Solcu bir arkadaş ile sohbet ediyoruz. Kapitalizm karşıtı söylemleri isabetli. Emperyalistlerin yüzyıllardır dünyanın kanını emdiğini, içtiğini vurguluyor. Ülkemiz siyasetinden sonra konu insanımıza geldi.
İnsanımızın bu kadar devlet ve millet aleyhine olan bir siyasete göz yummasına, ses çıkarmamasına isyan ediyor. Artı, milletimizin büyük bir ahlak çöküntüsü içinde olduğunu, bunun temel sebebinin cahillik olduğunu ifade ediyor.
Çok doğru. Peki, insanımız bu çöküntüden kurtulması, gerçekleri görmesi için ne yapmalı, diye sordum. Cevap; çok okumalıyız.
"Biliyorsun! Bugün toplumun önünde olan insanların hepsi okumuş kişiler. Tamam, okuyalım da, ne okumalıyız? Demek ki, ahlak için gerçekleri anlamak için okumak yetmiyor.
Sonra ahlak kavramı kişi, toplum ve inançlara göre değişir. Senin veya benim ahlaksızlık olarak kabul ettiğim bir şeyi, bir başkası çok normal hatta medeniyet olarak kabul edebilir. Ahlaktaki temel ölçü ne olmalı? Biz ne olmalıyız ki, hem ahlaken, hem ilmen gözümüz ve gönlümüz açılsın?" diye sordum.
Tabi alan geniş olduğu için uzun paslarla top çevirmeye kalktı arkadaş. Aynı soruyu bana sordu; ne olmalıyız?
İnsan olmalıyız, dedim. Biraz da kızarak, 'nasıl yani' dedi. Beşer ile insan arasındaki farkı kısaca anlatarak, nasıl insan yani nasıl kul olabileceğimizi Prof. Dr. Haydar Baş Hocamın anlattıklarından anlayabildiğim kadar anlattım.
İlk olarak evet, okuyalım ama neyi okuyalım, sorusuna cevap ile başlayalım. Bugün herkes okuyor. Artı, okumasa bile bilgiye ulaşmak günümüzde çok kolay. Ama toplumlardaki yozlaşma giderek artıyor. Bizler neyi okumuyoruz ki, bildiklerimiz bizi kurtarmak yerine daha da kötüye götürüyor?
Sayın Baş'ın bu noktadaki görüşlerini eserlerinden direkt olarak sizler ile paylaşmak istiyorum. Yalnız bir itirafta bulunayım; bu kardeşime anlattığım ve sizler ile paylaşacağım bu gerçeklerin aslında ilk muhatabı nefsimdir yani kendime anlattım, anlatmaya çalışıyorum.
Prof. Dr. Haydar Baş şöyle diyor:
"İnsanın yaratılışının sebebi Allah'ı (c.c) bilmek, bulmak ve tanımaktır. Nitekim ilk ayette, "Seni yaratan rabbinin adıyla oku."(Alak 1) buyrulmaktadır.
"Rab" kelimesi terbiye eden demek olduğuna göre; görmek, işitmek, koklamak ve hissetmeyi sağlayan organların, bu vazifeyi kusursuz yapmalarının hikmeti Allah'ın (c.c) onlara verdiği terbiyedendir.
Aklın, beynin, kalbin çalışmalarının noksansız ve kusursuz olmaları da Allah'ın (c.c) koyduğu esasa kesinlikle itaatlerini ifade etmektedir. Böylece insanın maddi ve manevi bünyesine bu kabiliyeti verenin, yani 'Rabbin' adıyla denmesinin hikmeti, Allah'ın (c.c) sanatını düşünerek bizi, kendi zatını tanımaya davet etmesidir?" (cilt 1- sh:81)
"İşte ilk inen ayetlerin manası; "Bu kabiliyetleri o dile, o kulağa, o göze veren, bu dengeyi kuran, bu iradeyi devam ettiren Allah'ın adı ile oku Muhammedim."
Bazıları burada okumayı öne çıkarıyor? Esas olan o değil. Allah (c.c), kendisini tanıtmak istiyor. Eşyayı tanıtmaktan maksat, Allah'ı (c.c) tanımaktır. Onun için hakiki âlim Allah'ı (c.c) tanıyandır. İlim, Hakkı bilme mantığı, mantalitesi üzerine tekâmül ederse, o ilimden herkes feyizlenir, istifade eder. Böyle olmazsa o ilim zillet olur?
Allah'ı (c.c) bilmek önemli olan. Allah'ı (c.c) bilirsen bu okumanın kıymeti var. En mübarek ilim mana ilmi, tevhit ilmi, Hakk'ı bilme ilmidir. Allah'ı (c.c) tanıma, Allah'ı anlama ilmidir?
İşte her varlıkta Allah'ı (c.c) görmek; Hakk'ı okumaktır. O kalbin sahibi olan insan huzur, sürur içerisindedir. Kalbi mutmaindir. Niye? Nereden geldiğini anlamış, bilmiş de ondan. Kalbi çok mutludur?" (Yaşayan Kuran; Sünnet sh:100-01)
(devam edeceğiz)?
