ABD'nin "Strateji üreten" merkezleri
ABD'de, Amerikan askeri güçlerini, Irak'taki zor durumdan kurtarmak için, yeni stratejilerin araştırılmasına ve üretimine geçilmiş bulunulmaktadır. Üretilen yeni projelerden biri de: Bu "Büyük Ortadoğu projesi"dir.
Böylece yeni bir yapılanma da ortaya konulmaktadır. Bu proje kapsam olarak, Kuzey Afrika'daki "Fas'tan başlayarak - Pakistan'a kadar" devam etmektedir.
Bu projenin yürürlüğe konmasını sağlayan ABD'nin tanınmış düşünürü ve tarihçilerinden Bernard Lewis'tir. Büyük Ortadoğu terimini ilk olarak o kullanmış bulunmaktadır. Böylece bu plan daha önceleri başka bir düşünür tarafından ileri sürülen ve "Orta Asya stratejisi" olarak tanınan "Birzezinski" planının bir nevi yerini almaktadır. Veya onun başka bir varyasyonu olarak da kabul edilebilir.
Bernard Lewis geçen yıl Türkiye'ye de gelmişti. (Meclis'teki 1. tezkerenin uygulanışı esnasında) Türkiye'ye geldiğinde, İstanbul'da bir konferans da vermiştir. Konferansında, bu Büyük Ortadoğu Projesini de anlatmıştı. Konferans verdiği esnada: "Türkiye bu büyük orta doğunun neresinde olacaktır" sorusuna da şu cevabı vermiştir:
Bu durum "Türkiye'nin durdumu uygulayacağı politikalara bağlık olacaktır". O zamanlarda düşünürün bu sözleri ise Türkiye'ye verilen adeta bir "Gizli Mesaj" olarak yorumlamıştı!
Büyük Ortadoğu
Projesinin hacmi
Büyük Ortadoğu Projesi: Yaklaşık olarak 22 ülkeyi - genellikle "Arap Devletlerini" kapsamaktadır. Projenin boyutları oldukça ilginç olmaktadır: Mesela Kuzey Afrika'daki Fas'tan başlamakta, sırayla Cezayir'i, Tunus'u, Libya'yı, Mısır'ı, Türkiye dahil Güney Kafkasları, Afganistan dahil Orta Asya'nın bazı devletlerini, Güney Asya'yı ve Ortadoğu'nun tamamını kapsamı içine almaktadır (Hatta ilerideki durumda Orta Afrika'da bulunan bazı İslam ülkelerini de dahil edebilirler).
Bu plana göre, plan içine girmiş olan bu bölgeler, istikrarsızlık bakımından, dünyanın en önemli bölgelerinden birini oluşturmaktadır.
Sovyetler'in çöküşü
Sovyetler Birliği ve Warshowa Paktı'nın çökmesinden ve dağılmasından sonra ortada büyük bir boşluk oluşmuş durumdadır. Ayrıca Büyük Ortadoğu içine giren ülkelerde, büyük çapta huzursuzluklar, bitmeyen küçük savaşlar (İsrail - Filistin), uygulanan devlet ve bireysel terör ile zulümden kurtulmak için savaşan Araplar, Afganistan ve Güney Asya'daki "uyuşturucu" kaçakçıları, çeşitli örgütlü suçların işlenmeleri, etnik ve dinsel ayrılıkların çekişmeleri, ayrıca dünyaca ünlü "Petrol, dogal gaz ve diğer yer altı ve yer üstü" zenginlikleri de birlikte bulunmaktadır. Üstelik bütün bu durumların içinde bulunan devletler "İslam inançlı halklardan oluşmaktadır. İslam devletleri ise şu anda zayıf, genellikle kalkınmamış, sanayi, ekonomik ve askeri bakımdan büyük bir yetmezlik içinde bulunmaktadırlar. Üstelik aralarında güçlü bağlar olmadığı gibi, zaman zaman düşmanlıklar da olmaktadır.
Aslında bir "Arap Birliği" mevcuttur. İslam Birliği Konferansları da yılda bir yapılmaktadır. Ama bütün bu toplantılarda, birlikte hareket edecek ve bir güç oluşturacak kadar cazibeli, yeterince tutarlı ve birleştirici ortak ilkelere ulaşılamamaktadır. Şu anda kendileri arasında, adeta zoraki bir birlik izlenmektedir. Kısacası bu ülkeleri ileriye doğru götürecek başarılı bir lider henüz ortaya çıkmamıştır. Böyle bir lider ülke de henüz meydanda yoktur. Osmanlı'dan sonra İslam, adeta lidersiz kalmıştır. İşte şimdi bu durumdaki İslam ve özellikle Arap ülkeleri büyük güçlere kolayca "Av" olabilecek durumdadır.
Çünkü, bu ülkelerin yer üstünde fakir ve yoksul halkı bulunmakta, onların ellerindeki topraklarının derinliklerinde ise (Petrol, gaz ve değişik madenler olmak üzere) dünyanın en büyük servetleri yatmaktadır. İşte ABD'nin saldırıları ve bütün bu planlar, aslında bu zenginliklerin Arapların elinden alınması için yapılmaktadır.
