Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), 2004 yılında gayri safi milli hasılada (GSMH) yüzde 9,9'luk bir büyüme gerçekleştiğini açıkladı. Açıklanan rakama göre, 38 yılın rekoru kırıldı. Yani 1966 yılındaki yüzde 12'lik büyümeden sonraki en yüksek büyüme hızı yakalandı. Bir başka deyişle, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olduk. Öyle ki, ürünleriyle dünyayı istila eden Çin'i bile geride bıraktık. İster inanın, ister inanmayın, büyüme rakamı böyle.
Açıklanan büyüme rakamını piyasa doğruluyor mu? Ekonomik kurallara göre büyüme izah edilebiliyor mu? İşte, bu soruların cevabı ne yazık ki verilemiyor. Bir dizi çelişki iç içe geçmiş durumda. En büyük çelişki de büyümeye rağmen işsizliğin azalmamasıdır. Halbuki büyüme olursa, istihdam mutlaka artar. Dünya Ekonomik Araştırmalar Birimi raporu, büyümede 1 puanlık artışın, yaklaşık 105 bin kişiye iş imkanı sağlayacağını ortaya koymuştur.
Türkiye'de niçin böyle bir artış olmadı? Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, " işgücü arttığı için istihdamdaki artış görülmüyor" diyor. Nasıl bir büyüme ki, hiçbir yerde emaresi bulunmuyor? Hadi, işsizlikte, büyümeye ait bir iz bulamadık. Peki, harcamalarda durum nedir? Öyle ya, büyüme üretim artışı, üretim artışı da milli gelir artışı demektir. Milli gelir artmışsa, harcamaların da artması gerekmez mi? Mesela, gıda harcamaları, gelir artışını gösteren en önemli göstergedir. Çünkü, aç insanın eline para geçince, önce gıdaya harcar. Harcamalarda da artış yok. Öyleyse, tüketim olmadan üretim, üretim olmadan büyüme nasıl oldu? Mantıklı bir cevap verilemiyor.
İstihdamı artırmayan büyüme olamaz mı? Olur ama şöyle olur. Sanayiciler, daha az işgücü ile daha çok üretim yapan teknolojiler geliştirirlerse olur. Bu da yatırımlarda artış demektir. Halbuki yatırımlardaki artış ile büyüme arasında da bir uygunluk yok. Gelelim enerji tüketimine. Büyümeyi gösteren bir diğer gösterge de enerji tüketimidir. Enerji tüketimi ile büyüme arasında da uçurum söz konusu..
Büyüme rakamını hormonlu kılan bir başka durum, stok artışlarının büyüme rakamına dahil edilmesidir. Gerçek büyüme rakamına ulaşabilmek için stokların, büyüme rakamından çıkarılması gerekir. Devlet Bakanı Ali Babacan, bu hormonlu rakamlara dayanarak, "Cumhuriyet tarihindeki en yüksek gelir rakamlarını 2004 yılında gerçekleştirmiş olduk" diyor. Akıl almıyor. AKP iktidarı, iç ve dış borçlanmada Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Bunun yanında işsizliğin, dolaylı vergilerin, stokların, iflasların, dış ticaret ve cari açıkların da rekorları kırıldı. Bu rekorlarla, Devlet Bakanı Ali Babacan'ın dediği rekorlar, bir arada nasıl kırılabiliyor? İzah edene aşk olsun.
Netice-i kelam, büyüme hormonlu. Gerçek bile olsa, IMF'ye bağımlı, ondan direktif almıyor muyuz? Borçlarımız ve yoksulluk sürekli artmıyor mu? Böyle bir büyümenin kıymet-i harbiyesi var mı? Esasen, Türk milletinin istediği bu şekilde bir büyüme değil, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın dediği gibi, kendi kendine yeten, tam bağımsız bir ekonomi modelini hayata geçirmektir.. Bundan başkası aldanmak ve aldatmaktır.
Açıklanan büyüme rakamını piyasa doğruluyor mu? Ekonomik kurallara göre büyüme izah edilebiliyor mu? İşte, bu soruların cevabı ne yazık ki verilemiyor. Bir dizi çelişki iç içe geçmiş durumda. En büyük çelişki de büyümeye rağmen işsizliğin azalmamasıdır. Halbuki büyüme olursa, istihdam mutlaka artar. Dünya Ekonomik Araştırmalar Birimi raporu, büyümede 1 puanlık artışın, yaklaşık 105 bin kişiye iş imkanı sağlayacağını ortaya koymuştur.
Türkiye'de niçin böyle bir artış olmadı? Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, " işgücü arttığı için istihdamdaki artış görülmüyor" diyor. Nasıl bir büyüme ki, hiçbir yerde emaresi bulunmuyor? Hadi, işsizlikte, büyümeye ait bir iz bulamadık. Peki, harcamalarda durum nedir? Öyle ya, büyüme üretim artışı, üretim artışı da milli gelir artışı demektir. Milli gelir artmışsa, harcamaların da artması gerekmez mi? Mesela, gıda harcamaları, gelir artışını gösteren en önemli göstergedir. Çünkü, aç insanın eline para geçince, önce gıdaya harcar. Harcamalarda da artış yok. Öyleyse, tüketim olmadan üretim, üretim olmadan büyüme nasıl oldu? Mantıklı bir cevap verilemiyor.
İstihdamı artırmayan büyüme olamaz mı? Olur ama şöyle olur. Sanayiciler, daha az işgücü ile daha çok üretim yapan teknolojiler geliştirirlerse olur. Bu da yatırımlarda artış demektir. Halbuki yatırımlardaki artış ile büyüme arasında da bir uygunluk yok. Gelelim enerji tüketimine. Büyümeyi gösteren bir diğer gösterge de enerji tüketimidir. Enerji tüketimi ile büyüme arasında da uçurum söz konusu..
Büyüme rakamını hormonlu kılan bir başka durum, stok artışlarının büyüme rakamına dahil edilmesidir. Gerçek büyüme rakamına ulaşabilmek için stokların, büyüme rakamından çıkarılması gerekir. Devlet Bakanı Ali Babacan, bu hormonlu rakamlara dayanarak, "Cumhuriyet tarihindeki en yüksek gelir rakamlarını 2004 yılında gerçekleştirmiş olduk" diyor. Akıl almıyor. AKP iktidarı, iç ve dış borçlanmada Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Bunun yanında işsizliğin, dolaylı vergilerin, stokların, iflasların, dış ticaret ve cari açıkların da rekorları kırıldı. Bu rekorlarla, Devlet Bakanı Ali Babacan'ın dediği rekorlar, bir arada nasıl kırılabiliyor? İzah edene aşk olsun.
Netice-i kelam, büyüme hormonlu. Gerçek bile olsa, IMF'ye bağımlı, ondan direktif almıyor muyuz? Borçlarımız ve yoksulluk sürekli artmıyor mu? Böyle bir büyümenin kıymet-i harbiyesi var mı? Esasen, Türk milletinin istediği bu şekilde bir büyüme değil, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın dediği gibi, kendi kendine yeten, tam bağımsız bir ekonomi modelini hayata geçirmektir.. Bundan başkası aldanmak ve aldatmaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018