Dünya coğrafyasındaki bütün isyan, darbe ve terör olaylarında illaki bir CIA (ABD) parmağı olduğunun bizzat ABD'li gazeteciler, siyasetçiler itiraf etmişlerdir. ABD'nin kurguladığı dünya çaplı entrikalardır, cinayetler Hollywood'un en çok beslendiği alanlardan biridir.
Cumhuriyet tarihi 3 darbe gördü. Hiç kimse bu darbelerin arkasında ABD yok, demedi. Tam aksine bu darbeler Amerikan destekli, fikrinde siyaset ve milletimiz hem fikir. Ama siyasilerin çaresizliği ve acizliği, milletimizin cahilliği yüzünden bugüne kadar ABD'ye karşı bir duruş gösteremedik.
ABD yanaşması bazı solcu ve dinci kalemler ısrarla başka hedefler göstermeye çalışsalar, 79 İran devrimi ile benzerlikler aramaya kalksalar da 15 Temmuz isyanın azmettiricisinin ABD olduğu bizzat iktidar tarafından açıklandı. Medya manşetlerinde Gülen ve ABD var. Milletimiz de zaten biliyor ve görüyor.
Amma!
Bildiğim kadarıyla ABD, adının geçtiği alenen hedef haline geldiği hiçbir olayda böylesine suskun ve aciz kalmadı. Şimdi suskun. Sıradan söylemlerle olayı geçiştirme peşinde. Ama Sayın Binali Yıldırım ve hükümet büyük bir cesaret örneği göstererek olayın üstüne gidiyor. Bakanlar, bu işin arkasında ABD var, derken Yıldırım, 'FETÖ'yü ya vereceksin, ya da vereceksin' diyor.
Kısaca ABD karizmayı çizdirdi. Hassas nokta ise ABD, karizmayı bilerek mi çizdirdi yoksa bilmeyerek mi?
Malumunuz ABD'nin ruhu Yahudilerdir, siyonizmdir ve menfaatleri için kendi başkanlarını bile tek kalemde silerler. 11 Eylül saldırıları ortada. Bu mealde ülkemizde yaşanan kanlı 15 Temmuz sürecinin illaki bir bedeli olacaktır.
Bu bedel ne olabilir, sorusunda ise iki şık ağır basıyor; Biri Alevi-Sünni çatışması. Diğeri Kürt-Türk çatışması. Etnik ve mezhepsel iki tehlikeye bir de ekonomik krizlerler eklenirse, bir ülke için en yıkıcı ortam oluşur. Bu darbe fragmanı ile bu yönde bir hesap yapılıyor gibime geliyor.
Erdoğan ne yapmalı?
Sayın Erdoğan bir anda halk nazarında 14 yıllık siyasi, ekonomik ve güvenlik yanlışlarından temizlenmiş, bir masumiyet kazanmış durumda. Artık bütün faturalar FETÖ'ya kesiliyor. İşte bu ortamda Sayın Erdoğan ve hükümet gerekli siyasi, askeri ve ekonomik adımları atmazsa bu milletin, bu devletin istikbali ile oynayan kişi konumuna gelecektir.
Bir kere dost ve düşman (tehlike) kavramlarını ve muhataplarını çok iyi görmek zorundadırlar. Mesela ABD! Erdoğan, ABD'yi tanıyor mu? Veya ne kadar tanıyor? En güçlü yanı veya en zayıf yanı nedir, biliyor mu? Bu soruyu aynı zamanda iktidar ve muhalefete de soruyorum; Biliyor musunuz? Emin olun bilmiyorlar.
ABD'nin en güçlü ve en zayıf yanı aynıdır. Ne midir? Cevabı Prof. Dr. Haydar Baş'tan alalım; Sayın Baş defalarca ABD'yi ayakta tutan parasıdır, dedi ve diyor. Yani ABD'nin en güçlü yanı 'dolar.' Peki, en zayıf yanı nedir? Cevap Haydar Baş'tan; "Doları bitirirseniz ABD biter." Yani ABD'nin en güçlü yanı aynı zamanda en zayıf yanıdır.
Doları nasıl bitireceğiz?
Cevap yine Sayın Baş'tan; "Her ülke senyoraj hakkı gereği basacağı kendi parasıyla ticaret yapacak."
Bu kadar basit. Bu adımı Rusya attı. Çin attı. Hatta Sayın Erdoğan 3 yıl önce İran'a bu teklifi yaptı ama arkasında duramadı. Şimdi tam zamanı. BRİCS+T. Dünyanın nüfusunun yarısı bu toplulukta. Rusya, dost olmaya dünden hazır. Daha ne bekliyorsun!
Mezhepsel tehlikeyi
nasıl atlatabiliriz?
Cevap yine Haydar Baş'ta. Sayın Baş, Tevhidin Merkezi Ehli Beyt'tir, ilahi hükmünü açıkladı. Yüzlerce Sünni kaynaktan bunu insanımızın önüne koydu. Tek Allah'a, Hz. Muhammed'e inanan herkes Müslüman'dır, kardeştir, dedi. 'Müslüman öldürmek kafir işidir' dedi. Bu söylemleri medya önünde söyleyin bakın tek bir fitnecinin, tek münafığının veya tek cübbelinin sesi çıkacak mı?
Türk-Kürt meselesi
Cevap yine Haydar Baş'ta. Sayın Baş'ın, millet kavramı tarifini inceleyin. Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin duruşunu anlatın. Atatürk'ün, Lozan'a gönderdiği cevabı anlatın. Raflardaki tarihi belgeleri ortaya koyun ve iman kardeşliğiyle yetinmeyen ve Kürt olduğunu veya Türk olduğunu iddia eden bölücüleri, 'Kürtlerin bir Türk boyu' olduğunu belgeleyerek susturun.
