'Cahiller, nasıl imam seçebilirler?'
İmam Rıza (a.s.) buyurdu ki: "İmamlık kıyamet gününe kadar Ali'nin evlatlarına özgü bir görev olarak kalacaktır. Çünkü Muhammed (s.a.a.)'den sonra peygamber gelmeyecektir. Öyleyse cahiller, nasıl imam seçebilirler? İmamlık peygamberlerin üstlendikleri bir görev ve vasilerin mirasıdır, cahiller mi onu tayin edecekler?"
26.11.2017 00:00:00
(dünden devam?)
İmam Rıza (a.s.) buyurdu ki:
Allah, imamlığı soyundan seçkin ve tertemiz kimselere de bahşetmek suretiyle İbrahim (aleyhisselâm)'a lütufta bulunmuş ve şöyle buyurmuştur: "Ona, fazladan İshak'ı ve fazladan bir bağış olmak üzere Yakub'u lutfettik; her birini sâlih insanlar yaptık. Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi." (Enbiya, 72-73). Bundan sonra imamlık, onun soyunda devam etmiş ve kuşaktan kuşağa miras kalmıştır. Her çağda bir imam ortaya çıkmıştır. Derken Allah, bu mirası Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve âlihi)'ye tevdi etti. Bu konuda şöyle buyurmuştur: "İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah mü'minlerin dostudur." (Âl-i İmran, 68).
Böylece imamlık görevi Peygamberimize geçti. Ondan sonra da Allah'ın emriyle, Ali (aleyhisselâm) Allah'ın belirleyip farz kıldığı şekilde imamlık görevini üstlendi. Böylece onun soyundan, Allah'ın ilim ve iman verdiği seçkin kimseler bu görevi üstlendiler. İşte şu âyette onlara işaret edilmiştir: "Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: And olsun ki siz, Allah'ın yazısında yeniden dirilme gününe kadar kaldınız." (Rûm, 56). Şu halde imamlık kıyamet gününe kadar Ali'nin evlatlarına özgü bir görev olarak kalacaktır. Çünkü Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi)'den sonra peygamber gelmeyecektir. Öyleyse şu cahiller, nasıl imam seçebilirler? İmamlık peygamberlerin üstlendikleri bir görev ve vasilerin mirasıdır, şu cahiller mi onu tayin edecekler? İmamlık, Allah'ın ve Resûlullah'ın hilâfetidir. Emirü'l-Mü'minin'in makamı, Hasan ve Hüseyin'in (selâm üzerlerine olsun) mirasıdır.
İmamlık, ümmetin dizgini, dinin önderliği, Müslümanların düzeni, dünyanın dirliği ve mü'minlerin onurudur. İmamlık, İslâm'ın yükselen temeli ve görkemli gövdesidir. Namazın kılınması, zekâtın verilmesi, orucun tutulması, haccın yerine getirilmesi, cihadın gerçekleştirilmesi, ganimetlerin çoğaltılması, sadakaların alınıp toplanması, şer-i hadlerin ve hükümlerin uygulanması, sınırların ve çevrenin korunması, imam sayesinde mümkün olabilir. İmam, Allah'ın helâl kıldığını helâl, haram kıldığını haram kılar. Allah'ın koyduğu hadleri egemen kılar. Allah'ın dinini savunur. Hikmet, güzel öğüt ve kesin kanıtla insanları Rabbinin dinine davet eder." (bu bahis devam edecek?)
İmam Rıza (a.s.) buyurdu ki:
Allah, imamlığı soyundan seçkin ve tertemiz kimselere de bahşetmek suretiyle İbrahim (aleyhisselâm)'a lütufta bulunmuş ve şöyle buyurmuştur: "Ona, fazladan İshak'ı ve fazladan bir bağış olmak üzere Yakub'u lutfettik; her birini sâlih insanlar yaptık. Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi." (Enbiya, 72-73). Bundan sonra imamlık, onun soyunda devam etmiş ve kuşaktan kuşağa miras kalmıştır. Her çağda bir imam ortaya çıkmıştır. Derken Allah, bu mirası Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve âlihi)'ye tevdi etti. Bu konuda şöyle buyurmuştur: "İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah mü'minlerin dostudur." (Âl-i İmran, 68).
Böylece imamlık görevi Peygamberimize geçti. Ondan sonra da Allah'ın emriyle, Ali (aleyhisselâm) Allah'ın belirleyip farz kıldığı şekilde imamlık görevini üstlendi. Böylece onun soyundan, Allah'ın ilim ve iman verdiği seçkin kimseler bu görevi üstlendiler. İşte şu âyette onlara işaret edilmiştir: "Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: And olsun ki siz, Allah'ın yazısında yeniden dirilme gününe kadar kaldınız." (Rûm, 56). Şu halde imamlık kıyamet gününe kadar Ali'nin evlatlarına özgü bir görev olarak kalacaktır. Çünkü Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi)'den sonra peygamber gelmeyecektir. Öyleyse şu cahiller, nasıl imam seçebilirler? İmamlık peygamberlerin üstlendikleri bir görev ve vasilerin mirasıdır, şu cahiller mi onu tayin edecekler? İmamlık, Allah'ın ve Resûlullah'ın hilâfetidir. Emirü'l-Mü'minin'in makamı, Hasan ve Hüseyin'in (selâm üzerlerine olsun) mirasıdır.
İmamlık, ümmetin dizgini, dinin önderliği, Müslümanların düzeni, dünyanın dirliği ve mü'minlerin onurudur. İmamlık, İslâm'ın yükselen temeli ve görkemli gövdesidir. Namazın kılınması, zekâtın verilmesi, orucun tutulması, haccın yerine getirilmesi, cihadın gerçekleştirilmesi, ganimetlerin çoğaltılması, sadakaların alınıp toplanması, şer-i hadlerin ve hükümlerin uygulanması, sınırların ve çevrenin korunması, imam sayesinde mümkün olabilir. İmam, Allah'ın helâl kıldığını helâl, haram kıldığını haram kılar. Allah'ın koyduğu hadleri egemen kılar. Allah'ın dinini savunur. Hikmet, güzel öğüt ve kesin kanıtla insanları Rabbinin dinine davet eder." (bu bahis devam edecek?)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.