Bizler sadece çevremizde olup bitenlere dikkat kesilirken dünyanın en ücra köşelerinde insanlar nice felaketler yaşıyorlar.
Irak'a, İran'a,Suriye'ye, Rusya'ya ve Yunanistan'a komşuyuz. Komşu ülkelerdeki tüm felaketleri anında haber alıyor, yer yer onların bu acılarına ortak oluyoruz.
İleri coğrafyalardaki olayları ise genişleyen ve gelişen iletişim araçları vasıtasıyla duyuyor ve yorumlar yapıyoruz.
Filistin'de ölenlerle ölüyor, Çeçenistan'da kıyıma uğrayanlarla kıyılıyor, Keşmir'de, Afganistan'da, Pakistan'da,Kosova'da gözyaşı dökenlerle birlikte ağlaşıyoruz.
İnsan olduğumuzdan, insani vasıflar barındırdığımızdan böyle duygular hissediyor ve yaşıyoruz.
Depremlerle, sellerle, fırtınalarla ve yangınlarla boğuşan insanlık ortak bir duyguda buluşuyor.
Acıda ortaklık.
''Aynı olayı biz de yaşayabiliriz'' endişesi ister istemez o acılara bizi de ortak ediyor.
Ya bize uzak coğrafyalardaki uzak ülkelerin uzak insanlarına karşı tepkilerimiz ne?
Çoğumuzun ismini dahi duymadığı, ismini söylemekte bile zorlandığı ülkelerde neler olduğu konusunda bilgimiz ne?
Asya bozkırlarında, Afrika çöllerinde yaşayanların yaşam acılarını hissedebiliyor muyuz?
Çoğumuz son günlerde duydu Sudan ismini.
Ya Mozambik, Zimbabwe, Sierra Leona,Kongo ve diğerleri ve niceleri...?
Oralarda akıtılan kan ve gözyaşlarına aşina mıyız?
Yüzyıllardır sömürülen, katledilen o uzak coğrafyalarda apayrı bir dünya var.
Bizim dışımızda ve hayallerimizin ötesinde.
Tüm dünyanın gözleri önünde ölen ve öldürülen insanlar var oralarda.
Görmüyor, duyuyoruz,
Duyuyor, birşey yapamıyoruz.
Etnik ve kabile şiddetiyle günden güne ölen binlerce insanın yaşamları diğerlerince ellerinden alınıyor.
Sudan içten ve dıştan talan ediliyor.
Etiyopya, Kenya ve Kongo yeraltından ve yerüstünden didik didik ediliyor.
Çocuklar açlıktan ölüyor, kadınların ırzına geçiliyor, yaşlı insanlar kuru odun misali ateşlerde yakılıyor.
Dışarıdan emperlayist ve medeni addedilen ülkeler, içeriden insani vasıflarını yitirmiş barbar insanlar "öteki"olarak gördüğü insanları gözünü kırpmadan satırla, bıçakla doğruyor.
Çığlıklara kulaklar tıkanıyor,
Katliamlar gözlerden ırak tutuluyor.
Gözden ırak, beyinden de ırak oluyor.
Bize gördürmek istedikleri kadar gösteriyorlar
Bizler görebildiklerimiz kadarıyla düşünmeye başlıyoruz.
Ama; Dünyanın sonu yaklaştıkça aynı acılar kapımıza dayanacak.
Kendimize uzak bildiğimiz anakara coğrafyalar zamanla yaşadığımız coğrafyalara dayanacak.
Oralardaki acı ve gözyaşı kanlı bir şekilde bizi de içine çekecek.
Bugün görmediklerimizi görecek, hissetmediklerimizi hissedecek ve yaşayacağız.
Kanla ve gözyaşıyla.
İşkenceyle komşu,
Kan ve gözyaşıyla ahbap olacağız.
Daha fazlasıyla ve daha hissederek.
Dünyanın en ücra köşelerinde yaşanan ölümler aslında yanıbaşımızda.
Onları ve olanları kendimize uzak hissetsek de; aslında onlar bizim birer vasfımız.
İnsan olarak, insanlık olarak
Biz başka bir dünyada değiliz.
Dünya da başka birilerinin değil.
Ölenler, öldürülenler, ölümlere sessiz kalanlar da bizim parçalarımız.
