‘Allah O’nu ve ashabını getirecektir’
İmam Ca’fer Sâdık (a.s), Maide suresi, 54. ayetle ilgili olarak buyurdu ki: “Bu ayette işaret edilen misyonun sahibi koruma altındadır. Şayet insanların tümü gitseler de, Allah O’nu ve ashabını getirecektir”
17.05.2023 10:30:00





Maide suresi, 54. ayette şöyle buyuruluyor: "Ey inananlar! Sizden kim dininden dönerse, (Yahudi ve Hıristiyanları dost edinirse, bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki O onları sever, onlar da O'nu severler. Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihat ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar."
Bu ayet önceki ayetlerle ele alındığında Kur'an'ın Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeme konusuna ne kadar önem verdiği ortaya çıkar. Kâfirlerin ve Ehl-i Kitab'ın dost edinilmesinin yasaklanması durumu, Kur'an'da üzerinde önemle durulan yasaklardan biridir. Hatta denebilir ki, Kur'an'da kâfirlerin ve Ehl-i Kitab'ın dost edinilmesinin yasaklanışı ile ilgili olarak kullanılan sert üslûp başka hiçbir ayrıntı nitelikli yasakla ilgili olarak kullanılmamıştır.
Bu ayette yüce Allah, söz konusu toplumu getirmeyi doğrudan kendi Zatına nispet etmiştir. Bununla dininin yardımcısı olduğu mesajını veriyor. Demek isteniyor ki, bu dinin bir yardımcısı var.
O varken dine yardım için başkasına ihtiyaç yoktur. Bu yardımcı, yüce Allah'tır.
Ayette, söz konusu kavim aracılığı ile dine yardım edileceği vurgulanıyor. Bu da, bazı kimselerin din düşmanlarını yardımlaşma için dost edinmelerine karşılık olarak dile getiriliyor. Ayrıca kavim sözcüğü kullanılıyor ve söz konusu kavmin nitelikleri ve davranışları çoğul kipiyle ifade ediliyor. Bütün bunlar gösteriyor ki, geleceği vaat edilen kavim bir topluluk olacaktır, bir veya iki kişiden ibaret olmayacaktır. Yüce Allah'ın her dönemde, Allah'ı seven, Allah tarafından sevilen, mü'minlere karşı alçakgönüllü, buna karşın kâfirlere karşı üstün ve onurlu, Allah yolunda cihat eden ve bu hususta hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayan bir insan göndermesi gibi bir durum kastedilmiyor.
Allah (c.c.) İslâm toplumuna, bir topluluk ortaya çıkaracağını vaat ediyor. Bunlar öyle bir topluluktur ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler.
Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı şiddetli ve onurludurlar. Allah yolunda cihat ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar.
Bu konuya ilişkin olarak, ahir zamanda meydana gelecek kimi gelişmelerle ilgili Peygamberimizden (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamlarından çok sayıda hadis rivayet edilmiştir. Bunlar, yaklaşık olarak bin yıl önce kaleme alınmış ilk kuşak âlimlerin eserlerinde yer almaktadırlar. Bu eserlerin çoğu da gerçekten isnat edildikleri kişiler tarafından kaleme alınmış; günümüze aktarılırken herhangi bir kayba uğramamış ve birçok âlim tarafından onlardan nakledilmiştir.
İmam Ca'fer Sâdık (a.s) bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Bu ayette işaret edilen misyonun sahibi koruma altındadır. Şayet insanların tümü gitseler de, Allah onu ve ashabını getirecektir. Onlar yüce Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: 'Şimdi şunlar, bunları inkâr ederse, biz bunları inkâr etmeyecek bir toplumu, bunlara vekil bırakmışız.' (En'am 89). Onlar, 'Ey inananlar! Sizden kim dininden dönerse, (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki...' şu ayetinde kastedilen kimselerdir."
Bu ayet önceki ayetlerle ele alındığında Kur'an'ın Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeme konusuna ne kadar önem verdiği ortaya çıkar. Kâfirlerin ve Ehl-i Kitab'ın dost edinilmesinin yasaklanması durumu, Kur'an'da üzerinde önemle durulan yasaklardan biridir. Hatta denebilir ki, Kur'an'da kâfirlerin ve Ehl-i Kitab'ın dost edinilmesinin yasaklanışı ile ilgili olarak kullanılan sert üslûp başka hiçbir ayrıntı nitelikli yasakla ilgili olarak kullanılmamıştır.
Bu ayette yüce Allah, söz konusu toplumu getirmeyi doğrudan kendi Zatına nispet etmiştir. Bununla dininin yardımcısı olduğu mesajını veriyor. Demek isteniyor ki, bu dinin bir yardımcısı var.
O varken dine yardım için başkasına ihtiyaç yoktur. Bu yardımcı, yüce Allah'tır.
Ayette, söz konusu kavim aracılığı ile dine yardım edileceği vurgulanıyor. Bu da, bazı kimselerin din düşmanlarını yardımlaşma için dost edinmelerine karşılık olarak dile getiriliyor. Ayrıca kavim sözcüğü kullanılıyor ve söz konusu kavmin nitelikleri ve davranışları çoğul kipiyle ifade ediliyor. Bütün bunlar gösteriyor ki, geleceği vaat edilen kavim bir topluluk olacaktır, bir veya iki kişiden ibaret olmayacaktır. Yüce Allah'ın her dönemde, Allah'ı seven, Allah tarafından sevilen, mü'minlere karşı alçakgönüllü, buna karşın kâfirlere karşı üstün ve onurlu, Allah yolunda cihat eden ve bu hususta hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayan bir insan göndermesi gibi bir durum kastedilmiyor.
Allah (c.c.) İslâm toplumuna, bir topluluk ortaya çıkaracağını vaat ediyor. Bunlar öyle bir topluluktur ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler.
Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı şiddetli ve onurludurlar. Allah yolunda cihat ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar.
Bu konuya ilişkin olarak, ahir zamanda meydana gelecek kimi gelişmelerle ilgili Peygamberimizden (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamlarından çok sayıda hadis rivayet edilmiştir. Bunlar, yaklaşık olarak bin yıl önce kaleme alınmış ilk kuşak âlimlerin eserlerinde yer almaktadırlar. Bu eserlerin çoğu da gerçekten isnat edildikleri kişiler tarafından kaleme alınmış; günümüze aktarılırken herhangi bir kayba uğramamış ve birçok âlim tarafından onlardan nakledilmiştir.
İmam Ca'fer Sâdık (a.s) bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Bu ayette işaret edilen misyonun sahibi koruma altındadır. Şayet insanların tümü gitseler de, Allah onu ve ashabını getirecektir. Onlar yüce Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: 'Şimdi şunlar, bunları inkâr ederse, biz bunları inkâr etmeyecek bir toplumu, bunlara vekil bırakmışız.' (En'am 89). Onlar, 'Ey inananlar! Sizden kim dininden dönerse, (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki...' şu ayetinde kastedilen kimselerdir."
HAKAN AKKUŞ
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.