ABD'de, Amerikan askeri güçlerini, Irak'taki zor durumdan kurtarmak için, yeni stratejilerin araştırılmasına ve üretimine geçilmiş bulunulmaktadır. Üretilen yeni projelerden biri de: Bu "Büyük Ortadoğu projesi"dir.
Böylece yeni bir yapılanma da ortaya konulmaktadır. Bu proje kapsam olarak, Kuzey Afrika'daki "Fas'tan başlayarak - Pakistan'a kadar" devam etmektedir.
Bu projenin yürürlüğe konmasını sağlayan ABD'nin tanınmış düşünürü ve tarihçilerinden Bernard Lewis'tir. Büyük Ortadoğu terimini ilk olarak o kullanmış bulunmaktadır. Böylece bu plan daha önceleri başka bir düşünür tarafından ileri sürülen ve "Orta Asya stratejisi" olarak tanınan "Birzezinski" planının bir nevi yerini almaktadır. Veya onun başka bir varyasyonu olarak da kabul edilebilir.
Bernard Lewis geçen yıl Türkiye'ye de gelmişti. (Meclis'teki 1. tezkerenin uygulanışı esnasında) Türkiye'ye geldiğinde, İstanbul'da bir konferans da vermiştir. Konferansında, bu Büyük Ortadoğu Projesini de anlatmıştı. Konferans verdiği esnada: "Türkiye bu büyük orta doğunun neresinde olacaktır" sorusuna da şu cevabı vermiştir:
Bu durum "Türkiye'nin durdumu uygulayacağı politikalara bağlık olacaktır". O zamanlarda düşünürün bu sözleri ise Türkiye'ye verilen adeta bir "Gizli Mesaj" olarak yorumlamıştı!
Büyük Ortadoğu
Projesinin hacmi
Büyük Ortadoğu Projesi: Yaklaşık olarak 22 ülkeyi - genellikle "Arap Devletlerini" kapsamaktadır. Projenin boyutları oldukça ilginç olmaktadır: Mesela Kuzey Afrika'daki Fas'tan başlamakta, sırayla Cezayir'i, Tunus'u, Libya'yı, Mısır'ı, Türkiye dahil Güney Kafkasları, Afganistan dahil Orta Asya'nın bazı devletlerini, Güney Asya'yı ve Ortadoğu'nun tamamını kapsamı içine almaktadır (Hatta ilerideki durumda Orta Afrika'da bulunan bazı İslam ülkelerini de dahil edebilirler).
Bu plana göre, plan içine girmiş olan bu bölgeler, istikrarsızlık bakımından, dünyanın en önemli bölgelerinden birini oluşturmaktadır.
Sovyetler'in çöküşü
Sovyetler Birliği ve Warshowa Paktı'nın çökmesinden ve dağılmasından sonra ortada büyük bir boşluk oluşmuş durumdadır. Ayrıca Büyük Ortadoğu içine giren ülkelerde, büyük çapta huzursuzluklar, bitmeyen küçük savaşlar (İsrail - Filistin), uygulanan devlet ve bireysel terör ile zulümden kurtulmak için savaşan Araplar, Afganistan ve Güney Asya'daki "uyuşturucu" kaçakçıları, çeşitli örgütlü suçların işlenmeleri, etnik ve dinsel ayrılıkların çekişmeleri, ayrıca dünyaca ünlü "Petrol, dogal gaz ve diğer yer altı ve yer üstü" zenginlikleri de birlikte bulunmaktadır. Üstelik bütün bu durumların içinde bulunan devletler "İslam inançlı halklardan oluşmaktadır. İslam devletleri ise şu anda zayıf, genellikle kalkınmamış, sanayi, ekonomik ve askeri bakımdan büyük bir yetmezlik içinde bulunmaktadırlar. Üstelik aralarında güçlü bağlar olmadığı gibi, zaman zaman düşmanlıklar da olmaktadır.
Aslında bir "Arap Birliği" mevcuttur. İslam Birliği Konferansları da yılda bir yapılmaktadır. Ama bütün bu toplantılarda, birlikte hareket edecek ve bir güç oluşturacak kadar cazibeli, yeterince tutarlı ve birleştirici ortak ilkelere ulaşılamamaktadır. Şu anda kendileri arasında, adeta zoraki bir birlik izlenmektedir. Kısacası bu ülkeleri ileriye doğru götürecek başarılı bir lider henüz ortaya çıkmamıştır. Böyle bir lider ülke de henüz meydanda yoktur. Osmanlı'dan sonra İslam, adeta lidersiz kalmıştır. İşte şimdi bu durumdaki İslam ve özellikle Arap ülkeleri büyük güçlere kolayca "Av" olabilecek durumdadır.
Çünkü, bu ülkelerin yer üstünde fakir ve yoksul halkı bulunmakta, onların ellerindeki topraklarının derinliklerinde ise (Petrol, gaz ve değişik madenler olmak üzere) dünyanın en büyük servetleri yatmaktadır. İşte ABD'nin saldırıları ve bütün bu planlar, aslında bu zenginliklerin Arapların elinden alınması için yapılmaktadır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Cahit Babuna / diğer yazıları
- Batı kültüründe toplumsal çöküş -2- / 22.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006