MAKAMLAR: MAJÖR MAKAMLAR ve MİNÖR MAKAMLAR:
Batı Musıkîsinde sekizli 12 eşit kısma bölündüğü için, her yarım ses üzerine kondurulan biri MAJÖR, diğeri MİNÖR olmak üzere 24 makam dizisi meydana gelmektedir. Bu sistemi kısaca özet etmeden önce, XVI. asırdan beri muhafazakârlıkla kullanılmış olan Majör-Minör makamlara karşı, özellikle XX. asırda görülen bir takım tepkileri kısaca kaydetmek, uygun olur. Klâsik Majör-Minör sistemi dışındaki bu cereyanları (gelişmeleri) şöylece zikretmek(Söylemek) mümkündür:
1) Bu klâsik sisteme karşı yapılan en mutedil (ılımlı) itiraz, Minör makamları müstakil (bağımsız) saymayıp, tamamiyle Majörlere bağlamaktır. (Maurice Emmanuel/Fransız Bestekâr).
2) Bazı bestekârlar, yarım sesi, mutevî olmayan (içermeyen) ve 6 tam sesten müteşekkil bulunan diziler kullanmışlardır (Glinka/Rus besteci), Moussorgsky (Rus besteci), Debussy (Fransız besteci) vs.
3) "Eskiye dönüş" daha doğrusu eski makamları yeni teknikle kullanma cereyanı (hareketi). Daha J. S. Bach, eski gregorien (Roma Katolik Kilisesi'nin Latince dilinde tek sesli ilâhilerine verilen genel ad) makamları kullanmaktan çekinmemişti. Bir taraftan ölümünden bir-birbuçuk asır sonra tam mânâsiyle anlaşılan ve taammüm eden(genelleşen, yayılan) Bach örnek tutularak, bir taraftan da makamlarının elverişliliğini ve zenginliğini, muazzam hamlelerle tüketmek üzere bulunan Batı Musıkî'sine yeni malzeme temin eylemek arzusuna tâbî olarak, birçok bestekâr, Gregorien makamları kullanmaktan çekinmemiştir(Yalnız Ravel'i hatırlamak yeter).
4) Ayrıca Ortaçağ'da ve Yeniçağ'ın ilk yıllarında Batı Musıkîsi'nde bulunan birtakım ibtidâî (ilkel) makamlar, hararetle kullanılmıştır (Charles Bordes, Henri Expert vs.).
5) Bir yandan bu yeni imkânlar arama faaliyeti, bir yandan da Eski Yunan Musıkîsi tetkiklerindeki aydınlatıcı çalışmaların ilhâmı ile, Eski Yunan makamlarını ihyâ teşebbüsü, bir sekizliyi 24 eşit aralığa bölme temayülü(eğilimi) (Alois Hâba, Ferrucio Busoni, Edmond Malherbe, Mayer vs.).
6) "Musique Atonale=makamsız musıkî" diye isimlendirilen ve hiçbir makam çerçevesine tâbî olmamayı hedef tutan cereyan ki, çağdaş Batı Musıkîsi'nin en kuvvetli teşebbüsü budur.(Arnold Schönberg, Anton von Webern, Paul Hindemith, Kurt Weil, Alban Berg, Bela Bartok, İgor Strawinsky, Ricorda Nielsen, Egon Wallesz, H. Eimert, M. Hauser, Darius Milhaud vs. ki, ancak en meşhur isimler sayılmıştır).
7) "Polytonalite, musique polytonale=çok makamlı musıkî' cereyanı ki, henüz atonal musıkî(Geleneksel kompozisyon alışkanlıklarına ve Batı müziği teorisine derinden meydan okuyan bir yazma tekniğidir.) kadar taraftarı yoksa da, çok dikkate lâyık bir temayüldür. Polytonalite, aynı anda birden fazla makam duyurmak esasına dayanan bir sistemdir.
8) Bugün Batı Musıkî'sinde kullanılan ve bilhassa bir çok Rus bestekârına şöhret kazandıran Türk Musıkîsi makamları kullanma temayülü(eğilimi), mevzuumuzla olan hususi alâkasından dolayı, ORIENTALISME maddesinde geniş şekilde ele alınmıştır.
