Tarih, ibret alınmak için bilinmesi gerekir. Yaşanmış olaylardan ders almasak aynı hatalara düşer, aynı oyunların içerisinde bu sefer bizler bedel öderiz.
İngilizler I. Dünya Savaşında İstanbul'u almak ve Osmanlı'yı savaşın dışına itmek için sömürgelerinden asker toplamaya başladı. İngiliz sömürgelerinin birçoğu Müslümanların yaşadığı bölgelerdir. İngilizler buralarda, "Sizin halifenizi, Almanlar kaçırdı. Biz, sizin halifenizi kurtarmak için Almanlarla savaşıyoruz." Siyasetiyle Müslümanları kandırdılar. Buna inanmayan Müslümanları, ailelerini öldürmekle tehdit ederek zorla cepheye sürdüler. Gelmek istemeyenleri ise öldürdüler.
İngiliz yalanına inanan Müslüman askerler Çanakkale'de, Müslüman Türklerle savaştıklarından habersiz bir şekilde savaşıyorlardı. Karşı tarafında Müslüman olduğunu anlayınca da saf değiştiriyordu.
Müslümanları Halife yalanını söyleyerek kandıran İngilizler, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde de, "Türkler barbar, insan eti yiyen bir yamyamlar" söylemleriyle kandırıyorlardı. İngiliz'in oyununa gelen dünya, Çanakkale'ye bütün gücüyle yüklendi ama başaramadı.
Aradan 100 yıl geçti. Değişen sadece zaman, mekan ve saflar. Yalan aynı yalan ama bu sefer bu yalana inanan Müslüman Türkler.
Amerika, Ortadoğu'daki siyasi çıkarları için demokrasi yalanını ortaya attı. Ortadoğu ülkelerinin liderlerini diktatör, halkına karşı baskı, zulüm ve katliamlar yapıyor. Ortadoğu halklarını bu baskı ve zulümden kurtarıp, demokrasi getirip, insanları özgür bir şekilde yaşamaları için çalışıyoruz, diyerek Ortadoğu'ya barış getirmek bahanesi ile savaş açtı.
Hatırlayın eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül ne demişti; "Demokrasi ve barış için en çok Amerikan anneleri fedakarlık yapıyor." Bu yalana Türk Milleti de inandı.
Yeni Cumhurbaşkanımız da o dönemde 31 Mart 2003'te, Wall Street Journal'da yayınlanan sözlerinde: "Cesur, genç erkek ve kadın ABD askerlerinin en az kayıpla eve dönmeleri için; size, umutla dua ediyorum!" diyerek, Amerikan askerlerine dua ediyordu.
Suriye'de Esad'ı devirmek için bütün terör örgütlerini Suriye'ye gönderen Amerika ve Batı istediğini elde edemeyince İŞİD, diye bir örgütü de devreye koyup Müslüman katletmeye devem ediyor.
Türkiye'de yöneticiler ise Amerika ve İsrail'in istediği gibi yıllardır kamuoyunu zalim Esed, yalanlarıyla uyutmaya, kandırmaya devam ediyorlar. Müslümanlar dün İngiliz'e kanıp, Müslüman'a karşı savaştı, bugün de Amerikan ve İsrail yalanına kanıp, Suriye'de Müslüman Esad'la savaşmak için Haçlı ittifaklarının içersinde yer aldı.
Dün İngiliz, bugün Amerika. Yalan aynı yalan. İnanan, Müslüman Türkler. Ne diyelim sade camiye gidip namaz kılmakla Müslüman olunmuyor. Safını da iyi belirlemek gerekiyor.
İngilizler I. Dünya Savaşında İstanbul'u almak ve Osmanlı'yı savaşın dışına itmek için sömürgelerinden asker toplamaya başladı. İngiliz sömürgelerinin birçoğu Müslümanların yaşadığı bölgelerdir. İngilizler buralarda, "Sizin halifenizi, Almanlar kaçırdı. Biz, sizin halifenizi kurtarmak için Almanlarla savaşıyoruz." Siyasetiyle Müslümanları kandırdılar. Buna inanmayan Müslümanları, ailelerini öldürmekle tehdit ederek zorla cepheye sürdüler. Gelmek istemeyenleri ise öldürdüler.