İnsanımızın bu kadar devlet ve millet aleyhine olan bir siyasete göz yummasına, ses çıkarmamasına isyan ediyor. Artı, milletimizin büyük bir ahlak çöküntüsü içinde olduğunu, bunun temel sebebinin cahillik olduğunu ifade ediyor.
Çok doğru. Peki, insanımız bu çöküntüden kurtulması, gerçekleri görmesi için ne yapmalı, diye sordum. Cevap; çok okumalıyız.
"Biliyorsun! Bugün toplumun önünde olan insanların hepsi okumuş kişiler. Tamam, okuyalım da, ne okumalıyız? Demek ki, ahlak için gerçekleri anlamak için okumak yetmiyor.
Sonra ahlak kavramı kişi, toplum ve inançlara göre değişir. Senin veya benim ahlaksızlık olarak kabul ettiğim bir şeyi, bir başkası çok normal hatta medeniyet olarak kabul edebilir. Ahlaktaki temel ölçü ne olmalı? Biz ne olmalıyız ki, hem ahlaken, hem ilmen gözümüz ve gönlümüz açılsın?" diye sordum.
Tabi alan geniş olduğu için uzun paslarla top çevirmeye kalktı arkadaş. Aynı soruyu bana sordu; ne olmalıyız?
İnsan olmalıyız, dedim. Biraz da kızarak, 'nasıl yani' dedi. Beşer ile insan arasındaki farkı kısaca anlatarak, nasıl insan yani nasıl kul olabileceğimizi Prof. Dr. Haydar Baş Hocamın anlattıklarından anlayabildiğim kadar anlattım.
İlk olarak evet, okuyalım ama neyi okuyalım, sorusuna cevap ile başlayalım. Bugün herkes okuyor. Artı, okumasa bile bilgiye ulaşmak günümüzde çok kolay. Ama toplumlardaki yozlaşma giderek artıyor. Bizler neyi okumuyoruz ki, bildiklerimiz bizi kurtarmak yerine daha da kötüye götürüyor?
Sayın Baş'ın bu noktadaki görüşlerini eserlerinden direkt olarak sizler ile paylaşmak istiyorum. Yalnız bir itirafta bulunayım; bu kardeşime anlattığım ve sizler ile paylaşacağım bu gerçeklerin aslında ilk muhatabı nefsimdir yani kendime anlattım, anlatmaya çalışıyorum.
Prof. Dr. Haydar Baş şöyle diyor:
"İnsanın yaratılışının sebebi Allah'ı (c.c) bilmek, bulmak ve tanımaktır. Nitekim ilk ayette, "Seni yaratan rabbinin adıyla oku."(Alak 1) buyrulmaktadır.
"Rab" kelimesi terbiye eden demek olduğuna göre; görmek, işitmek, koklamak ve hissetmeyi sağlayan organların, bu vazifeyi kusursuz yapmalarının hikmeti Allah'ın (c.c) onlara verdiği terbiyedendir.
Aklın, beynin, kalbin çalışmalarının noksansız ve kusursuz olmaları da Allah'ın (c.c) koyduğu esasa kesinlikle itaatlerini ifade etmektedir. Böylece insanın maddi ve manevi bünyesine bu kabiliyeti verenin, yani 'Rabbin' adıyla denmesinin hikmeti, Allah'ın (c.c) sanatını düşünerek bizi, kendi zatını tanımaya davet etmesidir?" (cilt 1- sh:81)
"İşte ilk inen ayetlerin manası; "Bu kabiliyetleri o dile, o kulağa, o göze veren, bu dengeyi kuran, bu iradeyi devam ettiren Allah'ın adı ile oku Muhammedim."
Bazıları burada okumayı öne çıkarıyor? Esas olan o değil. Allah (c.c), kendisini tanıtmak istiyor. Eşyayı tanıtmaktan maksat, Allah'ı (c.c) tanımaktır. Onun için hakiki âlim Allah'ı (c.c) tanıyandır. İlim, Hakkı bilme mantığı, mantalitesi üzerine tekâmül ederse, o ilimden herkes feyizlenir, istifade eder. Böyle olmazsa o ilim zillet olur?
Allah'ı (c.c) bilmek önemli olan. Allah'ı (c.c) bilirsen bu okumanın kıymeti var. En mübarek ilim mana ilmi, tevhit ilmi, Hakk'ı bilme ilmidir. Allah'ı (c.c) tanıma, Allah'ı anlama ilmidir?
İşte her varlıkta Allah'ı (c.c) görmek; Hakk'ı okumaktır. O kalbin sahibi olan insan huzur, sürur içerisindedir. Kalbi mutmaindir. Niye? Nereden geldiğini anlamış, bilmiş de ondan. Kalbi çok mutludur?" (Yaşayan Kuran; Sünnet sh:100-01)
(devam edeceğiz)?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025