Ben özel yaşamımda da aile yaşamımda da barıştan yanayım. Kavga, küslük benim defterimde yazmaz. Çünkü sevgiyle büyümüş bir insanım. Çocukluk ve gençlik dönemi sevgiyle geçen insanlar hayata karamsar bakmadıkları gibi kendileriyle barışık yaşarlar..
Batı Asya ve Kuzey Afrika topraklarındaki savaş, terör gerçekten beni üzmekte ve yormaktadır. Atatürk'ümüzün dediği gibi "Yurtta Barış Dünyada Barış" ilkesi bizim temel ilkemiz ve ülkümüz olmalıdır. Bu ülküyü koruyamadığımız zaman tepemizde kara bulutlar her zaman dolaşacaktır. Güçlü politikalar, temel hoşgörü başımızdaki bulutların dağılmasını hızlandırır.
Biz İkinci Dünya Savaşı'nda tüm zorlamalara karşın savaşa girmedik. Çocuklarımızı babasız, gelinlerimizi dul bırakmadık. Peki nedendi? O dönemde hiçbir kuruluşa bağlı olmayan bağımsız bir Türkiye Devleti ve ilkeli politikalar vardı.
Bizim Libya ile ne sorunumuz vardı ki oradaki rejim değişikliğine katkıda bulunduk. Binlerce çalışanımız orada çalışmaktaydı ve ülkemize döviz akıyordu ve binlerce aile oradan ekmek yiyordu. Kıbrıs Barış Harekatı'nda uçaklarımızın benzinini veren bir liderin boğazlanmasına katkıda bulunduk veya seyirci kaldık. Peki, bugünkü Libya Kaddafi döneminden iyi durumda mıdır? Bunun yanıtı hiçte olumlu olmayacaktır. Başkalarının çıkarı için, yabancı şirketlerin kazanımları adına bizler oradaki iç savaşa seyirci kaldık ve destek verdik.
Evet, Suriye ile bir zamanlar ilişkilerimiz iyi değildi. Sorun da Hatay ilimizdi. Su paylaşımıydı. Son zamanlarda ilişkiler çok iyi iken Başbakan ve Devlet Başkanı düzeyinde ailece görüşmeler olurken birden havada hortum oluştu. İlişkiler altüst oldu. Özal'da bir koyup üç almak için Irak işgaline sıcak bakıyordu. Amerika, İngiltere gibi kan emici ülkeler orayı işgal edecek bize de Musul Kerkük'ü verecekler hayali kurulmuştu. Bu hayale kargalar bile gülüyordu. Bu hayal, ülkemizin karışmasına PKK gibi terör örgütünün gelişip büyümesine neden oldu. Aynı hayali bugünkü iktidar Suriye için yaşadı. Daha doğrusu yaşattılar. Sonuç mu? Koskoca bir hiç?
Hele Rusya ile ilişkilerimizin askıya alınmasına ne demeli? Turizm açısından para bankası, yaş sebze satımı açısında bulunmaz bir ülkeyi hiç uğruna darılttık. Akdeniz kıyılarındaki Turizm tesislerini Araplarla doldurma gafletine düşenler gördüler ki o çeper o bağı koruyamadı.
Uçakları sınırlarımızı ihlal etmişse ve kasıt varsa Uluslararası hukukun kuralları yerine getirilmesine sözümüz yok. Ama uçaktan atlayan pilotlara ateş etmek ise hem hukuka hem de insani değerlere aykırıdır. Karga avlar gibi o insanları havada avlamak gerçekten uygar bir ülkeye yakışmadı. Haklı olarak da Rusya tepki gösterdi. Sonrası mı? Karşılıklı restleşmeler Tribünlere oynamalar sürdü gitti. Ama bakıldı ki kazın ayağı öyle değil. Gelir kaynaklarımız azalıyor, Turizm işletmecileri, çiftçiler tepki koyuyor. Bizimkiler alttan almaya başladılar. Baktılar ki Katar, Afrika ülkeleri Rusya'nın getirisini getiremeyecekler..
Ülkeler arasında sıkı dostluklar olmaz, çıkar ilişkileri olur. Ülkenin çıkarını korumak ise o günün iktidarına düşer
Sayın Cumhurbaşkanı'nın Putin'e mektup yazması toplumda olumlu karşılanmıştır. Ankara'dan giden dostane mesajlar, Rus medyasının ve siyasetçilerinin dikkatini çekiyor. NATO ve Avrupa Birliği ile ilişkileri iyi olmayan bugünkü iktidarın yeni arayışını, komşu ve lider bir ülkenin dostluğunu kazanmak için çabalaması olumlu yaklaşımdır.
Umarım sağduyu egemen olur ve ülkemiz insanı rahat nefes alır.
Batı Asya ve Kuzey Afrika topraklarındaki savaş, terör gerçekten beni üzmekte ve yormaktadır. Atatürk'ümüzün dediği gibi "Yurtta Barış Dünyada Barış" ilkesi bizim temel ilkemiz ve ülkümüz olmalıdır. Bu ülküyü koruyamadığımız zaman tepemizde kara bulutlar her zaman dolaşacaktır. Güçlü politikalar, temel hoşgörü başımızdaki bulutların dağılmasını hızlandırır.
