'Bilye oynamak' seslendirme dosyası:
Aziz Yıldırım geçtiğimiz perşembe günü Ali Koç hakkında bence eleştiri sınırlarını aşan tarzda açıklamalarda bulundu.
Her şeyden önce böyle bir açıklama yapmanın Aziz Yıldırım'a yakışmadığını söylemeliyim.
Bu köşeyi takip edenler bilir. Bundan birkaç hafta önce Ali Koç'u "Biz de artık oyunu kuralına göre oynayacağız. Biz de daha çok bağırarak mücadele edeceğiz çünkü Türkiye'de bağıran kazanıyor" dediği için eleştirmiş ve de bu yöntemin doğru olmadığını söylemiştik.
Aziz Yıldırım'ın basın toplantısında Ali Koç tam da bahsettiği tarzda bir tavra muhatap oldu.
Üstelik bu rakip cepheden gelen bir saldırı da değil. Başkanı olduğu camianın eski başkanından gelen adeta bir dost ateşi.
Söylemek lazım ki Aziz Yıldırım'ın ne söylediklerine ne de tavrına katılmak mümkün.
Ben en çok şu dediğine takıldım. Ali Koç için diyor ki "İçine Aziz Yıldırım kaçmış. Sen Aziz Yıldırım gibi olamazsın. Ben sokakta bilye oynayarak büyüdüm. Sen pamuklarla büyüdün. Sen benim gibi olamazsın. Ben çok dayak yedim" şu dediği, hadi eleştiri diyelim, kültürel hayatımızın yozlaşmışlığından tutun da bu yozlaşmanın insan psikolojisine nasıl yansıdığına dair birçok olgunun dışa vurumu değil de nedir?
Yahu kardeşim sen Türkiye'nin kalbur üstü insanısın. Yirmi sene Fenerbahçe'yi yönetmişsin. Bütün bunları sokakta bilye oynadığın için mi başardın?
Bildiğim kadarıyla mühendislik eğitiminiz var. Yahu ben mühendisim olayları daha farklı görürüm diye kendini ön plana çıkarsana. Sokakta bilye oynadım ne demek?
Aziz Yıldırım yapılan bir transfer üzerinden de Ali Koç'u eleştiriyor. Neymiş sen Vehbi Koç'un torunusun "gidip nasıl Serdar Dursun'u transfer edersin" diyor.
Adam Almanya İkinci Lig'inde gol kralı olmuş. Bunu Fenerbahçe'ye getirmek neden yanlış olsun.
Ben Roberto Carlos'u getirdim diyor. İyi de siz Roberto Carlos'u Roberto Carlos iken getirmediniz ki. İşi bitmiş Roberto Carlos'u getirdiniz.
Hiçbir yıldızı en parlak döneminde getirmediniz ki. Bütün bu işi bitmiş futbolculara yaptığınız masraflarla arkanızda 300 milyon avro borç bırakıp gittiniz.
Bu iş bitirmek değil ki. Bu kadar borç ile birçok insan bu transferleri yapar. Ben de yaparım. Marifet bu borcu yapmadan bu transferleri yapmak.
Yoksa ben de bankadan kredi çeker bol bol harcar sonra da şu kadar borç var der bırakıp giderim.
Fakat Aziz Yıldırım'ın asıl ürkütücü söylemi "Seni bu seyirciyle göndereceğim" demesi oldu. Her halde her fırsatta söylediği ben Fenerbahçe'yim cümlesi ona bu cesareti veriyor.
Şunda anlaşmak lazım kimse Fenerbahçe değildir. Sayın Yıldırım siz yokken Fenerbahçe vardı sizden sonra da Fenerbahçe var olacak.
Herkes ancak Fenerbahçeli olabilir. Hiç kimse Fenerbahçe'nin kendisi olamaz.
İyi bir Fenerbahçeli Fenerbahçe'nin içini karıştırmaz bilakis Fenerbahçe'nin birliği için uğraşır. Fenerbahçe'nin başkanını taraftar ile tehdit etmek ne demek? Böyle Fenerbahçelilik olur mu?
Bu olay Ali Koç için de iyi bir test. Yaptığı açıklamada kendisine o seviyeye inmeyin diye tavsiye edenler olduğunu söylüyor.
Doğru bir tespit. Bizim de geçtiğimiz haftalarda "Biz de bağıracağız" demesi nedeniyle eleştirdiğimiz Ali Koç şimdi bağırmadan camiayı bir arada tutma basireti göstermeli.
Böyle olsun da sokakta bilye oynayanlar bir tokat da Ali Koç'tan yesin.
Her şeyden önce böyle bir açıklama yapmanın Aziz Yıldırım'a yakışmadığını söylemeliyim.
Bu köşeyi takip edenler bilir. Bundan birkaç hafta önce Ali Koç'u "Biz de artık oyunu kuralına göre oynayacağız. Biz de daha çok bağırarak mücadele edeceğiz çünkü Türkiye'de bağıran kazanıyor" dediği için eleştirmiş ve de bu yöntemin doğru olmadığını söylemiştik.
