İlki Bolu Abant'ta yapıldığı için adı 'Abant Toplantıları' olarak kalan ve dünyanın bir çok ülkesinde tertip edilen bu toplantıların organizatörü de Fethullah Gülen yapılanmasıydı.
Bu toplantılara yerli ve yabancı her alandan akademisyenler, gazeteciler ve farklı inanç mensupları katılıyordu.
AKP'nin en çok öne çıkan isimlerinin de katıldığı, öve öve bitiremedikleri Abant toplantılarının müdavimlerinden birisi de Ali Erbaş'tı.
Neydi bu Abant toplantıları?
Cevabı dönemin Diyanetten sorumlu devlet bakanı AKP'li Mehmet Aydın'dan alalım. Mehmet Aydın, 'dinde reform ve ılımlı İslam' mantığına taban aradığını, bizzat dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nun, dinin modernize edilmesi gerektiğini savunduğu hatta temel dini kaidelerin dahi tartışılması gerektiğini vurguladığı organizasyonlar.
Bu toplantılarda akıl ile vahiy karşı karşıya getirilmiş. 'Vahiy ile akıl arasında bir zıtlık bulunmaz' denildikten sonra insanın, 'hayır-şer, güzel-çirkin, sevap-günahı' aklı ile belirleyebileceği ifade edilmiş, imanda akıl öne çıkarılmış ve kabul görmüştü.
Hatta 'akıl ile vahiy çatışırsa' hangisi tercih edilecek, sorusuna 'akıl' cevabı kabul görmüş ve 'vahiy' yok sayılmış, reddedilmişti.
Böyle bir mantığı, duruşu veya kararı sokaktaki sıradan bir Müslüman bile kabul etmez. Peki, onlarca siyasetçi, ilahiyatçı ve de Ali Erbaş, bu açık küfre, batıla neden hayır, demediler?
Ali Erbaş: Kimse yok mu?
Bu derneği hatırladınız mı? Fethullah Gülen yapılanmasının 2004 yılında kurduğu ve AKP hükümetleri tarafından her türlü para ve yardım toplama yetkisi verilen dernek.
Sloganları da vardı: "Bize 'Kimse Yok mu' dediler. 'Biz varız' dedik.
Bu dernek vasıtasıyla, 'himmet, infak, burs, kurban himmeti, zekat ve fitre adı altında televizyonlarda siyasetçilerin bile bağış yarışı yaptığı yardım programları düzenlendi. Bunları resmi SMS kampanyaları takip etti.
Ülkenin her yerinde caddelere, cami önlerine stantlar kuruldu, iş insanlarına elçiler gönderilerek yardım istendi. Trilyonlar toplantı.
Bugün o yardımları toplayanlar yargılanıyor. Başlıklar çok ilginç! Toplanan paraların kumarda yenildiği, dernek yöneticilerinin kral dairelerinden o biçim partiler verdiği, rulette tek seferde 1 milyon dolar kaybettiği, özel jetlerle seyahatler vs.
Yardım ve himmet paralarını kumarda yiyen örgüt
O dönem bu derneğin Sakarya'daki çalışmalarına destek olan, öven, alkış tutan Ali Erbaş, Kimse Yok Mu Derneği'nin çalışanları için 'gönül erleri' diyordu.
Dünde dediğim gibi böylesine feraset ve basiretten yoksun bir kişinin arkasında ben namaz kılmam.
Ali Erbaş 'küfür tezine' imza atmıştır
Ali Erbaş denilince melun Adil Öksüz'ün doktora tezi ile gündeme getiriliyor ve yine madde boyutunda konu işleniyor.
Asıl konu mana boyutudur. Dr. Adil Öksüz bir tez hazırlıyor. Adı: 'Ceza Hükümleri Açısından Tevrat ve Kur'ân'.
Adil Öksüz nasıl bir zehir saçmış diye kitabın özetini okudum. Rabbim, insanımızın imanını muhafaza eylesin.
Kuran ayetleri ile Tevrat'ın hükümleri karşılaştırılıyor. Adam öldürme, zina, yalan vs. başlıklara Kuran şöyle diyor, Tevrat böyle diyor mantığıyla bir eşleştirme, Tevrat'ı legalleştirme gayreti var.
Yani Said Nursi'nin, Fethullah Gülen'in ve aynı üniversiteden Suat Yıldırımın, 'Yahudi ve Hıristiyanlarda iman ehlidir' mantığı kabullendirilmeye çalışılıyor.
Hepsini unutun! Ali Erbaş, Hz. Peygamberin (s.a.a.v), 'musa hayatta olsaydı Bana iman etmekten başka çansı yoktu' hadisesini bilmeyecek kadar cahil mi?
Ne olmuştu?
Sahabeden Cabir (r.a) naklediyor: Ömer bin Hattab elinde Tevrat'tan bir parça ile Resulullah'a (s.a.a.v) geldi ve 'Ya Resulellah! Bu Tevrat'tan bir paçadır.' R
Resulullah, ona bir cevap vermedi. O da elindekinden okumaya başladı. O okurken Resulullah'ın yüzü değişiyordu. (kızgınlıktan alnındaki damar şişiyordu)
Ebu Bekir, Ömer'e dedi ki: 'Resulullah'ın yüzünü görmüyor musun, başı belalı adam?'
Ömer, Resûlullah'a baktı ve dedi ki: 'Allah'ın gazabından ve Resulü'nün gazabından Allah'a sığınırım. Allah'tan Rab olarak, İslam'dan din olarak ve Muhammed'den Peygamber olarak razı olduk' dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey Hattab'ın oğlu! Bu ne şaşkınlık? Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ben size bembeyaz, dupduru tertemiz bir hakikatle geldim.
Ehl-i kitaptan bir şey sormayın. Çünkü size söyleyecekleri bir gerçeği yalanlayabilir veya yanlış bir şeyi tasdik edebilirsiniz.
Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer Musa şimdi aranızda yaşamış olsaydı, bana tabi olmaktan başka bir şey yapmazdı." (Dârimi, Sünen, Mukaddime, 39/441, Mecmau'z-Zevaid, 1/173; 8/262).
Ben bir imam-hatip mezunu olarak bu hakikatleri bildiğim halde ilahiyat okuyan Ali Erbaş bilmiyorsa haliyle onun arkasında namaz kılmam.
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025