Tatile giderken en büyük sorunumuz çiçeklerimizi geride bırakmaktır.
Evcil hayvanımızı yanımıza alırız da, çiçeklerimizi geride bırakırız.
Oysa onlarda canlıdır. Bütün bir yıl balkonumuzu, bahçemizi, büromuzu, pencere önlerini süsler, güzelleştirirler.
Her tatil sonrası saksıda bırakıp gittiğimiz, geride unuttuğumuz çiçeklerimizden bir kaçı ölür. Onları kurtarmaya çalışırız. Oysa onlar size küsmüştür bir kere… Çektikleri susuzluğa, ilgisizliğe, bakımsızlığa üzülmüşlerdir.
Yaratıcı her şeyi bize hizmet etsin, onlarla uyum içinde yaşayalım diye yarattığı halde biz bu gerçeği sürekli unuturuz.
Genellikle "Allah böyle istedi böyle oldu, Allaha emanet, Allah bilir" gibi sözlerle eksiklerimizi kapatmaya çalışırız…
Hayatla ilgili son sözü yaratıcının söylediğine inanırız. Ancak unutulmamalı ki, ilk sözü de o söylemiştir.
Aradaki yaşam döngüsünün tamamen bize ait olan bir yol haritası, yapmamız istenen pek çok görevle donatılmış bir yaşam manzumesi vardır. Bütün bunlara yön vermek aklımız ve bilgimiz ile sınırlıdır.
Akıl, bize planlama becerisini geliştirmemizi; bilgi, susuz bırakılan çiçeğin solacağını, güzellik ise görev bilincini hatırlatır.
Yaşamın güzel olmasını istiyorsanız çiçekleri unutup onları soldurmamak, kaza ile bile olsa hayvanları öldürmemek için dikkatli olmak, insanlara hizmet eden her şeyin kıymetini bilmek zorundayız.
Çünkü Allah bize akletmeyi emretmiştir.
Oku ilk emirdir. Bilgi için okumayı ihmal etmemeliyiz. Sınırlı bir süreden ibaret olan hayat bize verilmiş bir emanettir. Ona saygı duymayı, dünyaya her insanın bir görevle geldiğimizi, bu görevin yerine getirilmesinde yaşamı ve insan onurunu korumayı bilmek zorundayız. İnsanın sadece kendisine değil, başkalarına karşı da, vatanına karşı da, tüm insanlığa karşı da görevleri vardır.
* * *
Bugünlerde başımıza gelen olumsuz doğa olaylarını incelediğimizde bunların çoğunun insanoğlunun yeterli öngörüde bulunmamasından, ihtimal hesaplarını yapmamasından, karşımıza çıkacak problemler için tedbir almamasından kaynaklandığını görüyoruz.
İstatistikler, yapılan araştırmalar, elde edilen bulgular geleceğin öngörülmesinde önemli argümanlardır.
Bilim adamının öngörülerini "bizden değil" diyerek dikkate almamak, sorunlara çözüm yolu önerenleri dışlamak, sırf farklı bir siyasi partiden diye tedbir almak isteyenlere itibar etmemek siyasal körlüktür.
Oysa körlerin bile kör liderlere ihtiyacı yoktur.
Çocuklar çiçek ise onları kör olarak kabul etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.
Çiçekleri yaşatmak; geleceğin dünyasındaki yerlerini almaları için en az kırk yıl sonrasını planlamak, eğitimlerini ona göre yaptırmak zorundayız.
Eğer kırk yıl sonra çocuklar, atalarının yaptıkları hataları yapmıyor, dünyaya gelmiş olmanın keyfini sürüyorlar ise bugün alacakları eğitimle mümkün olacaktır.
Gelin çiçekleri soldurmayalım…
- Sahne… / 02.04.2025
- Sessizlik… / 01.04.2025
- Bayramlık… / 28.03.2025
- Gelecek kaygısı… / 21.03.2025
- VEFA… / 19.03.2025
- Doğruları söylemek… / 14.10.2024
- Haydar Hoca'yı hatırlarken… / 06.08.2024
- Kıyılarda sorun büyük… / 05.08.2024
- Bir kral, bir prenses ve bir Demir Leydi / 28.07.2024