İngiliz yalanına inanan Müslüman askerler Çanakkale'de, Müslüman Türklerle savaştıklarından habersiz bir şekilde savaşıyorlardı. Karşı tarafında Müslüman olduğunu anlayınca da saf değiştiriyordu.
Müslümanları Halife yalanını söyleyerek kandıran İngilizler, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde de, "Türkler barbar, insan eti yiyen bir yamyamlar" söylemleriyle kandırıyorlardı. İngiliz'in oyununa gelen dünya, Çanakkale'ye bütün gücüyle yüklendi ama başaramadı.
Aradan 100 yıl geçti. Değişen sadece zaman, mekan ve saflar. Yalan aynı yalan ama bu sefer bu yalana inanan Müslüman Türkler.
Amerika, Ortadoğu'daki siyasi çıkarları için demokrasi yalanını ortaya attı. Ortadoğu ülkelerinin liderlerini diktatör, halkına karşı baskı, zulüm ve katliamlar yapıyor. Ortadoğu halklarını bu baskı ve zulümden kurtarıp, demokrasi getirip, insanları özgür bir şekilde yaşamaları için çalışıyoruz, diyerek Ortadoğu'ya barış getirmek bahanesi ile savaş açtı.
Hatırlayın eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül ne demişti; "Demokrasi ve barış için en çok Amerikan anneleri fedakarlık yapıyor." Bu yalana Türk Milleti de inandı.
Yeni Cumhurbaşkanımız da o dönemde 31 Mart 2003'te, Wall Street Journal'da yayınlanan sözlerinde: "Cesur, genç erkek ve kadın ABD askerlerinin en az kayıpla eve dönmeleri için; size, umutla dua ediyorum!" diyerek, Amerikan askerlerine dua ediyordu.
Suriye'de Esad'ı devirmek için bütün terör örgütlerini Suriye'ye gönderen Amerika ve Batı istediğini elde edemeyince İŞİD, diye bir örgütü de devreye koyup Müslüman katletmeye devem ediyor.
Türkiye'de yöneticiler ise Amerika ve İsrail'in istediği gibi yıllardır kamuoyunu zalim Esed, yalanlarıyla uyutmaya, kandırmaya devam ediyorlar. Müslümanlar dün İngiliz'e kanıp, Müslüman'a karşı savaştı, bugün de Amerikan ve İsrail yalanına kanıp, Suriye'de Müslüman Esad'la savaşmak için Haçlı ittifaklarının içersinde yer aldı.
Dün İngiliz, bugün Amerika. Yalan aynı yalan. İnanan, Müslüman Türkler. Ne diyelim sade camiye gidip namaz kılmakla Müslüman olunmuyor. Safını da iyi belirlemek gerekiyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Tahsin Aydın / diğer yazıları
- Devlet ve Hüseyin Baş / 26.09.2022
- Tarihi dizilerden öğrenmek / 07.12.2020
- Baba acısı nasıl tarif edilebilir ki! / 20.04.2020
- Terhis edilen ordu / 28.05.2019
- 31 Mart Vakası / 27.05.2019
- ‘Bozkurtların Ölümü’ / 21.05.2019
- Devlet nasıl yıkılır? / 16.05.2019
- İstibdat / 14.05.2019
- O, tarihi çok iyi analiz ederdi / 08.05.2019
- Atatürk diyor ki / 07.05.2019
- Tarihi dizilerden öğrenmek / 07.12.2020
- Baba acısı nasıl tarif edilebilir ki! / 20.04.2020
- Terhis edilen ordu / 28.05.2019
- 31 Mart Vakası / 27.05.2019
- ‘Bozkurtların Ölümü’ / 21.05.2019
- Devlet nasıl yıkılır? / 16.05.2019
- İstibdat / 14.05.2019
- O, tarihi çok iyi analiz ederdi / 08.05.2019
- Atatürk diyor ki / 07.05.2019