Eksotik (acayip, çok uzak ve yabancı ülkelerle ilgili, ya da böyle ülkelerden gelmiş, getirilmiş) Eğilimler: ORYANTALİZİM (DOĞUBİLİM): Oryantalizm veya Şarkiyatçılık, Yakın Doğu ve Uzak Doğu toplumlarını, kültürlerini, dillerini ve halklarının incelendiği Batı kökenli araştırma alanlarının tümüne verilen isimdir. Sanat tarihi, edebiyatı ve kültürel çalışmalarda, Oryantalizm, Doğu dünyasındaki yönlerin taklidi veya tasviridir.
9) Majör ve Minör'ün tükenmesi neticesinde XX. asırda âdetâ makâmı ikinci dereceye atan ritmik eserler de ortaya çıktı. Ritmden ibaret gibi olan parçalar revaç buldu. Bu temâyül, elektronik musıkî ve uzay musıkîsi tecrübelerine kadar yol aldı.
10) Bu tükenme hâli (epuiser) bestekârları halk musıkîsine eskisinden çok fazla eyilmeye de sevk etti. Halk musıkîsi parçaları modernize edilip orkestraya tatbik edildi. Bu halk musıkîsinden medet umma hâli, nâğme yapamayan az kâbiliyetli bestekârlar da, halk musıkîsi, hatta halkça az bilinen klâsik musıkî parçalarının yağması ve aynen kullanılması derecesinde, yaratıcı san'atı tahrip eden bir dereceye vardı. Halk musıkîleri Batı'da bilinmeyen çoksesli musıkîye yeni geçmiş ülkelerde bu istismar, son haddini buldu. Bu ülkelerdeki bestekârlar, aslında kendi musıkîlerini de bilmedikleri için, klâsik ve halk musıkîsi parçalarını, kendi eserleri gibi, musıkî dünyasına sunmaya kalkıştılar.
Majör ve Minör'ün sınırlarının âdetâ sonlarına gelinmesi, daha bir hayli ve çoğu garip tecrübeler yapılmasına sebep oldu. Meselâ Hauser (1886-1924), bir yarım sesi ikiye bölerek çeyrek ve üçe bölerek altıda bir ses elde etti (Sachs, 247). Bu çeşit denemeler, ondan önce de yapılmıştı. Çeyrek ses ihtiyacı 1892'de ortaya çıktı. Stein, 1906'da violonsel için çeyrek perdeli parçalar yazdı. Bloch (1880-1962), 1923'te çeyrek seslerle piyano ve yaylılar beşlisini yazdı. Gene 1927'de Leningrad'da bazı Rus bestekârları, çeyrek (dörtte bir) sesli musıkînin öncülüğünü yapmak için bir musıkî cemiyeti kurdular. Bu fikrin şampiyonu, Çek Alois Haba oldu. Ondan sonra New York' ta Viynedradsky ve Hans Baul bu cereyanı tâkîb ettiler. Meksika'lı Julian Carillo ve başkaları sekizde bir, onaltıda bir sese kadar indiler. Bu çalışmaların hiçbiri tam kök salamadı. Zirâ çeyrek ses, yâni bir tam sesin dörtte biri(2,25 koma) esas alınan bir sistemde sesler, iğrenç denecek derecede mütenâfir(uyumsuz)dir. Bu sistemle bir takım garabet(tuhaflık)ler yapılabilir, belki tasvirî musıkîde çok hususi maksatlar için kullanılabilir, fakat normal musıkî yapılmasını düşünmek, insanoğlunun eriştiği estetik seviyeyi istihfaf(küçükseme) etmek demektir.
(devam edecek…)
- Türk musikisi eser formları - 22 / 20.11.2021
- Türk musikisi eser formları - 21 / 07.11.2021
- Türk musikisi eser formları - 20 / 06.11.2021
- Türk musikisi eser formları - 19 / 31.10.2021
- Türk musikisi eser formları - 18 / 30.10.2021
- Türk musikisi eser formları - 17 / 12.09.2021
- Türk musikisi eser formları - 16 / 05.09.2021
- Türk musikisi eser formları - 15 / 29.08.2021
- Türk musikisi eser formları - 14 / 28.08.2021