Aziz Yıldırım'ın basın toplantısında Ali Koç tam da bahsettiği tarzda bir tavra muhatap oldu.
Üstelik bu rakip cepheden gelen bir saldırı da değil. Başkanı olduğu camianın eski başkanından gelen adeta bir dost ateşi.
Söylemek lazım ki Aziz Yıldırım'ın ne söylediklerine ne de tavrına katılmak mümkün.
Ben en çok şu dediğine takıldım. Ali Koç için diyor ki "İçine Aziz Yıldırım kaçmış. Sen Aziz Yıldırım gibi olamazsın. Ben sokakta bilye oynayarak büyüdüm. Sen pamuklarla büyüdün. Sen benim gibi olamazsın. Ben çok dayak yedim" şu dediği, hadi eleştiri diyelim, kültürel hayatımızın yozlaşmışlığından tutun da bu yozlaşmanın insan psikolojisine nasıl yansıdığına dair birçok olgunun dışa vurumu değil de nedir?
Yahu kardeşim sen Türkiye'nin kalbur üstü insanısın. Yirmi sene Fenerbahçe'yi yönetmişsin. Bütün bunları sokakta bilye oynadığın için mi başardın?
Bildiğim kadarıyla mühendislik eğitiminiz var. Yahu ben mühendisim olayları daha farklı görürüm diye kendini ön plana çıkarsana. Sokakta bilye oynadım ne demek?
Aziz Yıldırım yapılan bir transfer üzerinden de Ali Koç'u eleştiriyor. Neymiş sen Vehbi Koç'un torunusun "gidip nasıl Serdar Dursun'u transfer edersin" diyor.
Adam Almanya İkinci Lig'inde gol kralı olmuş. Bunu Fenerbahçe'ye getirmek neden yanlış olsun.
Ben Roberto Carlos'u getirdim diyor. İyi de siz Roberto Carlos'u Roberto Carlos iken getirmediniz ki. İşi bitmiş Roberto Carlos'u getirdiniz.
Hiçbir yıldızı en parlak döneminde getirmediniz ki. Bütün bu işi bitmiş futbolculara yaptığınız masraflarla arkanızda 300 milyon avro borç bırakıp gittiniz.
Bu iş bitirmek değil ki. Bu kadar borç ile birçok insan bu transferleri yapar. Ben de yaparım. Marifet bu borcu yapmadan bu transferleri yapmak.
Yoksa ben de bankadan kredi çeker bol bol harcar sonra da şu kadar borç var der bırakıp giderim.
Fakat Aziz Yıldırım'ın asıl ürkütücü söylemi "Seni bu seyirciyle göndereceğim" demesi oldu. Her halde her fırsatta söylediği ben Fenerbahçe'yim cümlesi ona bu cesareti veriyor.
Şunda anlaşmak lazım kimse Fenerbahçe değildir. Sayın Yıldırım siz yokken Fenerbahçe vardı sizden sonra da Fenerbahçe var olacak.
Herkes ancak Fenerbahçeli olabilir. Hiç kimse Fenerbahçe'nin kendisi olamaz.
İyi bir Fenerbahçeli Fenerbahçe'nin içini karıştırmaz bilakis Fenerbahçe'nin birliği için uğraşır. Fenerbahçe'nin başkanını taraftar ile tehdit etmek ne demek? Böyle Fenerbahçelilik olur mu?
Bu olay Ali Koç için de iyi bir test. Yaptığı açıklamada kendisine o seviyeye inmeyin diye tavsiye edenler olduğunu söylüyor.
Doğru bir tespit. Bizim de geçtiğimiz haftalarda "Biz de bağıracağız" demesi nedeniyle eleştirdiğimiz Ali Koç şimdi bağırmadan camiayı bir arada tutma basireti göstermeli.
Böyle olsun da sokakta bilye oynayanlar bir tokat da Ali Koç'tan yesin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Göksu / diğer yazıları
- Fenerbahçe için hazin son / 03.04.2025
- Artık namağlup değil / 30.03.2025
- Bodrumspor beklendiği gibi çıkmadı / 29.03.2025
- Hak ettiğimiz yerdeyiz / 24.03.2025
- A Ligi'ne yaklaştık / 21.03.2025
- Elveda şampiyonluk / 17.03.2025
- Sanchez Safuri'yi imha etti / 15.03.2025
- Çok yazık oldu / 14.03.2025
- Galibiyet Torreira ile geldi / 10.03.2025
- Talihsiz gece / 07.03.2025
- Artık namağlup değil / 30.03.2025
- Bodrumspor beklendiği gibi çıkmadı / 29.03.2025
- Hak ettiğimiz yerdeyiz / 24.03.2025
- A Ligi'ne yaklaştık / 21.03.2025
- Elveda şampiyonluk / 17.03.2025
- Sanchez Safuri'yi imha etti / 15.03.2025
- Çok yazık oldu / 14.03.2025
- Galibiyet Torreira ile geldi / 10.03.2025
- Talihsiz gece / 07.03.2025