Biz İkinci Dünya Savaşı'nda tüm zorlamalara karşın savaşa girmedik. Çocuklarımızı babasız, gelinlerimizi dul bırakmadık. Peki nedendi? O dönemde hiçbir kuruluşa bağlı olmayan bağımsız bir Türkiye Devleti ve ilkeli politikalar vardı.
Bizim Libya ile ne sorunumuz vardı ki oradaki rejim değişikliğine katkıda bulunduk. Binlerce çalışanımız orada çalışmaktaydı ve ülkemize döviz akıyordu ve binlerce aile oradan ekmek yiyordu. Kıbrıs Barış Harekatı'nda uçaklarımızın benzinini veren bir liderin boğazlanmasına katkıda bulunduk veya seyirci kaldık. Peki, bugünkü Libya Kaddafi döneminden iyi durumda mıdır? Bunun yanıtı hiçte olumlu olmayacaktır. Başkalarının çıkarı için, yabancı şirketlerin kazanımları adına bizler oradaki iç savaşa seyirci kaldık ve destek verdik.
Evet, Suriye ile bir zamanlar ilişkilerimiz iyi değildi. Sorun da Hatay ilimizdi. Su paylaşımıydı. Son zamanlarda ilişkiler çok iyi iken Başbakan ve Devlet Başkanı düzeyinde ailece görüşmeler olurken birden havada hortum oluştu. İlişkiler altüst oldu. Özal'da bir koyup üç almak için Irak işgaline sıcak bakıyordu. Amerika, İngiltere gibi kan emici ülkeler orayı işgal edecek bize de Musul Kerkük'ü verecekler hayali kurulmuştu. Bu hayale kargalar bile gülüyordu. Bu hayal, ülkemizin karışmasına PKK gibi terör örgütünün gelişip büyümesine neden oldu. Aynı hayali bugünkü iktidar Suriye için yaşadı. Daha doğrusu yaşattılar. Sonuç mu? Koskoca bir hiç?
Hele Rusya ile ilişkilerimizin askıya alınmasına ne demeli? Turizm açısından para bankası, yaş sebze satımı açısında bulunmaz bir ülkeyi hiç uğruna darılttık. Akdeniz kıyılarındaki Turizm tesislerini Araplarla doldurma gafletine düşenler gördüler ki o çeper o bağı koruyamadı.
Uçakları sınırlarımızı ihlal etmişse ve kasıt varsa Uluslararası hukukun kuralları yerine getirilmesine sözümüz yok. Ama uçaktan atlayan pilotlara ateş etmek ise hem hukuka hem de insani değerlere aykırıdır. Karga avlar gibi o insanları havada avlamak gerçekten uygar bir ülkeye yakışmadı. Haklı olarak da Rusya tepki gösterdi. Sonrası mı? Karşılıklı restleşmeler Tribünlere oynamalar sürdü gitti. Ama bakıldı ki kazın ayağı öyle değil. Gelir kaynaklarımız azalıyor, Turizm işletmecileri, çiftçiler tepki koyuyor. Bizimkiler alttan almaya başladılar. Baktılar ki Katar, Afrika ülkeleri Rusya'nın getirisini getiremeyecekler..
Ülkeler arasında sıkı dostluklar olmaz, çıkar ilişkileri olur. Ülkenin çıkarını korumak ise o günün iktidarına düşer
Sayın Cumhurbaşkanı'nın Putin'e mektup yazması toplumda olumlu karşılanmıştır. Ankara'dan giden dostane mesajlar, Rus medyasının ve siyasetçilerinin dikkatini çekiyor. NATO ve Avrupa Birliği ile ilişkileri iyi olmayan bugünkü iktidarın yeni arayışını, komşu ve lider bir ülkenin dostluğunu kazanmak için çabalaması olumlu yaklaşımdır.
Umarım sağduyu egemen olur ve ülkemiz insanı rahat nefes alır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ekrem Yazar / diğer yazıları
- Atatürk Gençlik ve Spor Bayramı / 20.05.2023
- Ulusal günümüz ve çocuklarımız / 24.04.2023
- Neden köy enstitüleri? / 19.04.2023
- Lider olmak kolay mı? / 06.04.2023
- Doğru paylaşmak / 27.03.2023
- Bir ulusun direnişi (18 Mart) / 20.03.2023
- Okullarımız / 13.03.2023
- Önemli olan sistemdir / 01.03.2023
- İnsan olmak / 20.02.2023
- Dağ başını duman aldı / 12.02.2023
- Ulusal günümüz ve çocuklarımız / 24.04.2023
- Neden köy enstitüleri? / 19.04.2023
- Lider olmak kolay mı? / 06.04.2023
- Doğru paylaşmak / 27.03.2023
- Bir ulusun direnişi (18 Mart) / 20.03.2023
- Okullarımız / 13.03.2023
- Önemli olan sistemdir / 01.03.2023
- İnsan olmak / 20.02.2023
- Dağ başını duman aldı / 12.02.2023