İç siyasetin rantı yüksek başlığı Suriyeliler. Öyle ki önümüzdeki seçimlere giremeyecek olan Zafer Partisi ve Ümit Özdağ'ın açıklamaları kamuoyunda karşılık buluyor ve Zafer Partisi adına anketlere yansıyor.
Geçtiğimiz Ramazan Bayramı öncesi Suriyeliler başlığı yine alevlendi.
Ümit Özdağ: 'Gerekirse zorla göndereceğiz' dedi.
Kılıçdaroğlu: 'Suriyelileri davul ile zurna ile geri göndereceğiz'
Bahçeli: 'Önümüzdeki bayram günlerinde ülkelerine gidebilen Suriyeli sığınmacıların tekrar geri dönmesine gerek yoktur."
Meral Akşener: "işi bana bırakın Esad'la el sıkışıp ülkelerine gönderelim"
R.T Erdoğan: 'Biz bu ülkede iktidarda olduğumuz sürece bize sığınan Allah'ın kullarını biz, katillerin kucağına atmayız. Bu kadar açık söylüyorum' demişti.
Süleyman Soylu bayramda kapıları kapattı, bayrama gidemediler.
O günlerde BTP Lideri Hüseyin Baş bu siyasi gündemi şöyle tariflendiriyordu: "Bugün ülke olarak, siyaset olarak aptal puma sendromu yaşıyoruz. Bir avın peşinde koşuyoruz ama attığımız taş, ürküttüğümüz kuşa değmiyor."
Aradan üç, dört ay geçti. Urfa'da zengin Suriyeliler bayrak açtı, para şovları yaptı. Sosyal medyadan ülkemiz ve milletimiz aleyhine paylaşımlar çoğaldı.
Mevlut Çavuşoğlu'nun, 'Suriye ile ayaküstü görüştük' açıklamasının ardından özellikle AKP eliyle imar edilen, her türlü hizmetin ayaklarına götürüldüğü belgedeki Suriyeliler, bayrağımızı yaktı, ülkemiz aleyhine gösterilere başladı.
Tabi Ümit Özdağ için taze bir siyasi malzeme çıkmıştı. CHP ve İYİ Parti, 'bakın, biz haklıymışız' havasına girdiler.
MHP bu tip başlıklarda, 'kabul edilemez, gereği derhal yapılmalıdır' der kabuğuna çekilir. Yine öyle oldu.
Ekonomideki çöküş, şehit haberleri, sınav skandalları, işsizlik, sağlık ve eğitim başlıklarında onlarca sorun başlığı yanına bir de şerefli bayrağımızı hem de 'Ensar olacağız' dedikleri tarafından yakılması AKP'yi zor durumda bıraktı. Ki! Ahmet Davutoğlu, AKP'ye can suyu oldu.
Davutoğlu'nun açıklamalarını dinleyince BTP Lideri Hüseyin Baş'ın, Radio Sputnik'ten (RS FM) Ali Çağatay'ın Seyir Hali programında yaptığı açıklamalar geldi aklıma.
Sayın Baş şöyle diyordu: 'Altılı masanın da, Millet İttifakı'nın da veya bütün muhalefet bloğunun da içeride ne kadar Mehmet Ali Çelebi var?
Ne kadar talimatla veya mali bir beklentiyle, koltuk sevdasıyla duruşunu, partisini, Türk milletinin geleceğini bir şekilde başkalarına tapulama potansiyeli olan kaç kişi daha piyasada dolaşıyor? Bunu da çek etmek, bunu da bilmek lazım bu da çok önemli bir durum.'
Davutoğlu ikinci Mehmet Ali Çelebi mi?
Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Ruşen Çakar'ın konuğu oldu.
Rusya'nın, hükümeti Esad ile barıştırma gayretinde olduğunu iddia edip, bunun ülkemiz için getirisi olmayacağını ekledi.
Sonra kendi döneminde yaptığı Esad ile görüşmesini, Kofi Annan'ın planlını uzun uzun anlattı ve Erdoğan'ın çizgisine geldi.
Ülkemizdeki hiçbir Suriyeli ülkesine dönmezmiş. Neden? Esad bu insanların babalarını, amcalarını, abilerini öldürmüş. O yüzden.
Başka? Eğer AKP, Esad ile masaya oturursa daha çok Suriyeli ülkemize gelirmiş!
Başka? Suriye'de barış ortamı yokmuş. Esad hala Suriyeliler için en büyük tehditmiş vs. gibi aklı zorlayan açıklamalar yaptı.
Abdullah Gül ve Erdoğan'a danışmanlık yapmış, 2009-2014 arası Dışişleri Bakanlığı, 2015'in başbakanı, 2016'nın devrik başbakanı ve 'Stratejik Derinlik' kitabının yazarı Sayın Davutoğlu çok derinlerde kalmış. Dünyadan haberi yok.
Geçtiğimiz 3 Temmuzda Halep'te dolu tribünler önünde FIBA dünya kupası Suriye-Bahreyn eleme maçı oynandı. Lazkiye sahilleri Konyalatı sahilleri gibi.
Esad yurt dışı ziyaretleri gerçekleştiriyor, konukları geliyor. Arap Birliği'ne yakında geri dönüşü gerçekleşecek. Başta Fransa olmak üzere batı ülkeleri Suriye'nin yeniden imarı için görüşmeler yapıyor.
Esad eşi ve çocukları ile Halep sokaklarında geziyor, esnaf ile sarmaş dolaş poz veriyor.
Diğer taraftan başta Erdoğan, Süleyman soylu ve Davutoğlu'nun katil dediği Esad, vatanını terk eden vatandaşları için 10 yılda 11 kez af çıkardı.
31 Mayıs 2011'de Esad, siyasi suçlulara yönelik bir af çıkardı.
21 Haziran 2011'de devlete karşı işlenmiş her türlü suç af kapsamına alındı.
15 Ocak 2012'de Esad, ülkedeki olaylarla ilgili işlenmiş suçları kapsayan af ilan etti.
29 Kasım 2013'te 29 Ekim'den önce Askeri Hizmet Kanunu çerçevesinde işlenen suçları kapsayan af ilan etti.
9 Haziran 2014'te, 9 Haziran 2014 öncesi için işlenen suçlara yönelik 'genel af' ilan etti.
25 Temmuz 2015'te asker kaçakları için genel af ilan etti.
17 Şubat 2016'da asker kaçaklarına bir af daha geldi.
Aynı kapsamda bir afta 9 Ekim 2018'de ilan edildi.
15 Eylül 2019'da Ankara'da yapılacak olan Rusya-Türkiye-İran zirvesi öncesinde bir genel af ilan edildiği duyuruldu.
23 Mart 2020'de devlete karşı işlenen suçlar için bir genel af daha ilan etti.
Şimdi soralım; Her gittiği ilde vatandaşlarca protesto edilen Ahmet Davutoğlu ne yapmaya çalışıyor? Kimin ekmeğini yağlamakla meşgul?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025