Ekonomimizde gerçekleşen bazı olaylardan, değişikliklerden öyle bir bahsediliyor ki, sanki sel, deprem gibi bir doğa olayı meydana gelmiş. Yapılabilecek tek şey, bitmesini beklemek ve faturayı ödemeye razı olmak. Doğal afetlerin önceden tahmin edilebilmesi için umut verici ilerlemelerin olduğu günümüzde, bir sosyal bilim olup kabaca bir tarifle insanlar ve insanların oluşturduğu her türlü organizasyon arasındaki alışverişi düzenleme bilimi diyebileceğimiz ekonomide, yazar - çizerlerimizin bilimsel anlayışla çelişen liberal dogmaları hiç sorgulamadan, akılcı yaklaşımları yavuz hırsız misali bilimsellikten uzak olmakla suçlamaları, bizim aydın tipimize özgü bir davranış şekli olsa gerek. Bir örnek vererek mevzuyu somutlaştıralım. Ülkemizde, petroldeki artışların bütün faturasının dar gelirli halka, dolaylı vergiler yöntemiyle yüklenmesinden hareketle, bu güncel konunun bize yardımcı olabileceği kanaatindeyim. 65 dolar sınırına dayanan petrol fiyatlarının değerlendirilmesinde bu bakış açısıyla karşılaşıyoruz. Dikkat ederseniz dünyada, petrol fiyatlarının artış sebepleri sayılırken, Irak'ta ki savaş, Norveç'te ki rafinerilerde yaşanan üretim problemleri, Amerika'da yaşanan üretim problemleri, bilmem hangi ülkenin üretimini 50 bin varil kısması gibi meseleyi izahta yeterlilikten uzak, açık olmayan sebepler, koca koca profesörler, devlet başkanları, derecelendirme kuruluşları tarafından "aldım, kabul ettim" anlayışıyla karşılanıyor ve bu problemler araştırılmadan cezayı ödeyeceklere faturaları dağıtılıyor. Evet Irak'ta savaş var ama Kerkük'te ki Musul'da ki kuyuların güvenlik problemleri söz konusu değil ki. Hem bu rafinerilere de ne oluyor Allah aşkına. Eğer Amerika rafinerilerini işletemiyorsa bu yükün bedelini ödeyen birçok ülke emin olun yardım etmek için can atacaktır.Madem problem teknik sorunlardan kaynaklanıyor, Amerika'nın bu meseledeki tuzu kuru tavırlarını nasıl açıklayacağız. Ayrıca petrol üreten ülkelerin üretimi belli aralıklarla artırdıkları yönünde haberler basında yer alıyor. Dünya ekonomisinin genel dengelerini etkileyen, sarsan böyle bir sorun için yapılan soruşturma sıfır. Bu zevattan bir Allah'ın kulunun aklına, "kardeşim ABD petrolün üstüne oturdu, şimdi de sahip olduğu şeyin fiyatını artırarak para kazanıyor, dış açığını finanse ediyor" demek niçin gelmiyor. Asya'sından Latin Amerika'sına kadar dünyada ki krizleri organize eden bir gücün bunu da organize edebileceğini düşünmek, neden bu entellerin seküler beyin hücrelerinde bir elektriklenme yaratmıyor. Millete bilimsellik diye yutturmaya çalıştıkları ama bilimsellikle alakası olmayan bu teslimiyetçi bakış açısına, özelleştirme, yabancı sermaye v.b konularda da maalesef rastlıyoruz. İşte, bırakın çözüm geliştirmeyi mevcut durumun tespit ve teşhisinden uzak olmaları çıkamadıkları kısır döngünün en önemli sebebi.Makamı, ünvanı ne olursa olsun, bu durumdaki insanların, mükemmel bir sistematik içinde ortaya konulmuş, aranılan ideal model olan Milli Ekonomi Modeli'ni, parmaklarını ısırarak koparma pahasına niçin eleştiremedikleri sorusunun da yanıtıdır bu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (A) / diğer yazıları
- RESUL BALCI: Karlar düşerken / 22.02.2025
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012