği sözleri tutmadı, süreci onlar bozdu, gelecek nesillerin, Türkiye'nin, barışın, huzurun önünü PKK ve sözcüleri tıkadı vs. gibi cevaplar alırsınız.
Tabi mantığı ortaya çıkaran daha doğrusu hezimete mazeret arayanlar Sayın Erdoğan ve hükümettir.
"Biliyorsunuz, 2013'te bize o zaman silahları bırakma sözü vermişlerdi. Ama sözlerini tutmadılar. Sözlerini tutmadıkları gibi terör saldırılarına tekrar başladılar."
"Çözüm Süreci bunlar tarafından bir ihanetle değerlendirildi. Çözüm Süreci'ni bunlar adeta Güneydoğu'da, kısmen Doğu'da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar"
Daha geçen hafta mecliste İç İşleri bakanına, "Barikatlar, çukurlar, bomba düzeneği hazırlanırken devlet neredeydi?" diye soruluyor.
Bakan, biz şuraya bu kadar para, oraya o kadar para gönderdik. Bu paralarla çukur açmışlar, hendek kazmışlar, diye yuvarlak cümlelerin ardından biz şu kadar oy aldık, diye cümleyi bitiriyor.
Tablo özetle bu. Acı olan ise milletimizin hala AKP'nin, CHP'nin, MHP'nin artı HDP'nin bu ülkenin sorunlarına ilaç olacağı inancını taşımasıdır. Bu ülkeyi bu iktidar ve bu meclis bu hale getirmedi mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025