YÖK Kanununda yapılan değişikliklerle ilgili yasayı Cumhurbaşkanı reddetti. Hükümetin izleyeceği tavır netleşmeden bu konuyu yazmayı pek istemedim.
Çünkü hükümetin izleyeceği yolun netleşmesini bekledim. Ancak daha fazla sabredemeyeceğim. Nasıl olsa perşembenin gelişi çarşambadan belli. Yanlış yoldan doğru hedefe ulaşılamaz.
Hükümet bu noktaya gelene kadar o kadar yanlış bir metodla geldi ki iş büsbütün arap saçına döndü.
Hükümetin gayri samimi adımları Cumhurbaşkanının laiklik önyargıları ile birleşince İmam-Hatip lisesi öğrencilerinin mağduriyeti iktidarlar değişse bile değiştirilemeyecek noktaya sürüklendi.
AKP iktidarının YÖK yasası ile ilgili yanlışlar silsilesini tek tek hatırlamaya çalışalım.
İktidar kurulduğu ilk aylardan Milli Eğitim Bakanlığı'na YÖK'le, YÖK ve üniversite camiasının müzmin bürokratları ile kanlı bıçaklı bir ismi Erkan Mumcu'yu getirdi.
Mumcu'nun acemi, sivri dilli çıkışları YÖK üyelerini provoke etmeye yaradı.
Sonunda YÖK'ü götüreceğini söyleyen iktidar, Bakanı'nı götürmek zorunda kaldı.
İktidar, ikinci bir yanlışa daha imza attı. Birincisinde çok agresif bir ismi bakan yapmakla yanlış yapan iktidar, ikincisinde bir aşırılıktan başka bir aşırılığa sürüklenerek bu sefer de inisiyatifsiz, sözünün arkasında duramayan bir isme koltuğu emanet etti. Yeni Bakan Hüseyin Çelik, bir yıldır YÖK üyeleri ile pazarlık halinde.
Hükümet, YÖK üyelerinin medeni bir diyalogdan anlamadığını bir yıl sonra anladı.
Başbakan "ben aldatıldım" demek zorunda kaldı. YÖK ile köprüleri uçuran iktidar, bu sefer aynı sepete yanlış şeyler koyarak yine hatalı yollara saptı.
Üniversiteye giriş sınavları yaklaştıkça panikleyen AKP, tabandan gelen eleştirileri göğüsleyemeyince İHL ile ilgili düzenlemeleri YÖK yasası içine yerleştirerek Cumhurbaşkanına koz verdi.
Oysa zamanında YÖK yasasını değiştirebilmeyi becerseydi yeni YÖK üyeleri ile İHL meselesini rahatlıkla çözebilirdi. Bunu yapamayınca YÖK yasasına meslek liseleri ile ilgili düzenlemeleri ekleyerek laiklik sopası ile yine İHL'lileri dövdürdü. Hem de samimiyetsiz bir biçimde. Anayasaya aykırı olduğunu bile bile "asker üyenin YÖK'te temsil edilmesini" de son dakikada ekleyerek Cumhurbaşkanı'na yeni bir koz daha verdi.
Böylece basit bir yönetmelikle düzenlenecek İHL konusu Anayasal bir mesele haline getirildi.
Artık çözümü unutun. Niçin mi?
Çünkü hükümetin izleyeceği yolun netleşmesini bekledim. Ancak daha fazla sabredemeyeceğim. Nasıl olsa perşembenin gelişi çarşambadan belli. Yanlış yoldan doğru hedefe ulaşılamaz.
Hükümet bu noktaya gelene kadar o kadar yanlış bir metodla geldi ki iş büsbütün arap saçına döndü.
Hükümetin gayri samimi adımları Cumhurbaşkanının laiklik önyargıları ile birleşince İmam-Hatip lisesi öğrencilerinin mağduriyeti iktidarlar değişse bile değiştirilemeyecek noktaya sürüklendi.
AKP iktidarının YÖK yasası ile ilgili yanlışlar silsilesini tek tek hatırlamaya çalışalım.
İktidar kurulduğu ilk aylardan Milli Eğitim Bakanlığı'na YÖK'le, YÖK ve üniversite camiasının müzmin bürokratları ile kanlı bıçaklı bir ismi Erkan Mumcu'yu getirdi.
Mumcu'nun acemi, sivri dilli çıkışları YÖK üyelerini provoke etmeye yaradı.
Sonunda YÖK'ü götüreceğini söyleyen iktidar, Bakanı'nı götürmek zorunda kaldı.
İktidar, ikinci bir yanlışa daha imza attı. Birincisinde çok agresif bir ismi bakan yapmakla yanlış yapan iktidar, ikincisinde bir aşırılıktan başka bir aşırılığa sürüklenerek bu sefer de inisiyatifsiz, sözünün arkasında duramayan bir isme koltuğu emanet etti. Yeni Bakan Hüseyin Çelik, bir yıldır YÖK üyeleri ile pazarlık halinde.
Hükümet, YÖK üyelerinin medeni bir diyalogdan anlamadığını bir yıl sonra anladı.
Başbakan "ben aldatıldım" demek zorunda kaldı. YÖK ile köprüleri uçuran iktidar, bu sefer aynı sepete yanlış şeyler koyarak yine hatalı yollara saptı.
Üniversiteye giriş sınavları yaklaştıkça panikleyen AKP, tabandan gelen eleştirileri göğüsleyemeyince İHL ile ilgili düzenlemeleri YÖK yasası içine yerleştirerek Cumhurbaşkanına koz verdi.
Oysa zamanında YÖK yasasını değiştirebilmeyi becerseydi yeni YÖK üyeleri ile İHL meselesini rahatlıkla çözebilirdi. Bunu yapamayınca YÖK yasasına meslek liseleri ile ilgili düzenlemeleri ekleyerek laiklik sopası ile yine İHL'lileri dövdürdü. Hem de samimiyetsiz bir biçimde. Anayasaya aykırı olduğunu bile bile "asker üyenin YÖK'te temsil edilmesini" de son dakikada ekleyerek Cumhurbaşkanı'na yeni bir koz daha verdi.
Böylece basit bir yönetmelikle düzenlenecek İHL konusu Anayasal bir mesele haline getirildi.
Artık çözümü unutun. Niçin mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014