Başka bir dünyada olmak
Sadece his meselesi.
Hissi olmayanların...
Irak'a, İran'a,Suriye'ye, Rusya'ya ve Yunanistan'a komşuyuz. Komşu ülkelerdeki tüm felaketleri anında haber alıyor, yer yer onların bu acılarına ortak oluyoruz.
İleri coğrafyalardaki olayları ise genişleyen ve gelişen iletişim araçları vasıtasıyla duyuyor ve yorumlar yapıyoruz.
Filistin'de ölenlerle ölüyor, Çeçenistan'da kıyıma uğrayanlarla kıyılıyor, Keşmir'de, Afganistan'da, Pakistan'da,Kosova'da gözyaşı dökenlerle birlikte ağlaşıyoruz.
İnsan olduğumuzdan, insani vasıflar barındırdığımızdan böyle duygular hissediyor ve yaşıyoruz.
Depremlerle, sellerle, fırtınalarla ve yangınlarla boğuşan insanlık ortak bir duyguda buluşuyor.
Acıda ortaklık.
''Aynı olayı biz de yaşayabiliriz'' endişesi ister istemez o acılara bizi de ortak ediyor.
Ya bize uzak coğrafyalardaki uzak ülkelerin uzak insanlarına karşı tepkilerimiz ne?
Çoğumuzun ismini dahi duymadığı, ismini söylemekte bile zorlandığı ülkelerde neler olduğu konusunda bilgimiz ne?
Asya bozkırlarında, Afrika çöllerinde yaşayanların yaşam acılarını hissedebiliyor muyuz?
Çoğumuz son günlerde duydu Sudan ismini.
Ya Mozambik, Zimbabwe, Sierra Leona,Kongo ve diğerleri ve niceleri...?
Oralarda akıtılan kan ve gözyaşlarına aşina mıyız?
Yüzyıllardır sömürülen, katledilen o uzak coğrafyalarda apayrı bir dünya var.
Bizim dışımızda ve hayallerimizin ötesinde.
Tüm dünyanın gözleri önünde ölen ve öldürülen insanlar var oralarda.
Görmüyor, duyuyoruz,
Duyuyor, birşey yapamıyoruz.
Etnik ve kabile şiddetiyle günden güne ölen binlerce insanın yaşamları diğerlerince ellerinden alınıyor.
Sudan içten ve dıştan talan ediliyor.
Etiyopya, Kenya ve Kongo yeraltından ve yerüstünden didik didik ediliyor.
Çocuklar açlıktan ölüyor, kadınların ırzına geçiliyor, yaşlı insanlar kuru odun misali ateşlerde yakılıyor.
Dışarıdan emperlayist ve medeni addedilen ülkeler, içeriden insani vasıflarını yitirmiş barbar insanlar "öteki"olarak gördüğü insanları gözünü kırpmadan satırla, bıçakla doğruyor.
Çığlıklara kulaklar tıkanıyor,
Katliamlar gözlerden ırak tutuluyor.
Gözden ırak, beyinden de ırak oluyor.
Bize gördürmek istedikleri kadar gösteriyorlar
Bizler görebildiklerimiz kadarıyla düşünmeye başlıyoruz.
Ama; Dünyanın sonu yaklaştıkça aynı acılar kapımıza dayanacak.
Kendimize uzak bildiğimiz anakara coğrafyalar zamanla yaşadığımız coğrafyalara dayanacak.
Oralardaki acı ve gözyaşı kanlı bir şekilde bizi de içine çekecek.
Bugün görmediklerimizi görecek, hissetmediklerimizi hissedecek ve yaşayacağız.
Kanla ve gözyaşıyla.
İşkenceyle komşu,
Kan ve gözyaşıyla ahbap olacağız.
Daha fazlasıyla ve daha hissederek.
Dünyanın en ücra köşelerinde yaşanan ölümler aslında yanıbaşımızda.
Onları ve olanları kendimize uzak hissetsek de; aslında onlar bizim birer vasfımız.
İnsan olarak, insanlık olarak
Biz başka bir dünyada değiliz.
Dünya da başka birilerinin değil.
Ölenler, öldürülenler, ölümlere sessiz kalanlar da bizim parçalarımız.
Başka bir dünyada olmak
Sadece his meselesi.
Hissi olmayanların...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005