Ha susmuyorlar! Demek ki, o kişiler yaşamak istemiyor!
Cumhuriyet tarihi 3 darbe gördü. Hiç kimse bu darbelerin arkasında ABD yok, demedi. Tam aksine bu darbeler Amerikan destekli, fikrinde siyaset ve milletimiz hem fikir. Ama siyasilerin çaresizliği ve acizliği, milletimizin cahilliği yüzünden bugüne kadar ABD'ye karşı bir duruş gösteremedik.
ABD yanaşması bazı solcu ve dinci kalemler ısrarla başka hedefler göstermeye çalışsalar, 79 İran devrimi ile benzerlikler aramaya kalksalar da 15 Temmuz isyanın azmettiricisinin ABD olduğu bizzat iktidar tarafından açıklandı. Medya manşetlerinde Gülen ve ABD var. Milletimiz de zaten biliyor ve görüyor.
Amma!
Bildiğim kadarıyla ABD, adının geçtiği alenen hedef haline geldiği hiçbir olayda böylesine suskun ve aciz kalmadı. Şimdi suskun. Sıradan söylemlerle olayı geçiştirme peşinde. Ama Sayın Binali Yıldırım ve hükümet büyük bir cesaret örneği göstererek olayın üstüne gidiyor. Bakanlar, bu işin arkasında ABD var, derken Yıldırım, 'FETÖ'yü ya vereceksin, ya da vereceksin' diyor.
Kısaca ABD karizmayı çizdirdi. Hassas nokta ise ABD, karizmayı bilerek mi çizdirdi yoksa bilmeyerek mi?
Malumunuz ABD'nin ruhu Yahudilerdir, siyonizmdir ve menfaatleri için kendi başkanlarını bile tek kalemde silerler. 11 Eylül saldırıları ortada. Bu mealde ülkemizde yaşanan kanlı 15 Temmuz sürecinin illaki bir bedeli olacaktır.
Bu bedel ne olabilir, sorusunda ise iki şık ağır basıyor; Biri Alevi-Sünni çatışması. Diğeri Kürt-Türk çatışması. Etnik ve mezhepsel iki tehlikeye bir de ekonomik krizlerler eklenirse, bir ülke için en yıkıcı ortam oluşur. Bu darbe fragmanı ile bu yönde bir hesap yapılıyor gibime geliyor.
Erdoğan ne yapmalı?
Sayın Erdoğan bir anda halk nazarında 14 yıllık siyasi, ekonomik ve güvenlik yanlışlarından temizlenmiş, bir masumiyet kazanmış durumda. Artık bütün faturalar FETÖ'ya kesiliyor. İşte bu ortamda Sayın Erdoğan ve hükümet gerekli siyasi, askeri ve ekonomik adımları atmazsa bu milletin, bu devletin istikbali ile oynayan kişi konumuna gelecektir.
Bir kere dost ve düşman (tehlike) kavramlarını ve muhataplarını çok iyi görmek zorundadırlar. Mesela ABD! Erdoğan, ABD'yi tanıyor mu? Veya ne kadar tanıyor? En güçlü yanı veya en zayıf yanı nedir, biliyor mu? Bu soruyu aynı zamanda iktidar ve muhalefete de soruyorum; Biliyor musunuz? Emin olun bilmiyorlar.
ABD'nin en güçlü ve en zayıf yanı aynıdır. Ne midir? Cevabı Prof. Dr. Haydar Baş'tan alalım; Sayın Baş defalarca ABD'yi ayakta tutan parasıdır, dedi ve diyor. Yani ABD'nin en güçlü yanı 'dolar.' Peki, en zayıf yanı nedir? Cevap Haydar Baş'tan; "Doları bitirirseniz ABD biter." Yani ABD'nin en güçlü yanı aynı zamanda en zayıf yanıdır.
Doları nasıl bitireceğiz?
Cevap yine Sayın Baş'tan; "Her ülke senyoraj hakkı gereği basacağı kendi parasıyla ticaret yapacak."
Bu kadar basit. Bu adımı Rusya attı. Çin attı. Hatta Sayın Erdoğan 3 yıl önce İran'a bu teklifi yaptı ama arkasında duramadı. Şimdi tam zamanı. BRİCS+T. Dünyanın nüfusunun yarısı bu toplulukta. Rusya, dost olmaya dünden hazır. Daha ne bekliyorsun!
Mezhepsel tehlikeyi
nasıl atlatabiliriz?
Cevap yine Haydar Baş'ta. Sayın Baş, Tevhidin Merkezi Ehli Beyt'tir, ilahi hükmünü açıkladı. Yüzlerce Sünni kaynaktan bunu insanımızın önüne koydu. Tek Allah'a, Hz. Muhammed'e inanan herkes Müslüman'dır, kardeştir, dedi. 'Müslüman öldürmek kafir işidir' dedi. Bu söylemleri medya önünde söyleyin bakın tek bir fitnecinin, tek münafığının veya tek cübbelinin sesi çıkacak mı?
Türk-Kürt meselesi
Cevap yine Haydar Baş'ta. Sayın Baş'ın, millet kavramı tarifini inceleyin. Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin duruşunu anlatın. Atatürk'ün, Lozan'a gönderdiği cevabı anlatın. Raflardaki tarihi belgeleri ortaya koyun ve iman kardeşliğiyle yetinmeyen ve Kürt olduğunu veya Türk olduğunu iddia eden bölücüleri, 'Kürtlerin bir Türk boyu' olduğunu belgeleyerek susturun.
Ha susmuyorlar! Demek ki, o kişiler yaşamak istemiyor!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025